Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/6672 E. 2026/4358 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/6672
- Karar No
- 2026/4358
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/545 E., 2015/107 K. KARAR : Müsadere TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
Seçim günü silah taşıma yasağına aykırı hareket etme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin ön ödemede bulunduğu gerekçesiyle verilen 19.12.2010 tarihli ve 2010/5950 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, şüpheliden ele geçirilen ve adli emanetin 2010/626 sırasına kayıtlı ... marka ... seri numaralı 9 mm çapındaki silahın ve 30... mm çapındaki mermilerin müsaderesi talebi üzerine, ... marka ... seri numaralı 9 mm çapındaki silahın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4. maddesi gereğince müsaderesine dair Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli ve 2014/545 esas, 2015/107 sayılı kararı ile anılan müsadere kararını takiben adli emanetin 2010/626 sırasına kayıtlı 30... mm çapındaki mermilerin müsaderesi yönünde karar verilmediğinden bahisle ek karar verilmesi talebi üzerine, 30... mm çapındaki mermilerin Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve 2014/545 esas, 2015/107 sayılı ek kararıyla müsaderesine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 10.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/8516 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/8516 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 10/06/2020 tarihli ve 2020/1869 esas, 2020/6154 karar sayılı ilamında yer alan "...şüphelinin seçim günü silah taşıyarak 298 sayılı Seçim Kanunu'nun 171. maddesine muhalefet suçunu işlediği, suçun ön ödemeye tabi bir suç olması nedeniyle ön ödemeden sonra kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, ön ödeme yapılmamış olsaydı Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılacağı, bu haliyle suçta ele geçirilen silahın suçun konusu olduğu ve müsadere kararı vermeye görevli mahkemenin asliye ceza mahkemesi olduğu ve sulh ceza hakimliğince bu konuda karar verilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilmeden ... Bozulmasına" şeklindeki açıklamalara nazaran, somut olayda müsadere kararının Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmesi gerektiği düşünülerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 256/1. maddesinde "(1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.(2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.", aynı Kanun'un 257. maddesinde "(1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir. (2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler. (3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini ertelemez." şeklindeki düzenlemelere nazaran, Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2021 tarihli kararının asıl karar tarihi itibariyle temyize tâbi olduğu cihetle, bu karara karşı yapılan itiraz hakkındaki mercii Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/11/2021 tarihli ve 2021/447 değişik iş sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu, Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2021 tarihli ve 2014/545 esas, 2015/107 sayılı ek kararı yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/04/2012 tarihli ve 2011/6-410 esas, 2012/170 karar sayılı ilâmı ile Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 03/10/2011 tarihli ve 2011/13090 esas, 2011/55398 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında; dosya üzerinden verilen kararda, başvurulabilecek kanun yolunun temyiz yerine itiraz olarak yanlış gösterildiği anlaşıldığından kararın kesinleşmediği cihetle, kesinleşmemiş bulunan karara karşı sanık tarafından verilen 25/10/2021 tarihli dilekçenin temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek merciince değerlendirilmesi gerektiği ancak Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2015 tarihli ve 2014/545 esas, 2015/107 sayılı müsadere kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2019/31589 esas, 2019/11241 karar sayılı ilamı ile müsadere konusu eşyanın değerinin hüküm tarihi itibariyle temyiz sınırı altında kaldığından bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmesi ve Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2015 tarihli ve 2014/545 esas, 2015/107 sayılı kararı aleyhine aşağıda belirtilen gerekçeler ile kanun yararına bozma yoluna başvurulması nedeniyle sanık tarafından verilen 25/10/2021 tarihli dilekçenin temyiz dilekçesi olarak merciince değerlendirilmesinde bu aşamada hukuki yarar bulunmadığı, diğer yandan kesinleşmemiş olan Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2021 tarihli ve 2014/545 esas, 2015/107 sayılı ek kararının, asıl karar olan Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2015 tarihli ve 2014/545 esas, 2015/107 sayılı kararının kanun yararına bozulması halinde Mahkemesince birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesinin mümkün olduğu, Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2015 tarihli ve 2014/545 esas, 2015/107 sayılı kararı yönünden; 1-Anılan Mahkeme kararının gerekçesinde "... adına ruhsatlı iken ruhsat süresinin dolması nedeni ile gerekli tebligatlar yapılmasına rağmen ruhsatı yenilemediği, silahı bizzat kendisinin getirerek idareye teslim ettiği, aleyhine müsadere talep olunan ... hakkında Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca 6136 sayılı yasaya muhalefet suçunun yasal unsurları oluşmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve Muş Adli Emanetin 2010/626 sırasında kayıtlı silah ve ekleri üzerinde müsadere kararı verilmesi talep edildiği, silah üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde . Silahın ... marka G28848 Z seri numaralı 9 mm çapında fişek atabilen 16 adet mermi kapasiteli jarjörü bulunan 6136 Sayılı Yasa kapsamında bulunan ancak vahim nitelikte olmayan silahlardan olduğu ancak silah çalışır vaziyette olduğu, tesirli menzilinin 100 metre silahın ruhsata tabi silahlardan olduğu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde 2010/602 sırasında kayıtlı silah ve eklerinin 6136 Sayılı Yasa kapsamında taşınması ve bulundurulması ruhsat dışı memnu evsafa haiz vahim nitelikte olmayan silahlardan olduğu anlaşılmakla Muş Adli Emanetin 2010/626 sırasında kayıtlı silah ve eklerinin müsaderesine karar verilmesi gerekmiş" şeklinde açıklamalara yer verilerek suça konu silahın 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiş ise de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği, Şüphelinin 12/09/2010 seçim günü ruhsatlı silahını taşıyarak uçağa binmek suretiyle Muş ilinden İstanbul iline gelmesi şeklinde gerçekleşen olaya ilişkin Mahkeme gerekçesinin dosya kapsamı ile uyumlu olmadan yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- 5237 sayılı Kanun’un 54/1. maddesinde yer alan "İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur." şeklindeki düzenleme uyarınca, suça konu silah ve mermilerin anılan Kanun'un 54/1. maddesi gereğince müsadere edilmesi yerine yazılı şekilde aynı Kanun'un 54/4. maddesi uyarıca müsadere edilmesinde, İsabet görülmemiştir. '' yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. KARAR Kanun yararına bozmaya konu kararın hüküm bölümünün ''1-Malen sorumlu ... adına kayıtlı ruhsatlı iken ruhsat süresi dolmuş olan 6136 sayılı yasanın 13/1 maddesi kapsamındaki adli emanetin 2010/626 sırasında kayıtlı 9 mm çapında ... seri numaralı üzerinde ... yazılı tabancanın 5237 Sayılı TCK'nun 54/4 maddesi uyarınca MÜSADERESİNE, (...)'' yönünde olduğu anlaşılmakla birlikte, dosya safahatında bulunan aynı yöndeki Muş 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2011 tarihli ve 2011/112 Esas, 2011/357 Karar sayılı kararının, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 03.09.2012 tarihli ve 2012/23905 Esas, 2012/25116 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği de sabit olmakla, müsadere kararına dayanak 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun bakımından kanun yararına bozma incelenmesine ilişkin görev ve yetkinin, 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile değişik 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun, 25.01.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı kararı uyarınca Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesine ait olduğu anlaşılmakla, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dava dosyasının ilgili Daireye GÖNDERİLMESİNE, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.