Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/11791 E. 2023/6491 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/11791
Karar No
2023/6491
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/148 E., 2021/2813 K. SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Düşme, mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, onama, bozma Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihleri ve ele geçen eşyaların niteliği itibarıyla eylemlerin 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a (4733 sayılı Kanun) muhalefet suçu kapsamında kaldığı, buna göre de Gümrük İdaresinin suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, Katılan ... vekilinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A.1.Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2014 tarihli ve 2013/484 Esas, 2014/283 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 8 ... erteli hapis ve 9.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. 2.Anılan kararın Gümrük İdaresi vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine; Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin, 12.02.2019 tarihli ve 2015/11373 Esas, 2019/6363 Karar sayılı ilâmıyla; Gümrük İdaresi vekilinin temyize hakkı olmadığından reddi, sanık yönünden ise sanığın eylemi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç teşkil eden eyleminin olduğu ve dosyaların birleştirilerek incelenmesi gerektiğinden sair yönü incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 3.Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2019/371 Esas, 2019/952 Karar sayılı kararı ile, hukuki ve fiili irtibat nedeniyle İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2019/148 Esas sayılı dava dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. B.1.İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.11.2013 tarihli ve 2013/690 Esas, 2013/1486 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 9 ... erteli hapis ve 2.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. 2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2015/16663 Esas, 2019/6364 Karar sayılı ilâmıyla; sanığın işbu dosyadaki eylemi ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç teşkil eden eyleminin olduğu ve dosyaların birleştirilerek incelenmesi gerektiğinden sair yönü incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 3.İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2021 tarihli ve 2019/148 Esas, 2021/2813 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 04.03.2013 tarihli eylemi nedeniyle hakkında verilen 20.11.2013 tarihli mahkumiyet kararı sonrası zamanaşımını kesen sebep olmadığı ve 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresi gerçekleştiğinden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine, 26.02.2013 tarihli eylemi nedeniyle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu, yirmiikinci fıkraları uyarınca neticeten 1 yıl 3 ... erteli hapis ve 40,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... vekilinin temyiz nedenleri; dava zamanaşımının uzadığına, düşme kararı verilmesinin usul ve Kanun'a aykırı olduğuna ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Birleşen Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/371 Esas sayılı dosya bakımından; 26.02.2013 tarihinde Konya - Ereğli yolunda asfalt şantiyesi önünde önleme araması kararına istinaden yolcu otobüsünde yolcu olarak bulunan sanığa ait valizlerde 2000 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında suç akonu sigaraları satmak amacıyla bulundurduğunu ikrar etmiştir. Ana dosya bakımından; 1.04.03.2013 tarihinde Karabağlar yurtiçi kargo şubesi çalışanlarının, kargo teslim almaya gelen ... adlı şahsın panikleyerek kimliğini ve kargoyu bırakıp çıktığını, sonrasında kargoya baktıklarında kaçak sigara olduğunu gördüklerini bildirmeleri üzerine, kolluk görevlilerince bahse konu kargo gönderisi içerisinde 2820 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında kargoyu almaya gittiğini, ancak içerisinde kaçak sigara olduğunu bilmediğini savunmuştur. 2.Hukuki Süreç başlığı altında ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilamları sonrasında, uyma kararları verilerek dosyaların birleştirildiği, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. 3.Dosyaların birleşmesi sonrasında sanık talimat mercii tarafından alınan savunmasında önceki beyanlarını tekrarla, gümrüklenmiş değerlerinin toplamının iki katı tutarını ödeyecek durumunun olmadığını beyan etmiştir. 4.Sanığa soruşturma aşamalarında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratları yapılmadığı, bozma ilamları sonrasında yargılamada ise etkin pişmanlık kapsamında ödeme yapması halinde cezasında 1/3 oranda, koşulları oluşması halinde ½ oranda indirim yapılacağının ihtar edildiği görülmüştür. 5.Dava konusu eşyaların gümrüklenmiş değerinin Dairemiz yerleşik uygulamaları doğrultusunda hafif değerde kabul edildiği tespit edilmiştir. IV. GEREKÇE A.Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Suç tarihleri ve ele geçen eşyalarnın niteliğine göre sanığın eylemlerinin 4733 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi'nin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır. B.Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Tebliğnamede belirtilen görüşler yönünden; 1.Dosya kapsamında sanığın eylemleri 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında teselsül halinde olduğundan, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrası da gözetilerek dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, 2.Sanığa çıkartılan ihtaratta; etkin pişmanlık kapsamında ödeme yapması halinde cezasında 1/3 oranda, koşulların oluşması halinde ise 1/2 oranda indirim yapılacağı ihtar edildiğinden sanığın etkin pişmanlık hususunda yanıltılmadığı, anlaşılmakla Tebliğnamede yer alan B.1, B.2 numaralı görüşlere iştirak edilmemiştir. Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen olay tutanakları, sanık savunması, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin sabit olduğu belirlenmekle, katılan ... vekilinin diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak; 1.Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında teselsül esas alındığından, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için birleştirilen dosyalarda zamanaşımını kesen son sebep, 26.02.2013 tarihli eylem yönüyle Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2013/484 Esas, 2014/283 Karar sayılı dosyasında 26.02.2014 tarihli mahkumiyet hükmü olduğundan ve temyize konu 22.12.2021 tarihli mahkumiyet hükmünün verildiği tarihte 8 yıllık olağan dava zamanaşımı gerçekleşmediği, sanık hakkında iki eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanarak hüküm kurulması gerektiği halde, 04.03.2013 tarihli eylem yönünden yazılı şekilde zamanaşımından düşme kararı verilmesi, 2.Suç tarihi itibarıyla suçtan zarar gören, katılmasına karar verilen ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Gümrük İdaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.... Vekilnin Temyiz İstemi Yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2021 tarihli ve 2019/148 Esas, 2021/2813 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... Akkılıç hakkında, 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçundan 04.03.2013 tarihli eylem yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine yönelik hükmün, katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun, 04.03.2013 tarihli eylem yönünden suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkumiyetine karar verildiği 20.11.2013 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının karar tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine yönelik yerel mahkame kararının onanmasına karar verilmemesi yerinde değildir. Şöyle ki; Sanığın, 04.03.2013 tarihinde işlediği 4733 sayılı Yasanın 8/4. madde ve fıkrasından 20.11.2013 tarihinde mahkumiyetine karar verilmiş, Dairemiz sanığın 26.02.2013 tarihinde işlediği suç nedeniyle TCK.nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekçesiyle kararı bozmuş, yerel mahkeme 22.12.2021 tarihli kararıyla da zamanaşımının dolması nedeniyle 04.03.2013 tarihli eylem yönünden davanın düşürülmesine karar vermiş, Dairemiz ise 26.02.2013 tarhli eylem yönünden kurulan hüküm nedeniyle zamanaşımının kesildiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Ceza Genel Kurulunun 20/03/2012 gün, 2012/108 karar; 28/02/2012 gün, 2012/58 karar nolu ilamlarında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 üncü (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir. Ceza hukukunda yasadaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, yasanın öngördüğü miktarda bir artırım da yapılması söz konusudur. Zincirleme suç, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80 inci maddesinde “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.” şeklindedir. Bu maddenin karşılığı olarak koyulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 inci maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınan suçlardan herhangi birisi hakkında, yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçme veya zamanaşımı gerçekleşmesi gibi kovuşturma yapılmasına engel bir nedenin ortaya çıkması halinde, bu suçun zincirleme suç uygulaması kapsamı dışına çıkarılarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın, 04.03.2013 ve 26.02.2013 tarihlerinde işlediği kaçakçılık suçlarının 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi kapsamında kaldığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığına Daire tarafından karar verilmiş ise de yukarda anlatılan nedenlerle TCK.nun 43. maddesi kapsamındaki eylemin zamanaşımını kesmeyecek olması karşısında, incelemeye konu 04.03.2013 suç tarihli eylem yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkumiyetine karar verildiği 20.11.2013 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının yerel mahkemenin karar tarihine kadar gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine dair kararının onanması yerine, yazılı şekilde bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 21.06.2023

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/11791, K. 2023/6491, T. 21.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-11791-e-2023-6491-k-d4a348951261