Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2026/1012 E. 2026/6907 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1012
- Karar No
- 2026/6907
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/922 E., 2024/816 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, eşya müsaderesi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 13.01.2026 tarihli ve 2025/3361 Esas, 2026/277 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2026 tarihli ve 7-2025/53226 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi gereği yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ "İtiraz konusu uyuşmazlık, ilk derece mahkemesinin kararının temyiz mi yoksa istinaf yoluna mı tabi olduğuna ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/01/2026 tarihli ve 2025/11-200 esas ve 2026/19 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere;
Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında, kanunda açıkça aksi düzenlenmiş bulunmadıkça hemen ve derhal uygulanma ilkesi geçerlidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri, yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Muhakeme kanunlarında yapılan değişiklikler, icra edildikleri tarihte yürürlükte bulunan usul hükümlerine uygun olarak yapılan işlemlerin hukuki geçerliliğini etkilemeyeceği gibi, hukuken sorunlu olanları da hukuka uygun hale getirmezler. Keza bu değişiklikler, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak ya da henüz tamamlanmamış işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine kural olarak geçmişe yürümezler.
12/03/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile CMK'ya eklenen geçici 6. madde de bir geçiş maddesi olarak düzenlenmiştir. Buna göre, CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yapılan değişikliğin, 01/06/2024 tarihi ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanabileceği öngörülerek uygulamada oluşabilecek tereddütler giderilmeye çalışılmıştır. Bu yönüyle norm, CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yapılan değişikliğin yürürlük ve kapsamı bakımından usuli bir özel düzenleme mahiyetindedir. Bu mahiyeti itibarıyla öncelikle uygulanmalıdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukuki nitelik olarak, hem maddi hem de usul hukukuna temas eden yönleriyle karma bir kurumdur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, CMK'nın 223/1. maddesinde sınırlı olarak sayılan hükümlerden biri olmadığı da açıktır.
Gerek 5320 sayılı Kanun'un "Temyiz ve karar düzeltme" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının, gerekse 7165 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasının konularının, doğrudan CMK'nın 223/1. maddesi kapsamında hüküm niteliğindeki kararlar olduğunda kuşku yoktur.
Yargıtay tarafından verilen bozma kararı ile bozmaya konu, derece mahkemelerince verilen her türlü hüküm ve/veya kararların ortadan kalkacağında da tereddüt bulunmamaktadır.
Nihayet uygulamada 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önce de daha evvel temyizen Yargıtay tarafından incelenerek bozulması üzerine yeniden kurulan hükmün, açıklanmasının geri bırakılması hâlinde kanun yolunun itiraz olduğu (CMK madde 231/12), kararın niteliği itibarıyla temyizinin mümkün olmadığı kabul edilegelmiştir. Nitekim CMK'ya eklenen geçici 6. maddenin ikinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentleri ile de 01/06/2024 tarihinden önce verilen kararlar yönünden önceki uygulamanın devamının gerekeceğine işaret edilmiştir.
Somut olayda bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmiş bir karar da bulunmamaktadır.
O halde ilk derece mahkemesinin 21/11/2024 olan karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 02/03/2024 tarihli (12/03/2024 tarihinde yürürlüğe giren) ve 7499 sayılı Kanun'la değişik CMK'nın 231/12. fıkrası ve CMK'ya eklenen geçici 6. madde hükümleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin 19/04/2016
tarihli ilk hükmünü inceleyerek bozma kararı veren Yükek Dairenin, bu bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesinin 21/11/2024 tarihinde verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının istinaf yoluna tabi olması sebebiyle temyizen incelenemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile 2. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13/01/2026 tarihli ve 2025/3361 esas ve 2026/277 karar sayılı ONAMA kararının KALDIRILMASI, 3. Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/11/2024 tarihli ve 2023/922 esas ve 2024/816 karar sayılı dosyanın, görevli ve yetkili bölge adliye mahkemesinin ilgili dairesine gönderilmek üzere İNCELENMEKSİZİN İADESİ, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, " talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun, 08.10.2025 tarihli ve 2025/169 Esas; 2025/381 Karar sayılı ilâmında da ayrıntılarına değinildiği üzere;
Bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un "Temyiz ve karar düzeltme" başlıklı 8/1. maddesinde; "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır." hükmüne yer verilmek suretiyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun), bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Kanun'un temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Kanun koyucu tarafından, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden önce verilerek temyiz incelemesinden geçen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Kanun'un temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklindeki düzenleme yoluyla bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce karar verilen hallerde kesinleşmeye kadar başvurulacak kanun yolunun istinaf değil, temyiz kanun yolu olduğuna işaret edilmiştir.
Kanun koyucunun düzenlemeye ilişkin ortaya koyduğu iradede, doğrudan temyiz incelemesine imkân sağlanarak kanun yolu incelemesinin makul sürede sonuçlandırılmak istendiği de açıktır. Yine istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından kesinlik sınırları içinde kalacak şekilde hüküm kurulmasının da mümkün olması karşısında bahse konu karara karşı temyiz denetim yolunun kapalı olması daha önce bu hakkı elinde bulunduran taraflar yönünden aleyhe bir durum yaratacağından kazanılmış hakların korunması ilkesini de barındıran hukukî güvenlik ilkesine aykırı bir durum yaratacaktır.
Bu suretle; 5271 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki değişikliklere ilişkin, aynı Kanun'a eklenen geçici 6/2-b-c madde ve fıkralarındaki;
"b) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz kanun yolunun uygulanmasına devam olunur. Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılır.
c) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak 231 inci maddenin onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanması veya yeniden kurulması hâlinde, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanır." şeklindeki düzenlemeler de göz önüne alındığında, belirtilen tüm bu gerekçeler ve Dairemizin, bahse konu dosyaya dair 13.01.2026 tarihli ve 2025/3361 Esas, 2026/277 Karar sayılı kararında belirtilen nedenler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,
2.5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 13.01.2026 tarihli ve 2025/3361 Esas, 2026/277 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Kaçakçılık suçundan sanık ... hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, katılan idare vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 13.01.2026 tarih ve 2026/277 K sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/03/2026 tarihli itirazı üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine ilişkin sayın çoğunluğun kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
14.03.2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında değişikliğe gidilmiştir. Bu fıkrada “272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir.” hükmü getirilmiştir. 12 nci fıkra ile Ceza Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıkça belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanacaktır. Yani şartlarının varlığı halinde bölge adliye mahkemesinin kararı temyiz kanun yoluna tabi olacaktır. Yine, 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde de temyiz kanun yoluna gidilebilecektir. Somut olayda olduğu gibi, daha önce temyiz incelemesinden geçen ancak sonrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde bu karar da istinaf yasa yoluna tabi olacaktır. Çünkü 7499 sayılı Yasa ile değişik Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında, bu kararların açıkça istinaf kanun yoluna tabi olduğu belirtilmiş, istisna olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebileceği belirtilmiş, başkaca da bir istisnaya yer verilmemiştir. Kanun Koyucunun aksi kanaatte olması halinde bu hususun da açıkça istisnalar arasında sayılması gerekirdi. Bu anlatılanlar dikkate alındığında, kararın istinaf kanun yoluna tabi olması nedeniyle bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere incelenmeksizin iadesi yerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 14.05.2026