Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/3174 E. 2024/371 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/3174
- Karar No
- 2024/371
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/25 E., 2016/337 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında beraat, sanıklar ... ve ... hakkında mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Safranbolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2015/25 Esas, 2016/337 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, sanıklar ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca neticeten 5 ... erteli hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; sanık ... hakkında beraat kararı verilmesine münhasıran re’sen dikkate alınacak nedenlerle bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanık ...’in temyiz nedenleri; suçsuz olduğuna, re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. 3.Sanık ... müdafiinin kararın bozulmasına ilişkin süre tutum dilekçesi sunduğu, gerekçeli kararın tebliği sonrasında gerekçeli temyiz dilekçesi sunmadığı görülmüştür. III. OLAY VE OLGULAR 1.KOM istihbari çalışmalarında Urfalı Abdullah olarak bilinen şahsın ... illerinden temin ettiği kaçak safranı kargo aracılığıyla ... adlı şahsa göndereceği bilgileri üzerine, olay tarihinde kargo şubesinden durumun doğrulandığı, kargo şubesi yakınlarında kolluk görevlilerince bekleme esnasında ticari taksiyle gelen şahsın suça konu eşyanın olduğu 2 koliyi kargo şubesinden alarak tekrar taksiye binmesi üzerine takibe alındığı, indiği yerde bir şahısla buluşarak kolileri taşırken kolluk görevlilerince durduruldukları, şahısların ... ve ... olduğu, kolilerdeki eşya sorulduğunda ...'ın kendisine ait safran bitkisi olduğunu söyleyerek rızaen açtığı ve 12 adet saklama kabı içerisinde sonradan hassas terazi ile yapılan tartımda 28.369 gram olduğu anlaşılan safran bitkisinin ele geçirildiği anlaşılmıştır. 2.Sanık ... alınan savunmasında, arkadaşı olan sanık ...'ın kargo gönderdiğini söylemesi üzerine kargo şubesine almaya gittiğini, içinde ne olduğunu bilmediğini, suçu kabul etmediğini beyan etmiştir. 3.Sanık ... alınan savunmasında, Doğubayazıt'... aldığı safran bitkisinin kaçak olduğunu bilmediğini, olay anında fatura bulunmadığını, sonradan gidip faturayı alıp dosyaya sunduğunu beyan etmiştir. Sanık müdafiinin sonradan dosyaya sunduğu faturaya göre ürünün 11.11.2012 tarihli fatura ile ...'in işlettiği işyerinden alındığı anlaşılmıştır. 4.Sanık ... alınan savunmasında, günübirlikçilerden aldığı safran bitkisini faturalı olarak sanık ...'a sattığını, beyannamesinin olmadığını beyan etmiştir. 5.Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporuna göre, ürünün yurtdışında üretilen safran bitkisi olduğu, Gümrük Müdürlüğü'nün yazısına göre ürünün ithalinin sadece gümrük kapılarından beyanda bulunularak yapılabileceği, ithalatta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca düzenlenen uygunluk belgesinin arandığı bildirilmiştir. IV. GEREKÇE A. Katılan ... İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkındaki Beraat Kararına Hasran Temyizi Yönünden 1. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, suça konu kaçak eşyanın yakalanış şekli, yakalanan sanıkların birbiri ile uyumlu beyanları gözetildiğinde suça konu eşyanın sanığa ait olmadığı ve suçlamayı kabul etmediği gözetilerek, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde; sanıklar ... ve ...'ın olay tarihinde kolluk görevlilerince 2 adet koli ile yakalandıkları, sanık ...'ın kolilerde kendisine ait safran bitkisi olduğunu söyleyerek rızasıyla kolileri görevlilere teslim ettiği, yakalanan sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında suçlamayı kabul etmedikleri ve sanık ... müdafii tarafından dosyaya sunulan 11.11.2012 tarihli faturaya göre sanığın suça konu eşyayı faturalı olarak diğer sanık ...'e ait işyerinden aldığı, sanık ...'in de suça konu safran bitkisini fatura ile sanık ...'a sattığını doğrulaması karşısında, sanık ...'ın fatura karşılığı aldığı eşyanın kaçak olduğunu bilmediği yönündeki savunmasının aksine atılı suçtan cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. C. Sanık ...'in Temyiz İstemi Yönünden Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen olay tutanağı, sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. 1. Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası yirmiüçüncü fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde gereğince suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar ... Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağı hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye ... ise de, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3. Hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 51 inci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca yapılması gereken ihtaratlara yer verildiği halde, uygulama maddelerinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, 4. Suça konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanık ... Hakkındaki Beraat Kararı Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Safranbolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2015/25 Esas, 2016/337 Karar sayılı kararında sanık ... hakkındaki beraat kararı yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Kararı Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Safranbolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2015/25 Esas, 2016/337 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, C. Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Kararı Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle, Safranbolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2016 tarihli ve 2015/25 Esas, 2016/337 Karar sayılı kararına yönelik sanık ...'in temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2024 tarihinde karar verildi.