Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/4223 E. 2026/1748 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4223
- Karar No
- 2026/1748
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/421 E., 2025/1554 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/144 E., 2023/429 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacılar vekili Avukat ..., davacı asil ... ile davalı asil ... ve vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı ... arasında düzenlenen sözleşme uyarınca üstlenilen nükleer tıp tetkikleri hizmet alımı işinin 31.12.2016 tarihinde sona erdiğini, bakiye hakediş bedeli 139.397,91 TL’nin ödenmesi ve teminat mektuplarının iadesi için davalı kuruma müteaddit defa başvurulduğunu, davalının müvekkili şirketin haksız kazanç elde ettiği iddiası ile ödeme yapmaması üzerine hakedişlerin ve teminatların iadesine yönelik açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, talep ve davalara esas olgularla alakalı davalı kurum müfettişinin bilimsel gerçeklikten yoksun tespitleri, ihbar eden diğer davalı Dr. ...‘in art niyetli, bilimsel temelden yoksun haksız ithamları yüzünden müvekkili şirket yetkilisi ... ve diğer kişiler hakkında ceza soruşturması başlatıldığını, soruşturma neticesinde verilen takipsizlik kararının kesinleştiğini, davalar ve soruşturma süresince müvekkili şirketin ihale yasaklısı olduğunu, nükleer tıp ihalelerine katılamadığını, haksız itham yüzünden iş hacminin azaldığını, davacı firmanın faaliyette bulunamaz hale geldiğini ileri sürerek, müvekkili ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili şirket için bedel arttırım hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 22.06.2023 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 1.000,00 TL maddi tazminat talebini 198.010,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tüm inceleme ve sonuçların ayrı bir tüzel kişilik olan davacı ... Hizm. Ltd. Şti. adına olduğunu, davacı ... ile ilgili bir işlem ve iddianın olmadığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, davacı şirketin maddi zararları somutlaştırmadığını, açıklamadığını ve belgelendirmediğini, kesinleşen mahkeme kararı gereği davacı şirkete iadeler gerçekleştirildiğini ve hakedişin de karardan çok önce ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hukuka ve maddi gerçeklere aykırı olarak müvekkiline tazminat talebi ile husumet yöneltildiğini, davacı hakkında verilen takipsizlik kararının delil yetersizliği sebebiyle verilmiş olup, hakkındaki suç duyurusunun ise ...’nın başdenetçisi tarafından yapılan resmi inceleme verilerine dayanmakta olduğunu, yapılan suç duyurularının hukuka aykırı bir fiil niteliğinde de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın zarar gördüğü iddiasına dayanak olaylar çerçevesinde zararın varlığı, miktarı ile davalıların zararın giderilmesindeki sorumluluk ve yükümlülüklerine ilişkin uygun illiyet bağı niteliğindeki unsurların bulunmadığı, duraksamaya yer vermeksizin açık ve kesin olarak ortaya konması ve hesaplanmasının da mümkün bulunmadığı, cevap ve savunma unsurlarının ve delillerinin somut çekişmeye uyumluluğu birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın davasını ispatlayamadığı, davalı taraf davranışlarının ihale-sözleşme uygulamalarındaki hakları kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/18754 Soruşturma sayılı dosyasının davalı Bakanlık bünyesinde gerçekleştirilen denetim neticesinde hazırlanan başdenetçi raporuna istinaden, diğer davalı ...'nın suç duyurusunda bulunması üzerine çok sayıda kişi hakkında başlatılan ve yürütülen bir soruşturma olduğu, yapılan suç duyurularının hukuka aykırı bir fiil niteliğinde de olmadığı, davalı tarafın ihale-sözleşme kapsamında yasal hak ve yetkilerini kullandığı, maddi ve manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalıların kötü niyetli şikayetleri ile müvekkili şirket hakkında iki yıl ihale yasağı getirildiğini, bu nedenle kamu ihalelerine katılımın fiilen engellendiğini ve ciddi maddi kayıplar doğduğunu, diğer müvekkili Dr. ...’ın ise, yürütülen soruşturma sürecinde mesleki itibarı ve kişilik hakları ağır şekilde zedelenerek itibar suikastına maruz kaldığını, her iki müvekkilinin de haksız şekilde itibarsızlaştırılarak maddi ve manevi ağır bir zarara uğratıldığını, müfettiş raporundaki iddiaların gerçek olduğunun ispat edilmediğini, illiyet bağının olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1- Davacı ... Başkan vekilinin manevi tazminat istemine ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 1.000,00 TL manevi tazminat istemine ilişkin olup, 6100 sayılı HMK'nın 04.06.2025 tarih ve 7550 sayılı Yasa ile değişik Ek Madde 1/2 maddesine göre İlk Derece Mahkemesinin dava tarihi 15.06.2020 itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2- Davacı Şirket vekilinin maddi tazminat istemine ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin manevi tazminat yönünden temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.