Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1798 E. 2026/2004 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1798
- Karar No
- 2026/2004
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/280 E., 2026/281 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/262 E., 2025/448 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. ŞİKAYET Şikayetçi vekili dilekçesinde; şikayete konu sıra cetvelinde ilk sırada yer verilen Bolu Vergi Dairesi'nin alacağının öncelik hakkına sahip alacak olmadığını, taşınmaz üzerine uygulanan haczin borçlunun şahsi vergi borçları nedeniyle uygulandığını, ikincil sorumluluk niteliğine sahip yetkilisi olduğu şirketin borçları nedeniyle satış tarihi itibarıyla uygulanan haczin bulunmadığını belirterek Bolu İcra Dairesi'nin 2019/40498 Esas sayılı dosyasında 02.05.2024 tarihinde düzenlenen sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. BEYAN Şikayet olunan vekili dilekçesinde; takip borçlusuna ait taşınmazların satışının yapıldığını, satış sonrasında düzenlenen sıra cetvelinin hukuka uygun olduğunu, alacaklarının kamu alacağı olarak öncelik hakkına sahip nitelikte bulunduğunu belirterek şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda bilgileri yazılı kararı ile limited şirket ortaklarının kamu borçlarından sorumluluğunun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde düzenlendiği, şirketten kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen ya da edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından ortaklarının hisseleri oranda sorumluluklarının bulunduğu, kamu dairesinin şirket ortağının sorumluluğuna gidebilmesi için, şirket hakkında takip yapmış olmasının ve şirketin aciz halinde olduğunun ya da mal varlığından alacağın tahsil edilmesi imkanının bulunmadığının belirlenmesi ve sonrasında 6183 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca ortak hakkında takip yaparak ortağın mal varlığına haciz uygulamasının gerektiği, vergi borçları yönünden ise aciz vesikası alınması şartının bulunmadığı, tahsilinin mümkün olmadığının tespit edilmesinin yeterli olduğu, şikayet olunan tarafından 18.07.2013 tarihinde şirketin mal varlığının bulunmadığı tespit edilerek 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca işlem yapılmasına karar verildiği, 6183 sayılı Kanun'un 69. maddesi uyarınca garameten paylaşımın da mümkün olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde şikayet eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; şikayet olunan tarafından takip borçlusu ... hakkında ikincil borçlarına ilişkin olarak takibin bulunmadığını, ortağı olduğu şirketten alacağın tahsil edilemeyeceğine ilişkin bir belgenin dosyada olmadığını, şahsi taşınmazların satışından gelen bedelin ikincil borçlarının ödenmesi için kullanılamayacağını, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yazılı şartların oluşmadığını, şirket hakkında aciz vesikası düzenlenmediğini ve takibin sonuçsuz kaldığına ilişkin kararın olmadığını, ilk haczin şikayet edenin haczi olduğunu, aksinin kabulü halinde ise garameten paylaşım yapılmasının gerektiğini, kamu alacakları yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu, taşınmaz üzerine uygulanan haczin satış tarihinden sonraki tarihe ait olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Talep, genel haciz yolu ile takipte düzenlenen sıra cetveline şikayet istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, şikayetçi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz harcı temyiz eden tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.