Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2020/6753 E. 2024/104 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/6753
- Karar No
- 2024/104
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/84 E., 2020/152 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Sanıklar ... ile ... hakkında ayrı ayrı beraat, sanıklar ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil araçlarının iadesi müdafii, sanıklar ..., ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
A.Sanıklar ... ile ... Hakkındaki Beraat Hükmüne İlişkin Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Şikâyetçi Gümrük İdaresi'nin usulüne uygun davetiye ile duruşmadan haberdar olduğu halde katılma talebinde bulunmadığı, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
B.Sanık ... Müdafii ve Sanıklar ... ile ...'ün Temyiz İstemleri Yönünden
Sanıklar hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKÎ SÜREÇ 1.Reşadiye Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2016 tarihli ve 2015/14 Esas, 2016/176 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı, sanıklar ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun'un 52 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 9 ... hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 6 ... hapis ve 140,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereği müsaderesine, suçta kullanılan nakil araçlarının ise sahibine iadesine karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık ... müdafii ve sanıklar ... ile ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2020 tarihli, 7-2016/386201 sayılı kararı ile; "14.04.2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 61 ve 62. maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3 ve 5. Maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş sanık lehine olduğu, Aynı Kanunun 63. maddesinin "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeye ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir." şeklindeki ikinci fıkrası uyarınca; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arşivinde mevcut Reşadiye Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2016 tarih, 2015/14 esas, 2016/176 karar sayılı dosyasının mahkemesine iadesine karar verilmiştir. ..." şeklindeki gerekçe ile dava dosyasının mahalline gönderilmesine karar verilmiştir. 3.Reşadiye Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2020/84 Esas, 2020/152 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı, sanıklar ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun'un 52 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 9 ... hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 6 ... hapis ve 140,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereği müsaderesine, suçta kullanılan nakil araçlarının sahibine iadesine karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.12.2020 tarihli ve 7-2020/106643 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II.TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar ... ile ... hakkında verilen beraat hükmünün hukuka aykırı olduğuna, şikâyetçi kurumun suçtan zarar gördüğüne, katılma hakkı engellendiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
2.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; mahkûmiyet hükmünün hukuka aykırı olduğuna, kanuna aykırı arama sonucu ele geçen sigaraların hukuka aykırı delil teşkil ettiğine, sanık lehine hükümlerin uygulanmadığına, sanığın atılı suçu işlemediğine ve beraatine karar verilmesi gerektiğine, olay tutanağının hukuka aykırı şekilde düzenlendiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği nedenleriyle hükmün bozulması istemine ilişkindir.
3.Sanık ...'ün temyiz sebepleri; suça konu kaçak sigaraları sadece ücret karşılığı taşıdığına, eksik inceleme ile etkin pişmanlık ve diğer lehine hükümler uygulanmadan, maddi ve manevi unsurları oluşmayan atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulduğuna ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir.
4.Sanık ...'ün temyiz sebepleri; suça konu kaçak sigaralarla bir ilgisinin bulunmadığına, akrabası olan diğer sanıklarla telefon görüşmesi yapması nedeniyle kaçak sigaralardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğuna, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçun 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun kapmasında kaldığına ve bu suçtan ötürü de iletişimin tespiti yapılamayacağına, suça konu sigaralarla yakalanmaması nedeniyle iletişim tespitinin tek başına mahkumiyeti için delil teşkil etmeyeceğine, şüpheden sanık yararlanması gerektiğine, etkin pişmanlık ve diğer lehine hükümlerin uygulanmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR 1.06.06.2014 tarihinde saat 15.00 sıralarında, uygulama noktasında durdurulan sürücüsü sanık ... olan, sanık ... tarafından kiralanan, malen sorumlu şirket adına kayıtlı Linea marka binek araçta, arama kararına istinaden yapılan aramada 1.205 karton kaçak sigara ele geçirildiği, uygulama noktasına bir süre sonra gelen sürücüsü sanık ..., sanık ... tarafından kiralanan malen sorumlu şirket adına kayıtlı Fluence marka binek araçta, arama kararına istinaden yapılan aramada 960 karton kaçak sigara olmak üzere toplamda 2.165 karton bandrolsüz ve kaçak sigara ele geçirildiği, sanık ...'ün suça konu sigaraları teslim aldığı kişiye ait mobil telefon numarasını bildirmesi ve telefon görüşmesinde kendisini tanıtan sanık ...'ün adına kayıtlı ve onun tarafından kullanılan mobil telefon hattı ile diğer sanıklar tarafından kullanılan mobil telefon hatları ile suç tarihinde birden çok defa yapılan görüşme kayıtları ve baz istasyonu kayıtlarına ilişkin HTS kayıtlarına göre, sanık ...'ün, diğer araç sürücüsü sanıklar ... ile ...'a öncülük yaparak, sanıklarla birlikte atılı suçu işlediği iddiası ile sanıklar hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık ... kanun iadesi öncesinde aşamalardaki savunmalarında; başka bir araçla öncülük yapan, ismi ... ya da ... olan ve kolluğa numarasını bildirdiği cep telefonu hattını kullanan şahsın teslim ettiği, suça konu kaçak sigaraların yüklü olduğu Linea marka kiralık aracı, para karşılığında İstanbul’a götürmek üzere anlaştığını, kendisinin önünde sanık ...’ın sürücüsü olduğu araçta da kaçak sigara taşıdığını ve onun aracını takip ettiğini beyan etmiş, kanun iadesi sonrasında ise davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmadığı anlaşılmıştır.
