Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/448 E. 2026/724 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/448
Karar No
2026/724
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1453 E., 2024/1415 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/789 E., 2024/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, davacı ile tamamı........... ve ailesine ait olan davalı şirketler arasında 26.05.2015 tarihinde ................ Santrali kurma konusunda sözleşme imzalandığını, iş akışından ... uyuşmazlıkların giderilmesi amacıyla asıl ve birleşen davalarda davacı ve asıl ve birleşen davalarda davalı şirketler arasında 23.12.2017 tarihinde sulh sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 3.1 maddesine göre tarafların arasındaki hukuki ilişkiden davalı iş sahibi şirketler üzerine ... toplam borcun 705.700,00 USD olduğu hususunda anlaştıklarını, sözleşmenin 3.2 maddesine göre, 12 farklı vadede borcun tamamının ödenmesinin kararlaştırıldığı ve sulh sözleşmesinde buna uygun olarak vadeli çek verildiğinin beyan edildiğini, sulh sözleşmesinden sonra, davacının üzerine düşen yükümlülükleri tamamıyla yerine getirdiğini, davalının da sulh sözleşmesi ile verdiği çek bedellerini ödediğini, sulh sözleşmesi gereğince davalının ödemesi gereken kur farkı için davalıya kur farkı faturası düzenlenip gönderildiğini ancak davalı yanca kur farkından kaynaklanan bu faturaların ödenmediğini, bunun üzerine asıl ve birleşen davalara konu icra takiplerini yaptıklarını, davalının itirazları nedeniyle takiplerin durduğunu beyan ederek, asıl ve birleşen davalarda icra takiplerine yapılan itirazların ayrı ayrı iptaline, davalı borçlular aleyhine %20'den az olmamak üzere icra iflas inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; takip talebinde alacağın Türk Parası tutarı ile gösterilmemesi nedeni ile İİK'nın 58(3). maddesi uyarınca icra takibinin geçersiz olduğunu, yine takip talebinde, yabancı para alacağının Türk parası karşılığının belirtilmediğini, ödeme emrinde de yer alması gereken bu hususların yer almadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının kur farkı faturalarındaki bedellerin kabulünün mümkün olmadığını, takibe konu faturalar incelendiğinde davacının dolar üzerinden kur farkı talep ettiğinin görüldüğünü ancak bu hususun taraflar arasındaki sözleşmeye ve genel hükümlere aykırılık teşkil ettiğini, kabul manasına gelmemekle kur farkının TL olarak ödeneceği ve düzenleneceğini, sözleşmede, her bir çekin ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden alacağın TL karşılığının bulunarak aradaki farkın ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak davacının, kur farkını TL olarak hesaplayarak bunu tekrar dolara çevirip, talep tarihindeki döviz kuru üzerinden talepte bulunduğunu savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile asıl ve birleşen dosya davalıları arasında güneş enerjisi santrali kurma konusunda sözleşmeler düzenlendiği, söz konusu sözleşmeler ile ilgili taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara yönelik olarak da 23.12.2017 tarihli "Sulh Sözleşmesi" düzenlendiği, Sulh Sözleşmesi'nin 3.2 maddesinde "...Çekler sözleşmenin imzalandığı tarihteki TL kuru üzerinden TL çeki olarak tanzim edilmiş olup her bir çekin ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden alacağın TL karşılığı bulunarak aradaki fark kur farkı olarak yükleniciye ödenecektir. Bu fark için yüklenici, çek bedelini ödeyecek şirkete kur farkı faturası kesecektir. Kur farkı faturasından ... KDV iş sahibince ödenecektir..." düzenlemesinin bulunduğu, sözleşmenin söz konusu hükmü göz önüne alındığında davacı tarafça kur farkı alacağının talep edilebileceği, ancak alacak talebinin niteliği gereğince kur farkı alacağının ancak TL olarak istenebileceği, davacı tarafça dava ve birleşen dava dosyaları kapsamında USD üzerinden icra takibi başlatılıp alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı, takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulünün gerektiği belirtilerek, asıl ve birleşen davaların dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davalarda davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde: Müvekkilinin bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde de alacağı ve maddi zararının açık olduğunu, yerel mahkeme ve istinaf mahkemesinin katı yorum yapılarak müvekkilini mağdur etmesinin doğru olmadığını, sulh protokolünün 3.2. maddesi gereğince davacının kur farkının talep edebileceğinin düzenlendiğinin açık olduğunu, davalı borçlular tarafından yapılan borca itirazların haksız olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda kur farkına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1- Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/448, K. 2026/724, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-448-e-2026-724-k-d76e35f022af