Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/763 E. 2026/318 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/763
Karar No
2026/318
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/271 E., 2024/388 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2012 yılında geçirdiği bir operasyonla silikon taktırmak suretiyle göğüslerini büyüttüğünü ancak sonuçlarından rahatsız olunca göğsündeki silikonların çıkarılması için davalı hekim ile anlaştığını, davalı tarafından müvekkilinin silikonlarının çıkarılması işleminin yapılmadığını, eskileri çıkarılıp yerine yenileri konularak neredeyse eskisi kadar büyük bir hale getirildiğini, ameliyatın yanlış planlanması nedeniyle göğüs uçlarının genişleyerek pembe renge dönüştüğünü ve etrafında çıkık kocaman bir iz kaldığını, davalının hatası nedeniyle 28.04.2014 tarihinde yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını, davalının tedavinin başlangıcında müvekkilini aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, son olarak davacının yurt dışında bir kliniğe başvurduğunu silikonlarının çıkartıldığını, davalı hekimin taahhüt ettiği neticeyi gerçekleştiremediğini belirterek; davalı tarafından uygulanan hatalı ameliyatlar nedeni ile müvekkilinin uğradığı maddi zararlardan 35.000,00 TL ile yaşadığı üzüntü ve ruhsal çöküntü nedeni ile 250.000,00 TL manevi tazminatın 11.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya 2014 yılında operasyon yapıldığını, sonrasında da hasta memnuniyetini sağlamak için davacıya bir düzeltme operasyonu yapıldığını, ikinci operasyondan davacıdan herhangi bir ücret almadığını, davacının ameliyat öncesi bilgilendirildiğini, yazılı olarak onayladığı sonuçlardan farklı bir sonuçla karşılaşmadığını, müvekkilinin yaptığı mastopeksi ve protez değiştirme işlemlerinde davacının büyük olan silikonları çıkarılıp, yerlerine daha küçük yuvarlak silikonlar konduğunu, insan vücuduna konulan silikonların her zaman kayma ve/veya yer değiştirme riskinin literatürde kabul edilen sonuç olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli kararı ile Adli ... Kurumu'ndan alınan rapor ile üst kurula gönderme neticesi alınan rapor ve İstanbul... ... ...'nden alınan raporlarda, davalıya atfedilebilecek bir kusur olmadığı, dosyada kusur araştırması yönünden başkaca yapılacak bir hususun bulunmadığı, davacının davalının kusurunu ispat edemediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, dosya kapsamında adli ... kurumundan alınan rapor ve üniversiteden alınan raporlara göre davacının düzeltme ameliyatından sonraki son hali ile yapılan muayenesinde kusur tespit edilmediği, dosya içerisinde bulunan dava konusu ameliyat sonrasında çekilen standart dışı fotoğraflarda, her ne kadar standartlara uygun olmasa da karar verdirici ve kusur atfettirici bir özellik saptanmadığı tespiti yapılmış ise de; davacıya yapılan ikinci ameliyatın kapsamı konusunda yeterince açıklama yapılmadığı, estetik ameliyat işleminin eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğu ve yukarıda açıklandığı şekilde sonuç taahhüdünü de kapsadığı anlaşıldığından, mahkemece ayıplı ifa bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, bu durumda mahkemece yapılacak işin; dosyanın İstanbul... ... ...'nde ilk raporu düzenleyen bilirkişi kuruluna tevdii edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup yüklenicinin sonuç taahhüdünün olduğu, ikinci ameliyatın kapsamı belirlenerek, silikonun tamamen çıkarılmasına ya da daha küçük protezin yerleştirilmesine mi ilişkin olduğu, bu hususta davacının onam formunun kapsamı da dikkate alınarak estetik amaçlı ameliyatın, tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulmasından ibaret olduğu, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu, yeterli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve alınan son ek raporla da davacıya yapılan operasyonlar sebebi ile davalı hekime herhangi bir kusur atfedilemediği ve davacıdan alınan onam formunda yapılan bilgilendirmeler kapsamında vaadedilen neticenin