Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/2862 E. 2025/15867 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2862
Karar No
2025/15867
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2022/948 E., 2023/1642 K. SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER: Sanık ... hakkında mahkûmiyet, eşya müsaderesi, sanık ... hakkında kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî incelenmeksizin iade, kısmî bozma

I. Hükmün, katılan ... İdaresi vekili ile sanık ... tarafından temyizi üzerine, sanık ... yönünden yapılan ön inceleme neticesinde; Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/172 Karar sayılı dosyasında sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleşmesine müteakip, işbu dosya kapsamında sanık hakkında uyarlama yargılamasında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, uyarlama kararına konu olan mahkûmiyet hükmünün 5252 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 01.06.2005 tarihinden sonra kesinleştiği gözetilerek, bu tarihten sonra yapılan uyarlama yargılaması sonunda verilen kararların 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 101/3. maddesi gereğince itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

II. Sanık ... hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Yerel mahkemece, 26.02.2015 tarihinde, iddianamede müsaderesi talep edilen suçta kullanılan nakil aracına yönelik müsaderesine yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/7383 Esas, 2022/10424 Karar sayılı ilamıyla nakil aracına ilişkin kısmın onanmasına karar verilmesi suretiyle kesinleştiği ve bozma ilamı sonrası Mahkemece bu hususta yeniden bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, katılan ... İdaresi vekilinin bu konuyla ilgili temyiz talebi inceleme dışı bırakılmıştır.

Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; Sanıklar ... ve ... hakkında açılan davada Mahkemece 26.02.2015 tarihli ve 2014/440 Esas, 2015/172 Karar sayılı ilâmıyla sanıkların mahkûmiyetlerine karar verildiği, anılan hükmün, katılan ... İdaresi vekili tarafından nakil aracına hasren temyizi ile sanık ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/7383 Esas, 2022/10424 Karar sayılı ilamı ile yalnızca sanık ... yönünden bozulmasına karar verildiği, dolayısıyla sanık ... yönüyle ilk hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla, 7242 sayılı Kanun'un 61, 62... . maddeleriyle ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda (5607 sayılı Kanun) yapılan değişiklikler sonrası sanık ... yönüyle uyarlama yargılamasının, sanık ... yönünden bozma ilâmı sonrasında yeni esasa kaydedilen dosya üzerinde birlikte görülemeyeceğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de, 1. Dava konusu kaçak eşyanın miktarına göre sanık hakkında temel cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61. maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulduğu, dosya kapsamında sanık tarafından etkin pişmanlık kapsamında ödeme yapılmadığı ve suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin normal değerde olduğu gözetilerek, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile sonradan yürürlüğe giren ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle denetime imkan verecek şekilde lehe olan kanunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2. Sanık hakkında 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 326/son cümlesi uyarınca kazanılmış hakkı gereği cezasının 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerekirken, uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması,

3. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adlî para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte

çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeksizin, sanıklar hakkında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bentte infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adlî para cezasının ödenmemesi halinde cezanın hapis cezasına çevrileceğinin belirtilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 11.12.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/2862, K. 2025/15867, T. 11.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-2862-e-2025-15867-k-113899070fec