Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2866 E. 2026/797 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2866
Karar No
2026/797
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1564 E., 2025/527 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/467 E., 2022/821 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ..., feri müdahil vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya üretilip teslim edilen ve faturası da düzenlenen "yat" için ödenen 5.000.000,00 USD avans ödemesinin ve 412.333,00 USD işlemiş faizinin davacıdan tahsiline dair ... 5. İcra Dairesinin 2005/24864 Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davacı şirketin ortakları arasındaki anlaşmazlık ve belirsizlik nedeniyle itiraz edilememesi üzerine takibin kesinleştiğini ileri sürerek; söz konusu takip nedeniyle 4.311.784,00 USD asıl alacak ve 412,33 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.724.117,00 USD bakımından davalıya borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada Türkiye mahkemelerinin yetkili olmadığını, İngiliz Hukukunun uygulanması gerektiğini, davanın yasal sürelere riayet edilmeden açıldığını, davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete kesilmiş bulunan bir fatura olmadığı gibi müvekkili şirkete teslim edilmiş bir mal veya yat da olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tamamlanıp ihracı yapıldığı anlaşılan yat için belirlenen 1.800.000,00 USD'lik alacak miktarı yönünden davacı tarafın davalıya borçlu olmadığı, ayrıca icra takibi öncesi davacının temerrüde düşürüldüğüne dair ihtarname vs. bilgi belge de bulunmadığı, kalan alacak miktarlarına ilişkin olarak, faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair belgelerin bulunmaması, bu faturalarla ilgili vergi dairesi kayıtlarında bir tespit yapılamamış olması da gözetilerek borçlu olunmadığının ispatının yapılamadığı belirtilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının ... 5. İcra Dairesinin (İstanbul 23. İcra Dairesinin) 2005/24864 Esas sayılı takip dosyasında talep edilen (5.000.000,00 USD asıl alacak ve 412.333,00 USD faiz) alacak kalemlerinden 1.800.000,00 USD asıl alacak ve 412.333,00 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.212.333,00 USD'lik kısmından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf itirazlarının değerlendirilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz ve denetlenebilirlilikten uzak olduğunu, redde gerekçe yapılan faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair belgelerin bulunmaması hususunun, her iki şirket yetkilisinin aynı kişi olması dikkate alındığında, kabul edilebilir olmadığını, tüzelkişilik perdesi aralandığında açıkça aynı şahıs (...) tarafından tüm işlemlerin muvazaalı olarak yapıldığının anlaşılacağını, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, bilirkişi tespitleri dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, yapılan icra takibinin muvazaaya dayanması sebebiyle geçersiz olduğunu ve yapılan takibin kötüniyetle yapılmış olması karşısında davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, mahkemece vergi kayıtlarında faturaların tespit edilemediği belirtilmişse de bu hususun yine ...'ın sorumluluğunda olduğunu, ihracatın 12.05.2006 tarihinde yapıldığının açık olduğunu, bilirkişilerce yazım hatası yapıldığı değerlendirilen bu hatanın mahkeme tarafından fark edilmeyip hatalı olarak 2016 yılının esas alındığını ve bu hususun gerekçede dayanak olarak gösterildiğini, sözleşme konusu yatın 2005-2006 yılları ticari defterlerine yansıyan maliyeti dikkate alınmadan rapor tanzim edildiğini, kaldı ki meydana getirilen eserin piyasa değerinin esas alınması gerektiğini, icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki, tekne yapım sözleşmesine dayalı olarak verilen avansın iadesi amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı HMK'nın 190/1. maddesi, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" hükmünü ihtiva etmektedir. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır.

Somut olayda; taraflar arasında sözlü olarak sözleşme ilişkisi kurulmuş olup, dava konusu "motor yat- yat adı magnum force- inşaa yeri ve yılı .../İstanbul 2006- boyu 2680 mt.- eni 614 mt.- derinlik 359 mt." niteliğindeki (Gümrük Çıkış Beyannamesi uyarınca) yatın davacı tarafça yapılıp teslim edildiği ihtilaf konusu olmaktan çıkmıştır.

Davacı bahsi geçen yat ile ilgili olarak; 15.07.2005'te 2.400.000,00 USD, 12.05.2006 da ise 1.800.000,00 USD miktarlı 2 ayrı fatura düzenlemiştir. Sözleşme konusu bu yatın gerçek imalat bedelini ispat külfeti davacı tarafta olup, ortada yazılı sözleşme bulunmadığından, Dairemizin yerleşik içtihatları dikkate alındığında, eserin teslim tarihindeki rayici imalat bedeli olarak esas alınmalıdır. Bu durumda mahkemece; davacı şirketin dava konusu imalata ilişkin olarak 2005-2006 yılı ticari defterlerindeki kayıtlar, yatın dosyaya yansıyan nitelikleri ve Gümrük Çıkış Beyannamesinde geçen teknik özellikleri birarada değerlendirilerek, imalat bedelinin teslim tarihi itibariyle tespitinin sağlanması için dosyanın ehil bilirkişi heyetine tevdii ile oluşacak bu meblağ esas alınmak suretiyle davanın neticelendirilmesi ve davacı iddiası olan 2.400.000,00 USD tutarı aşmayacak şekilde hüküm tesis edilmesi, bahsi geçen kayıtlar ile rayiç değer tespiti yapılamaması halinde ise şimdiki gibi 1.800.000,00 USD bedelli imalât faturası esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2866, K. 2026/797, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-2866-e-2026-797-k-044ed39c172f