gerçekleştiğinin anlaşıldığı, davalı hekimin yaptığı işlemlerin ayıplı olmadığı, komplikasyon yönetiminin doğru yapıldığı ve davacının bir kısım kişisel taleplerinin tıbben mümkün olmadığı gibi davacının bünyesel özelliklerinden kaynaklandığı ve bu hususta davacının bilgilendirildiğinin tespit edildiği, davacının taleplerinde haklı olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince çelişkili ve hüküm kurmaya elverişsiz olan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, davalının kusur durumu hususunda eksik inceleme yapıldığını, dosyanın itirazları doğrultusunda Adli ... Üst Kurulu'na gönderilmemesinin usule aykırı olup savunma haklarını kısıtladığını, bozma ilamı sonrasında alınan heyet raporu dahil dosyada yer alan tüm raporlarda davacı müvekkile davalı tarafından yapılan ilk ameliyatın yanlış tanı ve tedavi sonucu gerçekleştirdiği bu nedenle müvekkili davacının ikinci hatta üçüncü kez ameliyat olmak zorunda kaldığının dikkate alınmadığını, davalının, tedavinin başlangıcında müvekkili aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ameliyat sırasında ve sonrasında da gerek hasta - doktor arasındaki vekalet sözleşmesinden, gerekse belirli bir sonucun taahhüt edildiği eser sözleşmesinden kaynaklanan sadakat, özen ve basiretli davranma yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediğini, davalının kusur durumu konusunda eksik inceleme yapıldığını, dosyanın itirazları doğrultusunda adli ... üst kuruluna gönderilmediğini, bozma kararı akabinde alınan bilirkişi raporunun karardaki çelişkileri gidermediğini, davanın aydınlanmasını sağlayamadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğinde estetik amaçla yapılan tıbbi müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalının tüketici olması nedeniyle harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının talep halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, estetik ameliyatı nedeniyle açılmış maddi ve manevi tazminata ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, sayın çoğunluk tarafından bu karar onanmıştır. Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğindeki estetik ameliyatında vaad edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı, öncelikle dava dışı hastanede meme büyütme ameliyatı olmuş, kendisine takılan protez slikonu beğenmeyerek Davalıya müracaat etmiş, davalı tarafından ilk protez çıkarılarak yerine daha küçük protez takılmış, bu işlem sonucu hastada skar doku oluşmuş, bunun giderilmesi için de ayrı bir operasyon daha yapılmış, en sonunda Davacı hasta Parise giderek başka bir doktorun müdahalesi ile protezlerden kurtulmuştur. Öncelikle hastanın yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği, onam formlarının uygun olup olmadığı tartışılmalıdır. Dosya içerisinde iki ayrı onam formu bulunmaktadır. Bunlardan biri “meme büyütme”ye bir diğeri de meme dikleştirmeye ilişkindir. Ayrıca meme dikleştirme onam formu içeriğinde “meme dikleştirme ile beraber meme protezi düşünülüyorsa ayrı bir bilgilendirme formuna daha ihtiyaç vardır” şeklinde ifade bulunmaktadır. Hastaya öncekinden daha küçük bir protez takılmış, meme küçültmek için onamı alınmamış, aksine meme büyütme onam formu alınmakla beraber, yapılan işlem büyütme değil küçültme işlemi olmuştur. Hal böyle olunca usulünce alınmış bir onamdan bahsetmek mümkün değildir. Diğer yandan, Davalı tarafından yapılan ameliyat sonrası oluşan skar dokunun giderilmesi için ikinci bir operasyon daha yapıldığına göre ilk ameliyat ile de bu skar dokunun oluşmamasının mümkün olduğunu, ilk işlemde gerekli özen ve dikkatin gösterilmediğini kabul etmek gerekir. Sonuç itibariyle, Davalının yapmış olduğu işlem ile meydana gelen sonucun eser sözleşmesi kapsamında, vaad edilen sonuç ile uyumlu olmaması nedeniyle, davanın kabul edilerek uygun bir miktarda maddi ve manevi tazminatın hüküm altına alınması için kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/763, K. 2026/318, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-763-e-2026-318-k-92fbcfdec7ab