Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2360 E. 2026/359 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2360
Karar No
2026/359
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/487 E., 2025/843 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.) SAYISI : 2022/365 E., 2023/89 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; asıl davada davacılar vekillerince temyiz edilmekle ve incelemenin duruşmalı olarak yapılması asıl davada davacı ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı asil ... ile asıl ve birleşen davada davalı ... Kooperatif vekili avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelenin olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA A. ASIL DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduklarını, kooperatif adına kayıtlı olan taşınmazın diğer davalı 7 üye adına tahsis edildiğini, oysaki kooperatif ortak sayısının müvekkilleri ile birlikte 9 kişi olduğunu, bu nedenle taşınmazın 9 üyeye tahsis edilmesi gerektiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile her bir müvekkiline 1/9 hisse oranında kayıt ve tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde hisselerin değeri tespit edilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL'nin her bir müvekkili için ayrı ayrı davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Islah yoluyla her bir davacı yönünden tazminat miktarını 381.640,00 TL'ye arttırmıştır.

B. BİRLEŞEN DAVA Birleşen davada davacılar vekili, yönetim ve denetim kurulu faaliyet raporlarının tamamında defter tasdiki dışında hiçbir harcamanın olmadığının ve ortaklardan aidat toplanmadığının açıkça ifade edilmesine rağmen müvekkillerinin aidat ödediğini, davalıların ortak olarak kabulüne dair genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının geçerli hiçbir hukuki belgeye dayanmadığını ileri sürerek, davalı gerçek kişilerin kooperatif ortağı olmadığının tespitine, kooperatif ortağı olmayanların katılımı ile yapılan genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı kooperatif vekili, kooperatif üzerine kayıtlı bir taşınmaz bulunmadığından tapu iptal ve tescil davasının kooperatif aleyhine açılmasının mümkün olmadığını savunarak, asıl davanın reddini; birleşen davada ise hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.

Asıl davada diğer davalılar vekili müvekkillerinin, hem rutin aidat ödemelerini yaptıklarını, hem de kooperatifin cins değişikliği, parselasyon ve ferdileşme işlemlerini yapabilmesi için gerekli olan ekstra giderleri karşıladıklarını, taşınmazlar tapuda adlarına tescil olduktan sonra da birçok masraf yaparak taşınmazları bugünkü değerine ve haline ulaşmasını sağladıklarını, husumetin müvekkillerine yöneltilemeyeceğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini savunarak, asıl davanın reddini, birleşen davada ise davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, arsa dağıtımının anasözleşmeye göre yapıldığını, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2018 tarihli kararı ile asıl davanın tazminat yönünden kabulü ile davalı kooperatiften tahsiline, diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde, asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile asıl davada davalı kooperatif ortakları (..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...) vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2019 tarihli kararı ile davalı kooperatif ortaklarının asıl davadaki istinaf başvurularının ve davacılar vekilinin asıl davadaki istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada tapu iptal ve tescil isteminin reddine, davalı kooperatif ortakları aleyhine açılan davaların pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 44.881,89 TL'nin davalı kooperatiften tahsili ile davacı ... ...'e verilmesine, 226.692,61 TL'nin davalı kooperatiften tahsili ile davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2019 tarihli kararının süresi içinde, asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile katılma yoluyla asıl ve birleşen davada davalı kooperatif ortakları tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, asıl ve birleşen davada davalı kooperatif ortakları vekilinin ve birleşen davada davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davacılar vekilinin asıl davadaki diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; arsanın dava tarihindeki rayiç değerinin dokuz ortağa bölünmesi suretiyle her bir ortağın hak edeceği bedel belirlenerek davacılar lehine bu bedele hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl davada davacılar yararına bozulmasına, birleşen davada verilen hüküm usul ve yasaya uygun görüldüğünden onanmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl davada davalı kooperatifçe, kooperatife ait arsanın, diğer davalı 7 kooperatif ortağına tahsis edildiği, davacıların da davalı kooperatifin ortakları oldukları, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin 3.434.808,00 TL olduğu, bozma kararı gereğince, her bir davacının taşınmazın değeri üzerinden talep edebileceği tazminat miktarının 381.640,00 TL olduğu gerekçesiyle, asıl davada tapu iptal ve tescil isteminin reddine, davalı kooperatif ortakları aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile 381.640,00'ar TL'nin davalı kooperatiften ayrı ayrı alınarak davacılara ödenmesine, birleşen davada bozma öncesi verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Müvekkilinin de diğer davalılar gibi kooperatif ortağı olduğunu, taşınmazdan pay alması gerektiğini, hükmedilen tazminatın zararı karşılamaktan çok uzak olduğunu, kararın adil yargılanma ve mülkiyet hakkına aykırı olduğunu, davalılar adına yapılan tescilin yolsuz tescil hükmünde olduğunu beyan etmektedir.

2. Asıl davada davacı ... ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkili tarafından açılan ihraç kararının iptali davası derdest iken davalı kooperatifçe genel kurul yapılarak, dava konusu taşınmazın diğer davalılar adına ferdileşme yoluyla tesciline karar verildiğini, söz konusu tescilin yolsuz olduğunu, her ne kadar kooperatif aleyhine tazminata hükmedilmiş ise kooperatifin hiçbir malvarlığı bulunmadığını, alacağın tahsil kabiliyeti olmadığını, tazminata müteselsilen hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen tazminatın zararlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu, davalıların dosya müdahale eden yüklenicilerle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaparak, taşınmazın üzerine villa yaptıklarını, her bir villanın 550.000 Euro değerinde olduğunu,

b. İstinaf yargılamasında duruşmaya katılmayan vekil hakkında avukatlık ücretine hükmedildiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal ve tescil olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davacılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dairemizde duruşmada vekili hazır bulunan, asıl davada davalı .... ... lehine yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl davada davacılardan tahsili ile adı geçen kooperatife ödenmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin asıl ve birleşen davada davacılar ... ve ...'na ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2360, K. 2026/359, T. 03.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-2360-e-2026-359-k-9e9dbdea65fe