Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/11940 E. 2023/7641 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/11940
- Karar No
- 2023/7641
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3720 E., 2023/176 K. SUÇ : 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 01.02.2022 tarihli ve 2020/2909 Esas, 2022/234 Karar sayılı hükmünün Dairemizin 08.11.2022 tarihli kararı ile bozulduğu, bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2020 tarihli ve 2017/1247 Esas, 2020/1355 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2020/2909 Esas ve 2022/234 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin lehe istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın eyleminin kül halinde 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na (5490 sayılı Kanun) muhalefet suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında 5490 sayılı Kanunun 67 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 58 inci maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3.Anılan kararın sanık ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.11.2022 tarihli ve 2022/6918 Esas, 2022/15824 Karar sayılı ilâmıyla; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde tanımlanan "çocuğun soybağını değiştirme" suçunu oluşturduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 07.02.2023 tarihli ve 2022/3720 Esas ve 2023/176 Karar sayılı kararı ile önceki hükümde direnilmesi ile sanığın eyleminin kül halinde 5490 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında 5490 sayılı Kanunun 67 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 58 inci maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz istemi; sanığın cezaevinde olduğu dönemde katılan tarafından çocukların sanığa bırakıldığını ve katılanın kaçtığını ancak mağdurun nüfus cüzdanının yanlarında olmadığı, sanık tarafından gerekli başvuruların yapılmasına rağmen mağdurun nüfus cüzdanının çıkartılamadığı, mağdurun eğitim ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesi için sanık tarafından mağdurun, resmi nikahlı eşi ...' in üzerine kaydettirdiği, amacının çocuğun ... yararı olduğu, suç işleme kastı bulunmadığı, Yargıtay uygulamaları uyarınca da eylemin çocuğun soybağını değiştirme suçu olarak kabul edilmediği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığından kararın bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; 1.Sanığın, katılan ile müşterek çocukları olan ...'ye ilişkin suç tarihinde Aydın Nüfus Müdürlüğüne müracaatla doğum bildiriminde bulunmak suretiyle ... olarak evrak düzenlenmesini sağladığı, ... adına nüfus cüzdanının düzenlendiği ve bu hali ile görevliye yalan beyanda bulunduğu gibi çocuğun anne adını da hakkında beraat kararı kesinleşen eşi ... olarak yazdırmak sureti ile soy bağının değiştirilmesini ve gizlenmesini sağladığı iddiası ile hakkında dava açıldığı anlaşılmaktadır. 2.Sanık aşamalarda tespit edilen savunmalarında, cezaevinde bulduğu dönemde katılan tarafından çocukların kendisine bırakıldığını, müşterek çocuklarının kimliğinin kendisine verilmemesi nedeni ile zor durumda kaldığını, bir türlü nüfus cüzdanını temin edemediğini, başka bir çıkış yolu bulamadığı için bu şekilde hareket ettiğini beyan ettiği görülmüştür. 3.Mağdur beyanlarında, isminin ... olduğunu, katılanı hiç görmediğini, katılanın kendisini doğurup bıraktığı hususunu annesinin söylediğini, annesinin de huzurda bulunan kişi (hakkında beraat kararı kesinleşen sanık ...) olduğunu beyan ettiği görülmüştür. 4.Katılanın olay nedeni ile şikâyetçi olduğu anlaşılmıştır. 5.Tanık ... beyanlarında; sanığın kardeşi olduğunu, sanığın cezaevinde olduğu dönemde resmi nikahlı eşi olmayan ... ile olan müşterek çocuklarının katılan ... tarafından cezaevine bırakıldığını ve kimliklerin verilmediğini, sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşmakta sorun yaşandığı için sanığın farklı bir kimlik çıkarmak zorunda kaldığını ifade ettiği görülmüştür. 6.Tanık ... beyanlarında; katılan ... tarafından çocukların cezaevine bırakıldığını, o tarihte ...'in sanığın resmi nikahlı eşi olması nedeni ile çocukların ortada kalmaması için anne olarak ...'in yazdırıldığını belirttiği görülmüştür. 7.Tanıklar ... ve ... beyanlarında; sanığın cezaevinde bulunduğu dönemde katılan tarafından çocukların kapının önüne bırakıldığını ifade etmişlerdir. 8.Dosya içerisinde yer alan 04.02.2013 tarihli doğum bildirim formu uyarınca, mağdurun isminin, anne adının ve doğum tarihinin değiştirilerek yeni bir kayıt yapıldığı ve mağdura yeni bir Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının verildiği görülmüştür. 9.Yapılan yargılama sonucunda ilk derece Mahkemesi tarafından sanığın eylemlerinin sabit olduğu sonucuna varılarak iddianamede yer verilen her iki suçtan da mahkûmiyetine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise eylemin kül halinde 5490 sayılı Kanun'un 67 nci maddesine aykırılık oluşturduğuna hükmedildiği anlaşılmıştır. 10.Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmından sonra, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından;'' Dairemizce 01.02.2022 tarih ve 2020/2909 Esas, 2022/234 sayılı karar ile "Sanığın ... ile evlilik dışı ilişkisinden olan çocuğunun 16/03/2009 tarihinde annesi ...'