Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/10639 E. 2013/8452 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10639
- Karar No
- 2013/8452
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi (Kartal 1.İş Mahkemesi-Kapatılan) Dava Türü : İşe iade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, iş sözleşmesinin feshi için gösterilen gerekçenin asılsız olduğu ve ayrıca 6 iş günlük yasal süreye uyulmadığını, dolayısıyla 4857 sayılı Yasanın 25/2-d maddesi kapsamına dahil edilemeyeceğini, davalı şirketin davaya konu fesih iddialarının bir benzerine dayanarak başka bir personeli ile ilgili ihtilafta bu personele iki (2) günlük ücret kesim cezası verdiğini, emsal olaylar açısından bünyesindeki personellere ayrı ayrı cezalara karar verilmesinin anlaşılamamakla birlikte davaya konu feshin kötüniyetli gerçekleştirildiğinin açıkça görüldüğünü, işverenin işçiler arasında eşit davranma ilkesine uymadığını belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının davalı işyerinde depodan hurda malzeme satışı nedeniyle yürütülmekte olan bir soruşturmada kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermediği ve bu nedenle şirket yönetmeliğinin ilgili maddeleri uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı, 28.12.2011 tarihinde ise işyerinde çalışan bir işçiye ait PDKS formunun eski tarihli olması nedeniyle şirket teknik müdür yardımcısı tarafından imzalanmaması üzerine davacının "imzalamazsa imzalamasın çokta s...." şeklinde küfürlü sözler sarfetmesi nedeniyle hakkında yapılan disiplin soruşturması nedeniyle daha önce kınama cezası ile cezalandırılmış olması da dikkate alınarak iş sözleşmesinin 19.01.2012 tarihi itibariyle 4857 sayılı Yasanın 25/2-d bendi ve Yönetmeliğin 6.7./D/15 maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, somut olayda toplanan deliller, tanık beyanları ve bilirkişinin dosya kapsamına uygun gerekçeli raporu ile belirlediği üzere feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, Anayasa'nın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir. İş Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez. Dosya içeriğine göre; davalı işyeri disiplin kurulu tutanağı incelendiğinde disiplin kurulunun insan kaynakları direktörü ..., Teknik Hizmetler Müdürü ... ve çalışan ilişkileri ve ücretlendirme müdürü ...'ın iştirakı ile toplandığı belirtilmişse de aynı tutanağın ikinci sayfasında disiplin kurulunun başkan olarak ..., üye ... ve üye ...'dan oluşmuş olup adı geçen bu kişilerin imzalarının bulunduğu, toplantıya katıldığı belirtilen ...'nin imzasının olmaması yanında toplantıya katıldığı belirtilmeyen ...'ın imzasının bulunması alınan disiplin kurulu kararının geçerli sonuç doğurmamasına neden olmuştur. İşyeri disiplin yönetmeliğinde iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2 fıkrası kapsamında kalan eylemler nedeniyle feshinin disiplin kurulunda görüşülme zorunluluğu bulunduğu, buna karşılık aynı maddenin 1 ve 3 ile 4.fıkraları ve 17-18. maddelerine dayalı geçerli nedenlere dayalı fesihlerde disiplin kurulunda görüşülmeden yapılabileceği düzenlenmiştir. Hal böyle olunca işyeri disiplin kurulunun usulüne uygun şekilde toplanmadığı, toplantıya katıldığı belirtilmeyen kişi tarafından imzalandığı görülmekle disiplin yönetmeliğine aykırı şekilde verilen haklı nedenle fesih kararının hüküm doğurmayacağı açıktır. Bununla birlikte davacıya isnat edilen "imzalamazsan imzalama çok da s...." şeklinde sözün davacı tarafından söylendiği müşterek tanık tarafından beyan edildiği anlaşılmış olup olay ile ilgili tutanak, tutanak tanıklarının beyanları, davacı savunması ve tüm dosya kapsamından feshe konu sözlerin işyerinde iş barışını bozduğu, her iki tarafa karşılıklı yükümlülükler yükleyen ve güven esasına dayalı iş ilişkisinin devamının işverenden beklenmeyecek hal aldığı görülmekle yapılan fesih disiplin kurulunun oluşmasındaki yukarıda belirtilen unsurların eksikliği nedeniyle haklı nedene dayanmamakta ise de geçerli neden olarak kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle işveren feshinin işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığından davanın reddi gerekir. Yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubu ile kalan 3,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 111,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.