Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/20612 E. 2023/6497 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/20612
- Karar No
- 2023/6497
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/205E., 2016/220 K. HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2011 tarihli ve 2010/272 Esas, 2011/486 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca neticeten 5 ... hapis ve 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na (5809 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 55 inci maddesi yollamasıyla 63 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca neticeten 16.660,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'un (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, suça konu eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. 2.Anılan karara yönelik katılan ... İdaresi vekilinin itirazı üzerine, Isparta Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.05.2012 tarihli ve 2012/548 Değişik iş numaralı kararı ile itirazın kabulü ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun uyarınca verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2013 tarihli ve 2010/272 Esas, 2011/486 Karar sayılı ek kararı ile, itirazın 5607 sayılı Kanun uyarınca kurulan hükme yönelik olduğu cihetle 5809 sayılı Kanun uyarınca yeniden karar verilmesine yer olmadığına, sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca neticeten hapisten çevrili 3.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına , suça konu eşyanın müsaderesine karar verilmiştir. 3.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının 19.04.2013 tarihinde kesinleştirildiği, sanığın denetim süresi içerisinde 19.08.2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçlardan mahkûmiyet kararlarının kesinleşmesi üzerine, Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2016/205 Esas, 2016/220 Karar sayılı kararı ile sanık açıklanması geri bırakılan kararların açıklanmasına, 5809 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi delaletiyle 63 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca neticeten 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca neticeten hapisten çevrili 3.000,00 TL ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii tarafından hükmü temyize ilişkin süre tutum dilekçesi sunulmuş, gerekçeli kararın tebliği sonrasında gerekçeli temyiz layihası sunulmamıştır. III. OLAY VE OLGULAR 1.15.03.2010 tarihinde mahkemeden alınan arama kararına istinaden, sanığın işlettiği Gezer İletişim adlı iş yerinde yapılan aramada, 32 adet gümrük kaçağı ve klonlanmış cep telefonu ele geçirilmiştir. 2.Sanık alınan savunmalarında suça konu cep telefonları satmak amacıyla bulundurduğunu ikrar etmiştir. 3.Suça konu cep telefonlarının elektronik kimlik bilgilerinin değiştirildiğine, sistemde kaydının olmadığına ilişkin BTİK raporu ile iş yerinde bulunan harddiskin incelenmesinde elektronik kimlik bilgisi değiştirme, kopyalama programının bulunduğuna dair bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur. 4.Sanık hakkında yapılan yargılamada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın suçtan zarar gören Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTİK) tebliğ edilmediği, 5809 sayılı Kanun uyarınca davaya katılma hakkı bulunan kurum haberdar edilmediğinden, anılan Kanun uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılmıştır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle işbu dosyaya ihbarda bulunulması üzerine, yeni esasa kaydedilen dosyada ise BTİK haberdar olduğu halde davaya katılmadığından, temyiz incelemesine konu kararın anılan kuruma tebliğ edilmemesi bu aşamada usuli eksiklik olarak görülmemiştir. IV. GEREKÇE A. 5809 sayılı Kanun Uyarınca Kurulan Hüküm Yönünden; 1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5809 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi delaletiyle 63 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2.Sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 16.11.2011 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 19.04.2013 tarihinde kesinleştiği kabul edilerek, sanığın denetim süresi içerisinde 19.08.2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçlardan mahkumiyet kararlarının kesinleşmesi üzerine, ihbarda bulunulması ile duruşma açılarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de, anılan Kanun uyarınca suçtan zarar gören ve katılma hakkı bulunan BTİK'ya gerekçeli kararın tebliğ edilmediği, 16.11.2011 tarihli hükme yönelik BTİK'nun itiraz hakkı bulunduğundan anılan kuruma tebliğ edilmeyen hükmün henüz kesinleşmediği ve infaz yönüyle zamanaşımını durdurmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımını kesen en son işlemin 27.07.2010 tarihli mahkeme huzurunda savunma alma işlemi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. B. 5607 sayılı Kanun Uyarınca Kurulan Hüküm Yönünden; Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen sanık savunması, bilirkişi raporu içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık müdafiinin diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak; 1.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası yirmiüçüncü fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde gereğince suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar ... Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağı hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2.Açıklanmasına karar verilen hükümde, mahkum olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin yedinci fıkrasına aykırı davranılması, 3.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye ... ise de, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. 5809 sayılı Kanun Uyarınca Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2016/205 Esas, 2016/220 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, B. 5607 sayılı Kanun Uyarınca Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2016/205 Esas, 2016/220 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezada kazanılmış hakkının korunmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi.