Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1307 E. 2026/3213 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1307
Karar No
2026/3213
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1592 E., 2025/1898 K. DAVA TARİHİ : 07.08.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/469 E., 2022/178 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2010 yılının Şubat ayından 2015 yılının Mayıs ayına kadar çalıştığını, ücretinin bordroda görünen miktarda olduğunu, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ne iddia ettiğinin anlaşılabilmesi için iddiasını somutlaştırması gerektiğini, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacının müvekkiline ait işyerinde bir yıl kadar işçi olarak çalıştığını, daha sonra işyerini davacıya devrettiğini, davacıya duyduğu güven nedeniyle sigorta çıkışını dahi vermediğini, davacının müvekkilinin iyiniyetini kötüye kullanarak kendisini sigortalı işçi şeklinde göstermeye devam ettiğini, hatta eşini de gerçek ve fiilî bir çalışması olmamasına rağmen işyeri üzerinden sigortalı işçi olarak bildirdiğini, davacı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, işyerini yıllardır kendi nam ve hesabına işleten davacının işçilik haklarından faydalanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız şekilde feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiş, yine fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacakları da hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanları ve dosya kapsamına göre davacının fazla çalışma ücreti alacağına yönelik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Dosyada mevcut tanık beyanlarına değer verilmemesinin hatalı olduğunu, b. Çalışılan işyerinin niteliği göz önüne alındığında ancak müşterilerin tanık gösterilebileceğini, fazla çalışma ücreti alacağına yönelik taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; fazla çalışma ücreti alacağının ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1307, K. 2026/3213, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1307-e-2026-3213-k-b6a2b38d7112