Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/6033 E. 2023/8118 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6033
- Karar No
- 2023/8118
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/265 E., 2021/498 K. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. GEREKÇE 1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 2.Sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 21.09.2010 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 18.10.2010 tarihinde kesinleştiği kabul edilerek, sanığın denetim süresinde 21.01.2011 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûmiyet kararının kesinleşmesi üzerine, ihbarda bulunulması ile duruşma açılarak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığın yüzüne karşı verildiği, ancak 7 günlük temyiz süresinin tefhim tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi gerekirken, yanıltıcı şekilde "tefhim veya tebliğ" denilmek suretiyle sanığın yasa yolunda yanıltıldığı ve sanığa gerekçeli kararın da tebliğ olunmadığı anlaşıldığından, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve infaz yönüyle zamanaşımını durdurmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımını kesen en son işlemin 21.09.2010 tarihli mahkeme huzurunda savunma alma işlemi olduğu ve bu tarihten, Mahkemenin karar tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. II. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2020/265 Esas, 2021/498 Karar sayılı kararına yönelik katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine; Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Tebliğname’ye aykırı olarak, 11.10.2023 tarihinde karar verildi.