Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3775 E. 2026/1879 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3775
Karar No
2026/1879
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/189 E., 2025/1307 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/448 E., 2023/674 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 02.08.2016 tarihli sözleşme ile ibra ettiği alacağını ilamsız takip yolu ile müvekkilinden istemekte olduğunu, müvekkilinin 02.08.2016 tarihli sözleşme gereğince davalı adına 175.000,00 TL ödemede bulunduğunu, bu sözleşme davalı ile ... ve ... arasında yapılmış olup, davalının işveren Ayata’ların ise yüklenici olduklarını, sözleşmede ödemelerin tarih miktar ve ödeme yapılan banka isimleri ile açıkça yazılı olduğunu, davaya konu icra takibinde de aynı tarih, aynı miktar ve aynı banka isimlerinin yazılı olduğunu, sözleşmenin 9. maddesinin son cümlesi “Yükleniciler yukarıda dökümü yapılan toplam 300.000,00 TL ödemenin kendilerine yapılmış olduğunu gayri kabili rücu olarak kabul ederler” denilmekte olup, 175.000,00 TL dışındaki kısmın ise davalı tarafından ödenmiş olduğunu, bu sözleşmenin davalı ile yükleniciler ... ve ... arasında gayri kabili rücu olarak kabul edilerek ibra edilmiş olduğunu, bu sözleşmeye taraflarınca geç ulaşıldığı için bu davanın geç açıldığını, taraflar arasındaki parasal ilişkinin .... Noterliğinden verilme 20.05.2015 tarih ve 7107 sayılı vekâletname ve aralarında yaptıkları 23.05.2015 tarihli sözleşmeden kaynaklanmakta olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin dava konusu icra takip dosyasına konu alacak nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu icra takibinin dayanağı olan 23.05.2015 tarihli sözleşme gereği 2B arazisi kapsamında bulunan taşınmazlar için müvekkili adına hak sahipliği belgesi alınması ve bunların alacaklı adına Hazineden satın alınması için .... Noterliğinden verilen 20.05.2015 tarih ve 7107 yevmiye nolu düzenleme şeklinde vekaletname ile 23.05.2015 tarihli sözleşmede talep edilen işleri yapmak karşılığında danışmanlık ücreti olarak peyder pey toplamda 161.300,00 TL’nin davacı-borçluya verildiğini, ilerleyen süreçte müvekkilinin, geçmiş dönemde ... ile gayri resmi ortak olan ... ile ... arasında 24.02.2016 tarihli ayrı bir sözleşme imzaladığını, bu aşamada bahsi geçen kişilere 70.000,00 TL ödeme yapıldığını ve nihayet davacının ibra olduğunu iddia ettiği 02.08.2016 tarihli son sözleşme uyarınca şimdiye kadar yapılan tüm bu ödemelerin haricinde müvekkilinin ... ve ...'ye toplamda 600.000,00 ödeme yapacağını taahhüt ettiğini, taraflar arasında yapılan bu sözleşmeler neticesinde atılan adımlar sonucunda müvekkiline Bursa Valiliğinin 32878466-300-( 1...7 ) ... numaralı ve 23.11.2016 tarihli yazısı ile, sözleşmeye konu taşınmazların kullanıcısı tarafından muvafakatname ile başka şahıslar adına devredilmiş olduğu, taşınmazlar 1. derecede doğal sit alanında kaldığından 6392 sayılı Kanunun 6. maddesi 12. fıkrası gereğince satışının mümkün olmadığı yönünde yazının tebliğ edildiğini, bu yazı ile müvekkilinin sözleşmeler gereği yapılacak işlemlerin bir sonuca ulaşamayacağını, yani bahsi geçen gayrimenkule sahip olamayacağını anladığını ve davacı aleyhine ona ödediği ücretlerin iadesi talepli dava konusu icra takibini başlattığını, taraflar arasındaki sözleşme konusu ada 113, parsel 23 ve ada 158, parsel 1 olmak üzere iki farklı adadaki iki parsel olduğu halde ... ve ... ile müvekkili arasındaki iki sözleşmenin konusunun Ada 113, parsel 23 dahil olmak üzere aynı adada parsel 22... 