ın başvurusu üzerine ... ... ismi ile baba adı Metin, anne adı ..., doğum yeri Osmangazi, doğum tarihi 27/02/2009 olarak ... TC kimlik numarası ile Denizli, Serinhisar, Yatağan mahallesi nüfusuna kayıt edildiği, babası Metin'in 06/09/2011 tarih ve 44444 nolu tanıma senedi ile tanıması üzerine çocuğun nüfustaki kaydının babasının kayıtlı olduğu ..., Tutak, Geçimli köyü nüfusuna naklinin yapıldığı, sanığın 04/02/2013 tarihinde nüfus müdürlüğüne başvurarak sanki resmen evli olduğu ...'den erkek bir çocuğu doğmuş gibi ... ismiyle ... TCK kimlik numaralı olarak yeniden nüfusa kaydettirdiği olayda İlk Derece mahkemesince sanığın eyleminin hem Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan hem de Çocuğun Soybağını Değiştirmek suçların oluşturduğu kabul edilerek her iki suçtan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafi tarafından sanık lehine istinaf edilmesi üzerine Dairemizce sanığın eyleminin hukuki nitelendirilmesinin yapılması için duruşma açıldığı görülmüştür. Ayrıntıları Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/06/2013 tarih ve 2012/1056 Esas, 2013/10351 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; ...'ın nüfusta halen kayıtlı olması nedeniyle soy bağı değiştirilmediğinden veya gizlenmediğinden sanığa isnat olunan çocuğun soy bağını değiştirmek suçunun yasal unsurları itibari ile oluşmadığı, yine ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.09.2015 tarihli 2015/412 Esas ve 2015/286 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sanığın nüfusa kayıt fiili üzerinde hakimiyetinin bulunmaması nedeniyle eylemin resmi belgede sahtecilik suçuna vücut vermeyeceği, nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle nüfusta kayıtlı olan çocuğun ikinci kez nüfusa kaydettirilmesinin hem TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan hem de 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 67/1.maddesinde hüküm altına alınan nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçlarının oluştuğundan söz etmek mümkün ise de; TCK'nin 206. maddesinde genel olarak her türlü yalan beyanın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu‘nun 67/1. maddesinde bundan daha özel biçimde nüfus işlemlerinde yalan beyanın yaptırım altına alındığı nazara alındığında, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 67/1. maddesinin TCK'nın 206/1 maddesine göre "özel norm" niteliğinde olduğu ve "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca eylemin yalnızca Nüfus Müdürlüğüne Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunmak suçunu oluşturduğu, İlk Derece Mahkemesince eylem ikiye bölünerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan da mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu, belirtilen nedenlerle İlk Derece Mahkemesi hükmünün her iki suç yönünden kaldırılarak sanığın Nüfus Müdürlüğüne Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunmak suçundan cezalandırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararı Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafi tarafından sanık lehine istinaf edildiğinden sanığa TCK'nın 206/1 maddesinden verilen 2 ... 15 gün hapis cezası ile TCK'nın 231/1 maddesinden verilen 10 ... hapis cezasının paraya çevrilmesi sonucu belirlenen 6.000TL gözetildiğinde sanığa Dairemizce verilen 10 ... hapis cezasının sanık aleyhine olmadığı anlaşıldığından sanık hakkında kazanılmış hakkın korunması ile ilgili karar verilmesine gerek bulunmadığına, sanığın adli sicil kaydında yer alan Acıpayam Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/318 Esas sayılı kararının 25/06/2012 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde tekerrüre esas olduğu anlaşıldığından sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir." Dairemizce verilen kararın sanık ve müdafi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 7.Ceza Dairesine gönderildiği, Yargıtay 7. Ceza Dairesince yapılan incelemede; 08/11/2022 tarihli 2022/6918 Esas-2022/15824 Karar sayılı ilamı ile "Sanık ve katılanın müşterek çocuğu olduğu sabit olan ..., gerçek doğum ve aile bilgileri ile nüfusta kayıtlı iken bu defa sanık tarafından Nüfus Müdürlüğüne yapılan beyan uyarınca ismi, doğum tarihi ve anne adının değiştirilmesi sureti ile yeniden kaydettirmekten ibaret eylemin, TCK'nun 231.maddesindeki "çocuğun soybağını değiştirme" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde 5490 sayılı Yasaya muhalefet suçundan hüküm kurulması" nedeni ile Dairemiz kararının bozularak gönderildiği anlaşılmıştır. Dairemizce yeniden yapılan yargılama sonucunda; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca çocuk ile ana arasında soybağı doğumla, çocuk ile baba arasında soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulabilir. Bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın ... ile evlilik dışı ilişkisinden olan çocuğunun 16/03/2009 tarihinde annesi ...'