Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/826 E. 2026/487 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/826
- Karar No
- 2026/487
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1727 E., 2025/116 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/204 E., 2022/175 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıların murisleri ile imzaladığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin davalılarca keyfi olarak feshedildiğinden, sözleşme nedeni ile yaptığı harcamalar ve yoksun kalınan kâr tutarlarının tahsilini aksi halde fiili zarar olarak yaptığı harcamalar ve müspet zararının tahsilini ile manevi zararının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin feshi konusunda davacı ile karşılıklı olarak gönderdikleri ihtarnameler ile mutabık kaldıklarını, davacının ihtarnamesindeki emlak komisyon bedeli dışındaki ödeme taleplerini kabul ettiklerini, komisyon bedeli yönünden ise fatura sunulması halinde ödeme yapacaklarını bildirdiklerini, açılan dava ile ihtarnamedeki taleplerin genişletildiğini ve kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli kararı ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin niteliği gereği öncelikli edim borçlusu arsa ve iş sahibi olup, arsayı inşaata elverişli şekilde teslim etmedikçe yükleniciden işe başlama borcunu yerine getirmesini bekleyemeyeceği, bu nedenle sözleşmenin feshine neden olunmuş ise yüklenicinin bu olay nedeniyle uğramış olduğu olumlu zararlarını da karşılamak yükümlülüğü altında olduğu, 2016 senesinde davacı yan tarafından ihtar yolu ile davalı tarafa inşaatın yapılacağı alanın sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmesi ve bu haliyle inşaata başlanılacağının bildirildiği bu nedenle bilirkişi raporu ile hesaplanan kazanç kaybı ve sözleşme masrafı tutarlarının davalılardan alınarak davacıya verilmesi gerektiği, sözleşmenin yerine getirilmemesinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğuna dair yeterli kanaat oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın davalı ....... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar aleyhine açılan tazminat davasının kabulüne ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli kararı ile davalıların sözleşmeyi fesih iradesini ihtarname ile bildirdiği, davacının da eldeki davayı açarak fesih nedeni ile talepte bulunduğu anlaşıldığından, fesih konusunda taraf iradelerinin birleştiğinin anlaşıldığı, davacı tarafın dava dilekçesinde ve noterlik ihtarında açıkça sözleşmeden dönme iradesi bulunmadığından sözleşmeden dönen taraf konumunda olmadığı, nitekim davacının noter ihtarında akdin ifası veya sözleşme nedeniyle yapılan menfi zararları talep ettiği ve kâr kaybına dair açık bir vazgeçmesi bulunmadığı ve davacı yüklenicinin akdin ifası sırasında kusurlu bir davranışı bulunmadığı, buna karşılık davalılar sebepsiz ve keyfi olarak sözleşmeyi feshettiklerinden davacı fesihte haklı olup kâr kaybı zararını talep edebileceği, ancak davacının tazminat talebi kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen reddedilen kısım yönünden kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru görülmediği belirtilen nedenlerle davalıların bu yöndeki istinaf taleplerinin kabulü ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın davalı ... ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilerek kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden tazminat davasının kısman kabulüne ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, davacı tarafından dava öncesinde davalılara gönderilen ihtarname ile taşınmazın teslim edilmemesi halinde diğer tazminat hakları saklı tutulmaksızın menfi zarar kapsamında olan, alacak kalemlerinin talep edildiği, davalılar tarafından ise sözleşmenin feshedilmek istendiği şeklinde cevap verildiği, davacının gönderdiği ihtarname ile bağlı olup, seçimlik hakkını menfi zarar kapsamında olan ve ihtarnamede bildirdiği alacak kalemlerini talep etme yönünde kullandığı, sonrasında bundan dönerek müspet zararını isteyemeyeceği, belirtilen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince davacının ihtarname ile talep ettiği alacak kalemleri dışında müspet zararının tazmini talebi yönünden kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve davacının dava öncesi gönderdiği ihtarname ile bağlı olup, seçimlik hakkını menfi zarar kapsamında olan ve ihtarnamede bildirdiği alacak kalemlerini talep etme yönünde kullandığı, sonrasında bundan dönerek müspet zararını isteyemeyeceğinden davacının kar kaybı talebi yerinde görülmediğinden davanın davalı ... ........... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilerek kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden tazminat davasının kısmen kabulüne ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, önceki gönderilen ihtarname ile bağlı olunduğu kabulünün hatalı olduğunu, eldeki dava için ihtara gerek olmadığı gibi, gönderilen ihtarnamenin de bağlayıcı olmayacağını, ihtarın talep anlamında bağlayıcı olmadığını, müspet zarar taleplerinin olmadığı yönünde bir açıklama içermediğini, usul hükümlerinin katı uygulanmasının büyük mağduriyetler yaşatacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan müspet ve menfi zararlar ile manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.