Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/15650 E. 2025/5908 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/15650
- Karar No
- 2025/5908
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/3746 D.İş KABAHAT : 2918 sayılı Kanun'a muhalefet Kabahatli hakkında, 2918 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, 1.823,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.09.2022 tarihli ve 2022/3746 D.İş sayılı kararıyla başvurunun reddine karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/65303 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/65303 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/09/2022 tarihli ve 2022/3746 değişik iş sayılı kararında, Erzurum Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü Trafik Düzenleme ve Denetleme Büro Amirliğinin 13/07/2022 tarihli idarî yaptırım karar tutanağı serî numarasının 95264274 yerine 9526424 olarak yazılmasının maddî hata temelli yazım hatası olduğu ve mahallinde düzeltilebileceği gözetilerek yapılan incelemede, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 02/11/2020 tarihli ve 2019/18959 esas, 2020/10129 karar sayılı ilâmında '' ... 5326 sayılı Kanunun 22-31. maddelerini kapsayan Dördüncü Bölümünün ''Karar Verme Yetkisi ve Kanun Yolları'' başlığını taşıdığı, anılan Kanunun 27. maddesinin başlığının ''Başvuru yolu'', 29. maddesinin başlığının ise ''İtiraz yolu'' olarak düzenlendiği, yine ''Masrafların ve vekâlet ücretinin ödenmesi '' başlıklı 31. maddesinin; ''(1) İdarî yaptırım kararına karşı başvuru yolu harca tâbi değildir. (1) (2) Kanun yoluna başvuru dolayısıyla oluşan bütün masraflar ve vekâlet ücreti, başvurusu veya savunması reddedilen tarafça ödenir.'' hükümlerini amir olduğu, Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2018 yılı Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinin 14/5. maddesinin '' (5) Ceza mahkemelerinde görülen tekzip, internet yayın içeriğinden çıkarma, idarî para cezalarına itiraz gibi başvuruların kabulü veya ilk derece mahkemesinin kararına yapılan itiraz üzerine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması hâlinde işin duruşmasız veya duruşmalı oluşuna göre ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörüldüğü şekilde avukatlık ücretine hükmedilir. Ancak başvuruya konu idarî para cezasının miktarı Tarifenin ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörülen maktu ücretin altında ise idarî para cezası kadar avukatlık ücretine hükmedilir.'' hükümlerini içerdiği, tüm bu hususlar uyarınca, hakkında uygulanan idarî para cezasının iptali için 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurusu reddedilen muteriz aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği ... '' şeklinde belirtildiği üzere, hakkında uygulanan idarî para cezasının iptali için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurusu reddedilen muteriz aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği, muterizin yapmış olduğu başvurunun reddedilmesi durumunda bu red kararına karşı anılan Kanunun 29. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulması ve bu itirazının da reddedilmesi gerektiği, aksi kabulün Kanunun kabul ve sistematiğine aykırı olacağı gibi hâk arama özgürlüğünün de önüne geçeceği, somut olayda, muteriz tarafından idarî para cezasının kaldırılması için yapılan başvurunun reddine dair verilen kararın, karara konu idarî para cezasının miktarı itibarı ile kesin olduğu ve muteriz aleyhine 1.823,00 Türk lirası vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309-310. maddelerinde düzenlenen “Kanun Yararına Bozma” olağanüstü kanun yollarındandır. Kanun yararına bozma yasa yolu; istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi sebebiyle dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Kanun yararına bozma, ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek kayıpların önlenmesi açısından kabul edilmiş bir olağanüstü kanun yolu olup, ikinci bir temyiz yolu değildir. 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında, eylemin subutuna yönelik delillerin değerlendirilmesi ve takdire yönelik konular ile şahsi hakka ilişkin konularda kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna başvurulamayacağı kabul edilmiştir. Bu itibarla şahsi hak niteliğindeki vekâlet ücretine yönelik kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2025 tarihinde karar verildi.