ın başvurusu üzerine ... ... ismi ile baba adı Metin, anne adı ..., doğum yeri Osmangazi, doğum tarihi 27/02/2009 olarak ... TC kimlik numarası ile Denizli, Serinhisar, Yatağan mahallesi nüfusuna kayıt edildiği, babası Metin'in 06/09/2011 tarih ve 44444 nolu tanıma senedi ile tanıması üzerine çocuğun nüfustaki kaydının babasının kayıtlı olduğu ..., Tutak, Geçimli köyü nüfusuna naklinin yapıldığı, bu şekilde anne ile doğumla kurulan soybağının biyolojik baba ile de tanıma yolu ile kurulduğu görülmüştür. Sanık, 04/02/2013 tarihinde nüfus müdürlüğüne başvurarak sanki resmen evli olduğu ...'den erkek bir çocuğu doğmuş gibi ...'yi ... ismiyle ... TC kimlik numaralı olarak yeniden nüfusa kaydettirmiştir. Doğumun bildirimi 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 15. Maddesinde düzenlenmiş, aynı Yasanın Gerçek dışı beyan başlıklı 67. Maddisinin 1. Fıkrasında "... herhangi bir işlem sebebiyle nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunanlar ... altı aydan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenleme ile gerçeğe aykırı bildirimler yaptırıma bağlanmıştır. Doğum bildiriminin, nüfus müdürlüğüne bildirilen bir işlem olduğu, dolayısıyla gerçeğe aykırı bildirimde bulunulmasının da bu madde kapsamına girdiğinde şüphe yoktur. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/06/2013 tarih ve 2012/1056 Esas, 2013/10351 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; ...'ın nüfusta halen kayıtlı olması nedeniyle soy bağı değiştirilmediğinden veya gizlenmediğinden sanığa isnat olunan çocuğun soy bağını değiştirmek suçunun yasal unsurları itibari ile oluşmadığı, yine ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.09.2015 tarihli 2015/412 Esas ve 2015/286 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sanığın nüfusa kayıt fiili üzerinde hakimiyetinin bulunmaması nedeniyle eylemin resmi belgede sahtecilik suçuna vücut vermeyeceği, nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle nüfusta kayıtlı olan çocuğun ikinci kez nüfusa kaydettirilmesinin hem TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan hem de 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 67/1. maddesinde hüküm altına alınan nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçlarının oluştuğundan söz etmek mümkün ise de; TCK'nin 206. maddesinde genel olarak her türlü yalan beyanın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu‘nun 67/1. maddesinde bundan daha özel biçimde nüfus işlemlerinde yalan beyanın yaptırım altına alındığı nazara alındığında, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 67/1. maddesinin TCK'nın 206/1 maddesine göre "özel norm" niteliğinde olduğu ve "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca eylemin yalnızca Nüfus Müdürlüğüne Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunmak suçunu oluşturduğu düşünüldüğünden önceki kararda direnilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.'' yönündeki kabul ve gerekçeye dayandığı görülmüştür. IV. GEREKÇE Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde tanımlanan "çocuğun soybağını değiştirme" suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığından, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Dairemizin 08.11.2022 tarihli ve 2022/6918 Esas, 2022/15824 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 04.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesinin 01.02.2022 tarihli ve 2020/2909 Esas, 2022/234 Karar sayılı kararının Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonrasında, 08.11.2022 tarihli kararı ile bozulması sonrasında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının temyiz edilebilir nitelikte olduğu düşüncesi ile heyetimizce yeniden değerlendirilmesi amacıyla dosya ele alındığında, sayın çoğunluğun, Mahkemenin direnme kararının yerinde olmadığına, kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca görüşülmesi gerektiği düşüncesinin aksine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının yerinde olduğu gerekçesi ile Dairemizin 08.11.2022 tarihli bozma kararının kaldırılmasına ve kararın onanmasına yönelik karşı düşünce de olduğum gerekçesi ile karara katılmıyorum. Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş, sanığa isnat edilen eylemin vasıflandırılmasına ilişkindir. Sayın çoğunluk, evlilik dışı doğan, gerçek doğum ve aile bilgileri ile nüfusta kayıtlı iken, sanık tarafından Nüfus Müdürlüğüne yapılan beyan ile isim, doğum tarihi ve anne adı değiştirilmek sureti ile çocuğun yeniden nüfusa kayıt edilmesinden ibaret eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 231. Maddesinde düzenlenen “çocuğun soybağını değiştirme” suçu olarak nitelendirir iken, tarafımdan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesinin direnme kararında ayrıntıları açık ve net olarak vurguladığı üzere sanığın, halen nüfusa kayıtlı olan evlilik dışı çocuğunu mükerrer olarak farklı bilgiler ile kayıt etmesi eyleminin “soybağını değiştirme suçunun” yasal unsurlarını oluşturamayacağı, AKSİNE, Nüfus Müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle çocuğun ikinci kez nüfusa kayıt edilmesi şeklinde gerçekleşen eylemin, daha özel bir norm olan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 67/1.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.