Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1294 E. 2026/4103 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1294
Karar No
2026/4103
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1323 E., 2025/1806 K. DAVA TARİHİ : 15.02.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/97 E., 2023/331 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedilmesi üzerine taraflarınca davalı aleyhine açılan işe iade davasının kabul edilerek kesinleştiğini, kesinleşen karar üzerine müvekkiline kıdem tazminatı, boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının davalı işveren tarafından ödendiğini, ancak davacının ücretinin hatalı belirlenmesi nedeniyle yapılan ödemelerin eksik olduğunu, ihbar tazminatının ise hiç ödenmediğini, başarı tazminatını hak eden müvekkiline bu ödemenin yapılmadığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle itibarının zedelendiğini belirterek manevi tazminat ile tirajı yüksek gazetede durumun ilan edilmesi, ihbar tazminatı, başarı tazminatı, yıllık ücretli izin, boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kesinleşen işe iade davası sonrasında işe başlatılmayan davacıya hak ettiği tüm ödemelerin yapıldığını, davacının başarı ikramiyesine hak kazanmadığını, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşen işe iade davası ile belirlenen boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının davacıya ödendiğinin anlaşıldığı, kesinleşen işe iade davası gereğince davalı işverenin iş sözleşmesini tazminat ödemesini gerektirmeyecek şekilde haklı nedenle feshedildiğini ispatlayamadığı, haksız ve önelsiz işveren feshinin sonucu olarak davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, ispat yükü üzerinde olan davalı işveren tarafından fesihte kullandırıldığı ya da ücretinin ödendiği ispatlanamayan yıllık izin ücretine hak kazandığı, 03.03.2023 tarihli mali müşavir ve işletme ve yönetim uzmanından oluşan bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere, taraflar arasında başarı ikramiyesinin tutarında ihtilaf bulunmadığı, davacının 2015 yılında tahukkuk etmiş başarı ikramiyesinin davacının iş sözleşmesinin feshine konu eylemi nedeniyle başarı ikramiyesi prosedürüne göre ödenmediğinin belirtildiği ancak davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden bulunmaksızın feshedildiğine dair kesinleşen hüküm dikkate alınarak ispat yükü üzerinde olan davalı işveren tarafından ödendiği ispatlanamayan başarı ikramiyesi alacağına davacının hak kazandığı, koşulları oluşan manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği, trajı yüksek gazetede ilan isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya içeriği, tanık beyanları ve işe iade dosyası birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ile başarı ikramiyesi alacaklarının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davacıya ödendiği anlaşılan boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatları ile tirajı yüksek gazetede ilan isteminin reddinin isabetli olduğu, ancak, davacının iş sözleşmesinin somut şüpheye dayanılarak yapılan disiplin soruşturması neticesinde feshedilmiş olup, sırf feshin haksız olmasının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımayacağından manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu, davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu, kabule göre ise reddedilen tutar dikkate alınarak hüküm altına alınan vekâlet ücretinin hatalı olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen akbulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı işverenin, müvekkilinin işyeri kural ve uygulamalarına aykırı davrandığı düşüncesiyle işlem gerçekleştirmediğini, davalı işverenin, işyerindeki yönergeyi kötüniyetli şekilde amaç olarak kullanarak, müvekkilinin şeref, saygınlığını zedeleyip kendisinin küçük duruma düşmesine sebebiyet verdiğini, bu nedenle manevi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu, b. Vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini, c. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada faiz başlangıcının dava ve ıslah tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, b. Davacının yıllık izin haklarını kullandığını, c. Davacının başarı ikramiyesine hak kazanmadığını, talebin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının manevi tazminat, başarı ikramiyesi, yıllık ücretli izin alacaklarının bulunup bulunmadığı ile vekâlet ücretine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan alacak kalemleri bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle, somut uyuşmazlıkta, dava kısmi eda külli tespit talepli belirsiz alacak davası olup, dava niteliği itibarıyla kısmi eda külli tespit talepli belirsiz alacak davası olup, davacı, davalıyı davadan önce temerrüde düşürmediğinden, hüküm altına alınan alacaklarda faiz başlangıcının dava dilekçesinde istenen miktarlara dava tarihi, talep artırım dilekçesinde istenen miktarlara ise talep artırım tarihi esas alınarak belirlenmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla sonucu itibarıyla doğru olan karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1294, K. 2026/4103, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1294-e-2026-4103-k-cd537567875a