3.Sanık ... kanun iadesi öncesinde aşamalardaki savunmalarında; ismini ... olarak bildiği şahsın teslim ettiği, suça konu kaçak sigaraların yüklü olduğu Fluence marka aracı para karşılığında İstanbul’a götürmek üzere anlaştığını, sanık ..., ... ve Mesut'u tanıdığını beyan etmiş, kanun iadesi sonrasında ise davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmadığı anlaşılmıştır.
4.Sanık ... kanun iadesi öncesinde aşamalardaki savunmalarında; sanık ...'ün bildirdiği mobil telefon hattının kendisine ait olduğunu, sanıklardan ..., ........... ve .............,i tanıdığını, bu şahıslarla akraba olmaları nedeniyle telefon ile görüştüğünü, diğer sanık ...’ı tanımadığını, kaçakçılık konusunda diğer sanıklarla bir iletişimi ve iştirakı olmadığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, kanun iadesi sonrasında ise davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmadığı anlaşılmıştır.
5.Malen sorumlu kanun iadesi öncesindeki beyanında, sanıkları tanımadığını, .........., ve ...'ü isimli sanıklara suçta kullanılan iki adet binek aracı kiraladıklarını, araç kiralama sözleşmelerinin sunduğunu, suça konu sigaralardan haberi olmadığını, tedbir şerhinin kaldırılmasını istediğini belirtmiştir.
6.Sanık ...'ın adına kayıtlı olan ve kullandığını beyan ettiği mobil telefon hattı ile sanık ...'in adına kayıtlı ve kullandığını beyan ettiği mobil telefon hattı ve sanık ...'ın kullandığını beyan ettiği mobil telefon hattına ait iletişim ve baz istasyonları kayıtlarına ilişkin HTS kayıtlarının dava dosyasında mevcut olduğu görülmüştür.
7.Olay tutanağı, savunmalar ve dosya kapsamına göre suça konu sigaraların gümrük kaçağı olduğu anlaşılmıştır.
8.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.
IV.GEREKÇE A.Sanıklar ... ile ... Hakkındaki Beraat Hükmüne İlişkin Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Şikâyetçi Gümrük İdaresi'nin usulüne uygun davetiye ile duruşmadan haberdar olduğu halde katılma talebinde bulunmadığı, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Nakil Araçlarının İadesi Yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki ''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.'' şeklindeki düzenleme gereği nakil aracının müsaderesi için iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği, savunmalar ve beyan içerikleri ve araçlara ait kira sözleşmesine göre dosya kapsamında malen sorumlunun iyiniyet iddiasını çürütebilecek delil bulunmadığı anlaşıldığından, nakil araçlarının iyiniyetli üçüncü kişiye ait olduğunun kabul edilerek iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık ... müdafii ve sanıklar ... ile ...'ün yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
1.5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurları dikkate alınması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre özellikle ele geçirilen kaçak eşyanın miktarı, suç konusunun önem ve değerine göre, cezaların şahsiliği ve uygulamada birliğin sağlanması bakımından, benzer olaylarla mukayese edildiğinde, daha çok miktarda kaçakçılık yapanlarla daha az miktarda kaçakçılık yapanlar arasında hakkaniyete uygun, adil bir ceza tayin edebilmek bakımından hükmedilen cezalarda teşdit uygulanarak hüküm kurulması gerekirken eksik ceza tayini;
2.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı ... Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanıklara soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının hesaplanarak, verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının sanıklara bildirilmesi gerekirken indirim oranının 1/3 olarak bildirilmek suretiyle sanıkların yanıltılması,
3.5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer verilen; "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. ” şeklindeki düzenleme karşısında, dava konusu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken, uygulama maddelerinin ilgili fıkraları gösterilmeden müsaderesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V.KARAR A.Sanıklar ... ile ... Hakkındaki Beraat Hükmüne İlişkin Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemlerinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Nakil Aracının İadesi Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Reşadiye Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2020/84 Esas, 2020/152 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ve sanıklar ... ile ...'ün tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracına ilişkin hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
C.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Reşadiye Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2020/84 Esas, 2020/152 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliği ile BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezada kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.
(Kısmî Karşı Düşünce)
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklar ... ve 4 arkadaşı hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanıklar, sanık müdafii ve şikayetçi Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 01.10.2020 tarih ve 2020/152 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan araçların müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan araçların müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan araçların müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.10.01.2024