Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2291 E. 2025/4500 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2291
- Karar No
- 2025/4500
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1671 E., 2025/611 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/664 E., 2021/521 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili şirketin en büyük müşterisi ve en yüksek cirolu iş sahibi olmasından aşırı yararlanarak hizmet teminini sürekli kendileri lehine dikte ettikleri bedeller üzerinden satın aldığını, asıl hizmet bedellerini noksan ödediğini, bu durumlar nedeniyle davalı iş sahibi şirketin kendi lehine aşırı yararlanma sağlayarak gabin şartlarını oluşturduğunu, neticede davalı şirketin kendi kazancını, verimliliğini arttırırken müvekkili şirketin alacaklarını noksan ödeyerek ve alacaklarını öteleyerek iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin gabin şartlarında tahsil edemediği fatura içeriği alacağının ödenmesi için takip başlattıklarını ileri sürerek sözleşmeden kaynaklanan ancak davalının sözleşme ilişkisinden aşırı yararlanması nedeniyle müvekkiline fatura ettirilmeyen ve ötelenip ödenmeyen hizmet bedellerinin, izin ücretlerinin, fazla mesai ücretlerinin ve bayram mesaisi ücretlerinin ve ötelenen diğer faturalı ticari alacaklarının davalıdan tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 7 yılı aşkın bir süredir isteyerek yeni sözleşmeler imzalamak suretiyle müvekkili ile çalışarak ciddi kazanç elde ettiğini, davacının basiretli bir tacir olarak bu sözleşmeleri bilerek, isteyerek, hesaplayarak şirketinin menfaatine olacak şekilde defalarca yenilediğini, dava dilekçesindeki kandırıldığı, mağdur edildiği ve sözleşmelerdeki gabinin varlığına ilişkin iddialarına katılmanın mümkün olmadığını, takibe ve davaya konu faturanın kendilerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, buna rağmen faturanın süresinde yapılan itiraz ile hukuka uygun şekilde davacıya iade edildiğini, davacı dilekçesinde 2011, 2012, 2015, 2016, 2017 yıllarında eksik ödeme aldığı iddiası ile bu tutarları şimdi toptan düzenlediği bir fatura ile talep ettiğini, davacının var olduğunu iddia ettiği bu alacakları faturaları düzenlediği dönemde de bildiğini dilekçesinde açıkça ikrar ettiğini, hal böyle iken davacının bu alacakları bilmesinin üzerinden 6-7 yıl geçtikten sonra bu alacakları talep etmesi mümkün olmadığını, faturalara ihtirazi kayıt da koymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına alınan PTT gönderi takibi incelendiğinde davalı tarafa 27.03.2018 tarihinde bir gönderi teslim edildiği, ancak gönderinin içeriğinde ne olduğu bilgisinin bulunmadığı, davacının, faturayı noter aracılığıyla değil iadeli taahhütlü şekilde gönderdiği, iadeli taahhütlü gönderi içinde takibe konu faturanın da bulunduğunu ispat etmek durumunda olduğu, ancak davacı bu hususta dosyaya herhangi bir delil sunmadığından, icra takibine konu faturanın, davalının belirttiği gibi 05.04.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının da süresi içinde noter aracılığıyla söz konusu faturayı davacıya iade ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sürdüğü yaklaşık 7 yıl boyunca davalı tarafça, davacının düzenleyip gönderdiği tüm faturaları ödediği, bu hususta taraflar arasında bir ihtilafın oluşmadığı, hatta taraflar arasında dosya kapsamında bulunan bir çok mutabakat metninin düzenlendiği, davacı tarafın, hizmet bedellerinin eksik ödendiği yönünde bu süre içinde resmi olarak herhangi bir başvuru yapmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona erdiği gün, geçmişe dayalı olarak takibe konu faturanın düzenlenmiş olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 18/2. maddesi de gözönüne alındığında, limited şirket statüsünde tacir olan davacı yönünden düşüncesizlik ve deneyimsizlik şartlarının oluşmasının mümkün olamayacağı, davacı tarafın zor durumda (müzayaka halinde) olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, 7 yıl süren ticari ilişki döneminde resmi anlamda alacağını talep bakımından herhangi bir fatura düzenlenmemesine rağmen taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği gün geçmişe dayalı fatura düzenlenmesinin basiretli bir tacirden beklenen davranış şekli olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde, sözleşme hükümlerinin hukuka, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı bir yönünün bulunmadığı, davalı tarafın, (söz konusu olmasa da) davacının müzayaka halinde bulunduğunu, bu durumdan faydalanmaya çalıştığını gösterir bir delilin bulunmadığı, söz konusu faturaya dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın haklı olduğu, davacı tarafın davasını ispat edemediği göz önünde bulundurularak açılan davanın reddine, davalı tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmişse de, davacı tarafın takibi yapmakta kötüniyetli olduğunu gösterir bir durum söz konusu olmadığından davalı tarafın bu yöndeki talebinin de reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Sözleşme şartlarının gittikçe ağırlaşan bir çerçevede davacı aleyhine, davalı lehine uygulandığını, bu durumun dönemlik yenilenen sözleşmelerin davalı açısından giderek ağırlaştırılan madde metinlerinde açıkça görüldüğünü, b. Davalının üstün konumunu hizmet veren davacı aleyhine kullanması ve bu durumdan aşırı yararlanarak gabine sebebiyet vermesi nedeniyle davacının ekonomik olarak sürekli zor duruma düşürüldüğünü, davalı şirketin, müvekkili şirketin en büyük müşterisi ve en yüksek cirolu iş sahibi olmasından aşırı yararlanarak hizmet teminini sürekli kendileri lehine dikte ettikleri bedeller üzerinden satın aldığını ve asıl hizmet bedellerini noktan ödediğini, c. Alacaklarının dosyada mevcut tüm yazılı belgeler, tarafların ticari defterleri ve kayıtlarıyla sabit olduğunu, davacı şirketin sözleşmelerle belirlenen birim fiyatın altındaki daha düşük fiyatlarla fatura tanzimine zorlandığına ilişkin hiçbir incelemenin yapılmadığını, d. Davalı şirkete iadeli taahhütlü mektup ile takibe konu faturayı tebliğ ettiğini, hatta davalı şirketin faturaya itiraz ederek faturayı iade ettiğini beyan etmesiyle takibe konu faturanın davalı şirkete tebliğ edildiğinin ikrar edildiğini, dolayısıyla takip dayanağı faturanın davalı şirkete tebliğ edildiği hususunda bir çelişkinin mevcut olmadığını, mahkeme gerekçesinin bu yönüyle hatalı olduğunu, faturanın davalı şirketin merkez adresine yapıldığına ilişkin PTT sorgu evrakının dosyaya ibraz edildiğini, davalı şirketin faturaya süresinde itiraz etmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle tacir olan davacının sözleşmenin feshinden sonra aşırı yararlanma iddiasında bulunamayacağına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcın mahsubu ile fazla yatırılan miktarın talep halinde temyiz edene iadesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.