Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2019/7579 E. 2023/2554 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2019/7579
- Karar No
- 2023/2554
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/376 E., 2015/6 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, müsadere, nakil aracının iadesi TEMYİZ EDENLER : Sanıklar, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2015 tarihli ve 2013/376 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi ve aynı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince 1 yıl 11 ... 10 gün hapis ve 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, 51 ... maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine, suça konu kaçak eşyanın 54 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince müsaderesine, nakil aracının ise müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi 1.Sanıklar hakkında alt sınırdan ceza tayin edilerek hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, 2.Nakil aracı hakkında müsadere kararı verilmesi gerektiğine, 3.Re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine, İlişkindir. B. Sanık ...'ın Temyiz İstemi Üzerine atılı suçu işlemediğine, usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması talebine ilişkindir. C. Sanık ...'ın Temyiz İstemi Öğrenci taşıma amacıyla aracı kullandığına ve üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.06.06.2013 tarihinde emniyet güçlerince yol kontrolü sırasında durdurulan, sanık ... tarafından kullanılan 30 HC 094 plaka sayılı aracın kasa kısmında 1650 litre akaryakıt ele geçirilmiştir. 2.Yakalanan kaçak akaryakıt hakkında kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dosya arasına alınmış olup gümrüklenmiş değerinin 6.009,65 TL olduğu görülmüştür. 3.11.06.2013 tarihli ulusal marker kontrol cihazı fişi kapsamında akaryakıtın ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu görülmüştür. 4.Suçta kullanılan nakil aracının ruhsat fotokopisi dosya arasına alınmış olup ... adına kayıtlı, 1996 model Isuzu marka kamyon olduğu görülmüş ve piyasa değerinin 5.000,00 TL olduğu bildirilmiştir. 5.Sanık ... soruşturma aşamasındaki ifadesinde, akaryakıtı Soğuksu köyünden satın aldığını, aracı Yüksekova'ya götürmesi için Naif'e teslim ettiğini, mazotların kendisine ait olduğunu beyan etmiş olup kovuşturma aşamasındaki savunmasında ise ele geçirilen akaryakıtı Yüksekova'da satmayı amaçladığını ifade etmiştir. 6.Sanık ..., soruşturma aşamasındaki ifadesinde, akaryakıtı Soğuksu köyünden aldığını, mazotların Sezgin'e ait olduğunu, kendisinin ise para karşılığında taşımacılığını yaptığını beyan etmiş olup kovuşturma aşamasında ise öğrenci almak amacıyla aracı sanık ...'in evinin önünden alarak yola çıktığını, mazotların kendisine ait olmadığını ifade etmiştir. 7.Malen sorumlu sıfatıyla dinlenen ... ise, aracın kendisine ait olduğunu sanık ...'in gübre çekeceğini söyleyerek aracı emanet aldığını, mazotlardan bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. IV. GEREKÇE A. Nakil Aracının İadesi Yönünden Suçta kullanılan nakil vasıtasının iyiniyetli üçüncü kişiye ait oluşu dikkate alınarak 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddelerine göre aracın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Mahkûmiyet Kararları Yönünden Sanıklar ile katılan vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 ... maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 ... maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar ... Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı yapılmamışsa 1/2, yapılmış ise 1/3 oranında indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ile 5 ... maddesinin ikinci fıkrasının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2.Dava konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken doğrudan aynı Kanun'un 54 üncü maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi, 3.Sanıklar hakkında neticeten hükmolunan 1 yıl 11 ... 10 gün hapis cezasının kısa süreli hapis cezası olmaması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olarak sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Nakil Aracının İadesi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2015 tarihli ve 2013/376 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oy çokluğuyla ile ONANMASINA, B. Mahkûmiyet Kararları Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2015 tarihli ve 2013/376 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2023 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanıklar ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanıkların da temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanıkların temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2)Yerel Mahkemenin 07.01.2015 tarih ve 2015/6 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan ..., kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli ... Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray ..., Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.20.03.2023