Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/13886 E. 2023/1794 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/13886
Karar No
2023/1794
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/2333 E., 2022/454 K. MALEN SORUMLU : Urakar Uluslararası Taşımacılık Petrol Gıda İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî red, kısmî bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2013 tarihli ve 2012/516 Esas, 2013/86 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, aynı Kanun'un 51 ... maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ... hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, hak yoksunluklarına, eşya müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2.Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2013 tarihli ve 2012/516 Esas, 2013/86 sayılı kararının Katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30.05.2018 tarihli ve 2016/18637 Esas ve 2018/6135 Karar sayılı ilâmıyla; "... Sanığın mesleğinin şoförlük olmasının tek başına suçun işlenmesinde kolaylık sağlayan bir durum olmadığı gözetilmeden ve şoförlük mesleğinin atılı suçu işlemesinde sanığa ne şekilde kolaylık sağladığı da açıklanmadan 5607 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezada artırım yapılması, 1 yıl 3 ... erteli hapis cezasında denetim süresinin 1 yıl olarak belirlenmesi..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/1318 Esas, 2019/1189 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle aynı maddenin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 51 ... maddesi uyarınca 10 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, eşya müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. 4.Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/1318 Esas, 2019/1189 sayılı kararının sanık müdafii ve katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizleri üzerine dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.09.2020 tarihli ve 7 - 2020/50346 sayılı yazısı ile " 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 61 ... ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü ve 5 ... maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş sanık lehine olduğu gözetilerek lehe değerlendirme yapılması" nedenleriyle iadesine karar verilmiştir. 5.Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve 2020/2333 Esas, 2022/454 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu ve yirmiikinci fıkraları, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 51 ... maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, hak yoksunluklarına, eşya müsaderesine, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesine, sanığın suçu kabul etmemesi, sigara miktarı ve satma kastı olmadığı gözetilerek beraatine kararı verilmesine ilişkindir. 2.Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği; nakil aracının iadesine karar verilmesi ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanığın suç tarihinde çalıştığı şirkete ait yarı römork ve çekici ile Irak'... Türkiye'ye giriş yaparken Gümrük Muhafaza personelince yapılan kontrol ve denetimlerde aracın muhtelif yerlerine gizlenmiş vaziyette toplam 31 karton bandrolü bulunmayan yabancı menşeli sigara ve 600 gram yabancı menşeli çay ele geçirilmiştir. 2.Sanık çayları kullanmak ve sigaraların bir kısmını satmak için getirdiğini ikrar etmiştir. 3.Malen sorumlu şirket yetkilisi beyanında; sanığın şoförleri olduğunu ancak ele geçen sigara ve çayları bilgileri dışında taşıdığını beyan etmiştir. 4.Dosyada mevcut araç bilgilerine göre; 47KY380 / 47AP954 plakalı aracın Urakar Uluslararası Taşımacılık ... Ltd. Şti. adına kayıtlı, 1998 model Daf marka çekici ile 2012 model Tırsan marka yarı römork olduğu ve Silopi Sulh Ceza Mahkemesinin 26.09.2012 tarihli 2012/2177 Değişik İş numaralı kararı ile nakil aracının üzerine tedbir konulmasına karar verilmiştir. 5.Silopi 1. Noterliğinin 19.10.2012 tarihli yazısında; 47 KY 380 plakalı çekicinin kasko değerinin 54.600 TL olduğu, 47 AP 954 plakalı yarı römorkun kasko değerinin ise bulunmadığı, serbest piyasa değerinin 25.000 TL olduğu bildirilmiştir. 6.Lehe düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında kaçak sigaraların gümrüklenmiş değerinin 2.452,32 TL olduğu ve suç tarihi itibarıyla değerinin pek hafif olduğu tespit edilmiştir. IV. GEREKÇE A. Tebliğnamede Belirtilen Görüşler Yönünden; Olay tarihinde sanığın şoförlüğünü yaptığı araç ile Irak'... Türkiye'ye giriş yaparken Gümrük Muhafaza memurlarınca yapılan kontrolde iddianameye suça konu kaçak eşyaların ele geçmesi karşısında eylemin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında bulunduğu gözetilerek 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet suçundan lehe aleyhe tartışması yapılmasına yönelik tebliğnamedeki görüşlere iştirak edilmemiştir. B.Nakil Aracının İadesi Yönünden Yapılan İncelemede ; Sanık savunması, malen sorumlunun beyanları ve tüm dosya kapsamından, aracın iyinliyetli 3 üncü kişi olan malen sorumlunun bilgisi dahilinde kullanıldığı yönünde delil elde edilemediği, aracın ve kaçak eşyanın değerlerinin karşılaştırılmasında müsaderesinin hakkaniyete aykırı olacağı, sanıktan ele geçirilen 31 karton sigara ve 600 gram çayın ağırlık veya hacim olarak suçta kullanılan aracın ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı anlaşılmakla aracın hak sahibine iadesi ve sicilindeki şerhin kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. C.Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Yapılan İncelemede: 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 2.Suça konu eşyanın kaçak sigara olması sebebiyle 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollaması yapılmadan hüküm kurulması, 3.7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında sanığa yapılan ödeme ihtaratında indirim oranının 1/2 olarak bildirildiği ancak; dosyada bulunan kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirlenen 2.452,32 TL gümrüklenmiş değerin 2 katı yerine, 3.095,04 TL gümrüklenmiş değerin 2 katı olan miktarın bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltılması ve ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, 4.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden sanığa, lehe olan ... varakasında belirtilen 1.742,32 TL kamu zararı yerine 2.205,04 TL zararın bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltılması ve kamu zararını ödemediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 5.Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezası ertelendiği halde 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olarak hak yoksunluğuna karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR 1.Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve 2020/2333 Esas, 2022/454 Karar sayılı kararında katılan Gümrük İdaresi vekilinin öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, 2.Gerekçe bölümünde (C) bendinin (2, 3, 4, 5) numaralı alt bentlerinde açıklanan nedenle Silopi 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve 2020/2333 Esas, 2022/454 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2023 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık müdafii ile katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanık müdafiinin de temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan Gümrük İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanık müdafiinin temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2) Yerel Mahkemenin 29.03.2022 tarih ve 2022/454 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan ..., kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli ... Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray ..., Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarıda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortadan kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.28.02.2023

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/13886, K. 2023/1794, T. 28.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-13886-e-2023-1794-k-a11576a90459