Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/7479 E. 2023/7672 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/7479
Karar No
2023/7672
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1784 E., 2023/31 K. Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2023 tarihli ve 2023/20675 numaralı tebliğnamesinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) vekilinin de temyiz istemi olduğu belirtilmiş ise de; EPDK vekilinin 23.01.2023 tarihli dilekçesinin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 10.01.2023 tarihli ve 2022/1784 Esas ve 2023/31 Karar sayılı kararının (I) numaralı bendinde yer alan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 276 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında verilen ve aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olan EPDK vekilinin istinaf başvurusunun istinafa hakkı bulunmadığından reddine dair karara yönelik itiraz dilekçesi olup, söz konusu dilekçe hakkında itiraz mercii olan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 24.01.2023 tarihli ve 2022/1784 Esas, 2023/31 Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, bu husus inceleme dışı bırakılmıştır. Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemine gelince; Kaçağa konu eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması nedeniyle, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanun'u (5607 sayılı Kanun) kapsamında kaldığı gözetilerek katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören ve katılma isteğinde bulunan Gümrük İdaresi'nin 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2013 tarihli ve 2009/277 Esas, 2013/108 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na (5015 sayılı Kanun) muhalefet suçundan neticeten 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak akaryakıt ve yük hayvanlarının müsaderesine, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, denetim süresinde 20 adet ağaç dikme ve 1 yıl süre ile bu ağaçların bakımını yapma tedbirinin tatbikine karar verilmiştir. 2.Suça sürüklenen çocuğun denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması üzerine Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2017 tarihli ve 2016/264 Esas, 2017/178 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilmiştir. 3.Anılan kararın suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.01.2023 tarihli ve 2022/1784 Esas, 2023/31 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, suça konu kaçak eşyanın müsaderesine, nakil hayvanlarının sahibine iadesine şeklinde hükmün düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği; düşme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, düşme kararı ile birlikte Gümrük İdaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken edilmediğine ve nakil hayvanlarının müsaderesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Suça sürüklenen çocuk hakkında 03.11.2008 tarihinde Çaldıran ilçesinde Hudut taşları arasından ülkeye 6 adet at ve 5 adet eşek ile 280 litre kaçak motorin ve 320 litre gaz yağı sokmaya çalışırken kollukça yapılan müdahale üzerine olay yerinden kaçan ancak yakalanamayan şahıslardan olduğu iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmış, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde eylemin sübuta erdiği kabul edilmiştir. 2.Suça sürüklenen çocuğun kovuşturma aşamasında 21.09.2010 tarihinde savunmasının alındığı, suça sürüklenen çocuk hakkında 19.02.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla suçtan zarar gören sıfatı bulunan Gümrük İdaresi'ne tebliğ edilmeksizin 15.04.2013 tarihinde usulsüz olarak kesinleştirildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı eylemin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinde düzenlenen kaçakçılık suçunu oluşturacağı, bu suçtan zarar gören kurum Gümrük İdaresi olup, ilk derece mahkemesince Gümrük İdaresi'nin yokluğunda yargılama yapılarak 19.02.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın Gümrük İdaresi'ne tebliğ de edilmediği, dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği, bu haliyle zamanaşımını kesen son işlemin suça sürüklenen çocuğun 21.09.2010 tarihli savunması olduğu, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen 15 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olacağı ve fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında 10 yıllık olağan zamanaşımı süresinin hükümden sonra 21.09.2020 tarihinde dolduğu kanaatine varılmıştır. IV. GEREKÇE 1.Kaçağa konu eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması nedeniyle, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri kapsamında gümrük vergileri ödenmeksizin, gümrük kapısı dışından kaçak eşya sokulması suçunu oluşturduğu ve 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereği eylemin 15 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmıştır. Suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 19.02.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ancak kararın 5607 sayılı Kanun uyarınca suçtan zarar gören ve katılma hakkı bulunan, yargılama yokluğunda yürütülen Gümrük İdaresi'ne tebliğ edilmediği, 19.02.2013 tarihli hükme yönelik Gümrük İdaresi'nin itiraz hakkı bulunduğundan anılan kuruma tebliğ edilmeyen hükmün henüz kesinleşmediği ve dava zamanaşımı süresinin durmadığı, bu nedenle de hükmün açıklanmasına dair 13.06.2017 tarihli kararın hukukî değerden yoksun olduğu, 13.06.2017 tarihli karar hukukî değerden yoksun olduğundan 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımını kesen en son işlemin 21.09.2010 tarihli mahkeme huzurunda savunma alma işlemi olduğu ve bu tarihten, karar tarihine kadar, 10 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiş, zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ''Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.'' şeklindeki düzenlemeye yer verildiği, buna göre etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi halinde, bizatihi kaçak olmayan nakil aracının müsaderesine olanak verecek bir yasal düzenlemenin bulunmadığı cihetle dava konusu nakil hayvanlarının iadesine karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Kanun koyucu tarafından, düşme kararı verilmesi halinde yargılama giderlerinin sanığa yükletilebileceğine ilişkin bir düzenleme getirilmemiş olması karşısında, hükümde Gümrük İdaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.01.2023 tarihli ve 2022/1784 Esas, 2023/31 Karar sayılı kararında suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/7479, K. 2023/7672, T. 04.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-7479-e-2023-7672-k-e24c7c490997