Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/16160 E. 2025/13974 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/16160
Karar No
2025/13974
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/456 E., 2021/811 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi,nakil vasıtasının müsaderesine yer olmadığı, TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama

Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 24.06.2014 yerine 2014 olarak yazılması,

2. 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 Sayılı Kanun) 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis

cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1. maddesinin (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanıklar lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. ve 5271 sayılı Kanun’un 251. maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

3. 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89. maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 3/5. fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 asıyılı Kanun'un 3/5, 23. fıkraları somut olaya ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine, 6545 sayılı kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5607 sayılı Kanun'un 3/5. maddesine göre cezanın belirlenmesi,

4. Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi yerine, aynı Kanun'un 62/2. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,

5. 5237 sayılı Kanun'un 50/1-a. maddesi uyarınca adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilen cezanın zamanında ödenmemesi halinde, 5237 sayılı Kanun'un 50/6. maddesi gereğince işlem yapılması yönünde ihtarat yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

6. Suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi,

7. Kendisini vekili ile temsil ettiren katılan ... İdaresi lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.11.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/16160, K. 2025/13974, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-16160-e-2025-13974-k-68e8b8f1c7c1