Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/6622 E. 2023/7825 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6622
- Karar No
- 2023/7825
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2009/498 E., 2015/221 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2015 tarihli ve 2009/498 Esas, 2015/221 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca erteli 1 yıl 3 ... hapis ve 5 gün karşılığı 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve nakil araçlarının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği, münhasıran sanıklar ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen hapis cezalarının ertelenmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ve suçta kullanılan nakil araçlarının müsadere edilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 25.06.2009 tarihinde temyize konu sanık ...'in triptik belgesi kendi adına kayıtlı 21 DU 091 plakalı araçla, temyiz dışı sanık ...'in yanında işçi olarak çalıştığını beyan eden diğer temyiz dışı sanık ...'nın da sanık ... ile birlikte aynı gün 21 AK 806 plakalı araçla ticaret için İran ülkesine gittikleri, daha sonra sanık ...'in söz konusu aracı sanık ...'a bırakarak geri döndüğü, sanık ...'ın her iki araca İran tarafında 4350 kilogram ... içi yükleyerek sanık ... ile birlikte gümrüğe geldiği, araçların muayeneye sokulmadan gümrük sahası içerisinde bırakıldığı, Esendere Gümrük Müdürlüğünden ... ithalatı yapılmadığı, söz konusu ithalatın İhtisas Gümrüklerince yapıldığı ve ... içlerini Türkiye tarafına geçiremeyeceklerini bilen sanık ... ve temyize konu sanık ...'nun suç tarihinde saat 04.15 sıralarında araçları kaçırmak için gümrük sahasına kuzey yönünde bulunan duvardan gizlice girdikleri, olay sırasında ölen ...'nun da görevlilerin müdahalesini engellemek ve giriş kapısını açık tutmak için kendilerine yardımcı olduğu, sanık ...'ın 21 AK 806, sanık ...'ın da 21 DU 091 plakalı aracı alarak birlikte gümrük sahasından çıktıkları, görevliler tarafından yapılan araştırmada bahse konu araçların sanık ...'in evinin bulunduğu yerde görüldüğü, 21 DU 091 plakalı aracın ön kapı camının, 21 AK 806 plakalı aracın ise tüm kapılarının açık olduğu ve araçların içerisinde beyaz renkli kolilerin bulunduğu, araç anahtarlarının sanık ... tarafından getirildiği, 21 DU 091 plakalı araçta 240 koli içerisinde 1950 kg, 21 AK 806 plakalı araçta 250 koli içerisinde 2400 kg olmak üzere toplam 4350 kg gümrük kaçağı ... içi ele geçirildiği anlaşılmıştır. 2.Dosya kapsamında bulunan 01.07.2009 tarihli keşif zaptına göre, suça konu ... içlerinin yabancı menşeili olduğu tespit edilmiştir. 3.Suçta kullanılan 21 DU 091 plakalı araçta 1950 kg, 21 AK 806 plakalı araçta ise 2400 kg olmak üzere toplam 4350 kg gümrük kaçağı ... içi ele geçirildiği ve ele geçen eşya için düzenlenen Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakasında, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin toplam 6.291,49 TL olduğu bildirilmiştir. 4.Sanık ...; yakalanan ... içlerinin kaçak olmadığını ve bu ... içlerini İran ülkesinden valiliğin izni ile aldıklarını, sanık ...; ... içlerinin faturalı olduğunu ve yasal olarak Türkiye'ye sokulduğunu beyan etmiştir. 5.Temyiz dışı sanıklar ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirlenmiştir. IV. GEREKÇE A. Suçta Kullanılan Nakil Araçlarının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince nakil araçlarının müsaderesinin suça konu eşyanın miktar ve değerine göre hakkaniyete aykırı olacağı ve araçların gizli bölmelerinin bulunmadığı cihetle, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan koşulların oluşmadığı anlaşılmakla, nakil araçlarının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Sanıklar ... ve ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının yirmiüçüncü fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar ... Hâzinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2.24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mahkûm oldukları kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında anılan maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanıkların sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, 3.Yargılama giderleri ile katılan kurum lehine hükmolunan vekâlet ücretinin, sanıklardan eşit olarak alınacağının hükümde belirtilmemesi, 4.Suça konu kaçak eşya tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hâzine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaleti ile 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Katılan ... İdaresi vekilinin temyizinin münhasıran sanıklar ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile nakil araçlarına yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede; A. Suçta Kullanılan Nakil Araçlarının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2015 tarihli ve 2009/498 Esas, 2015/221 Karar sayılı kararında nakil araçlarının müsaderesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar bakımından herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün nakil araçlarının müsaderesine yer olmadığına ilişkin bölümünün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B. Sanıklar ... ve ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yüksekova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2015 tarihli ve 2009/498 Esas, 2015/221 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan İdare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 03.11.2015 tarih ve 2015/221 K sayılı kararıyla sanıkları 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan araçların müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan araçların müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanun yolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan araçların müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 09.10.2023