'ü kapsamakta, ancak ada 158, parsel 1 hususunda herhangi bir taahhüt bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla her iki sözleşmede ada 113 parsel 23'deki gayrimenkulün bulunmasının, ... ve ...'nin davacının taahhütlerine iştirak ettiği ve davacıya yapılan ödemelerin kendi hizmet bedellerinin mahsubuna muvafakat ettikleri anlamına geldiğini, 02.08.2016 tarihli sözleşmede, bir önceki sözleşmede ödenen hizmet bedellerinin yeni yapılan sözleşmeye mahsup edileceğini bildiren tek taraflı bir irade beyanı mevcut olup, bu ifadenin bir ibraname özelliği taşımadığını, 02.08.2016 tarihli sözleşme davacı ile ... ve ...'nin birlikte hareket ettiklerini gösteren bir taahhütname olup, ibra niteliği taşımadığını savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilmiş olan 23.05.2015 tarihli sözleşme, Bursa ili .... ilçesi... köyü sınırları içinde bulunan 1 13... parsel ve 158 ada, 1 parsel ve bunların devamı olan diğer parseller için 1.derece sahiplik belgesinin davalı adına alınması ve Hazineden satın alınması konusunda danışmalık hizmet verilmesi konusunda düzenlenmiş olup, sözleşme bedelinin 95.000,00 TL olarak kararlaştırılmış olduğu, sözleşmenin 7.m. uyarınca sahiplik belgesi alınmadığı takdirde danışman davacıya ödenen hizmet bedellerinin davalıya iade edileceği, tarafların iddia ve savunmalarından söz konusu edimin yerine getirilmemiş olduğunun anlaşılmakta olduğu, bu durumda sözleşmenin 7.maddesinde yer alan hüküm gereğince ödenen sözleşme bedelinin iade edilmesi gerekeceği, ancak sözleşmede kararlaştırılan 95.000,00 TL bedelin davacıya ödendiğine dair iddia ve belgeye dosya kapsamında rastlanılmadığından bu sözleşme dolayısıyla davacının, davalıya iade etmesi gereken bir bedel bulunmadığı, davalı tarafından davacıya bir kısım ödemeler yapılmış ise de icra takibine de konu edilen bu ödemelerin, davalı ile dava dışı ... ... arasında yapılmış olan sözleşmede kararlaştırılan bedele mahsuben yapılmış olduğu, davalı ile dava dışı ... ve ... arasında yapılmış olan 02.08.2016 tarihli sözleşmenin 9.maddesinde yer alan hüküm ile sözleşmenin taraflarınca gayri kabili rücu kabul edilmiş olduğu, aynı sözleşmede davacı ile davalı arasında yapılmış olan 23.05.2015 tarihli sözleşmeye dair herhangi bir bilgiye de yer verilmediği, bu durumda davalı tarafça davacıya yapılmış olan ödemelerin 02.08.2016 tarihli sözleşme bedeline mahsuben dava dışı ... ve ...'ye ödenmiş olduğu, davalı tarafça da kabul edilmiş olduğundan davalının ,davacı ile aralarında akdedilen 23.05.2015 tarihli sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmemesinden dolayı davacı taraftan iadesini talep edebileceği herhangi bir miktar bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; dava konusu icra takip dosyasından dolayı davacı tarafın davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; her iki sözleşmenin içeriklerinin tek bir ada parsel dışında tamamen farklı olduğunu, dolayısıyla her iki sözleşmede ada 113 parsel 23'deki gayrimenkulün bulunmasının ... ve ...'nin davacının taahhütlerine iştirak ettiğini ve davacıya yapılan ödemelerin kendi hizmet bedellerinden mahsubuna muvafakat ettiklerini gösterdiğini, 02.08.2016 tarihli sözleşmede, bir önceki sözleşmede ödenen hizmet bedellerinin yeni yapılan sözleşmeye mahsup edileceğini bildiren tek taraflı bir irade beyanı mevcut olup, bu ifadenin bir ibraname özelliği taşımadığını kabul etmemekle birlikte davacı tarafın iddia ettiği üzere davacının, davalıdan aldığı ödemeleri onun adına diğer yükleniciler olan ... ve ...'ye ödemiş ise bu ödemelerin belgelerini menfi tespit dosyasına sunamadığını, davacı tarafın söz konusu borcun varlığını kabul etmekte, ancak davalı taraftan yapılan ödemelerin 3. kişilere gönderildiğini ve 3. kişiler ile yapılan sözleşme ile kendilerinin ibra edildiklerini iddia etmekte olduğunu, dava konusu icra dosyası asıl alacak miktarının 161.300,00 TL olduğunu, söz konusu ödemelerin davacıya peyder pey yapıldığını, davacı tarafın dosyaya sunduğu Bursa 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/20 Esas sayılı dosyasından alınan 11.12.2022 tarihli bilirkişi raporunun 6. maddesinde taraflarınca davacı tarafa yapılan ödemelerin ayrıntılı olarak tespit edildiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu beyan etmektedir

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3775, K. 2026/1879, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3775-e-2026-1879-k-9a48799fb592