Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3780 E. 2026/784 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3780
Karar No
2026/784
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1866 Esas, 2025/871 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/143 E., 2021/446 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.03.2017 tarihli taşıma hizmet sözleşmesinin imzalandığını, müvekkilinin her türlü emtiayı kara yolu ile nakletme yükümlülüğünü, davalı tarafın ise sözleşme ile kararlaştırılan bedeli ödeme yükümlülüğünü üstlendiğini, davacı şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşmenin 5. maddesinin "İş bu sözleşme imza altına alındığı tarihten itibaren 1 yıl geçerlidir, bir sene sonunda hiçbir ihtar ve hükme hacet kalmaksızın kendiliğinden bir yıl yenilenir" şeklinde olduğunu, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren her yıl yürürlükte kaldığını, sözleşme fiyat değişikliklerinin her yıl Eylül ayında olduğunun görüleceğini yani taraflarca sözleşmenin Eylül ayında revize edildiğini, bu bağlamda müvekkilinin 2020 yılı Eylül dönemine kadar sözleşmenin yenilenmiş olduğu inancı ile hareket ettiğini, davalının 2019 yılı Aralık ayı itibariyle hiçbir yazılı bildirimde bulunmaksızın, gerekçe sunulmaksızın şifahi olarak sözleşmeyi süresinden önce tek taraflı olarak feshinin hukuka aykırı olduğunu, davalının Eylül 2020 dönemine kadar taşıma hizmeti almasının gerektiğinin bildirilmesi ve haksız fesih nedeni ile müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarar kalemlerinin tazmini için ihtarname gönderilmesine rağmen davalının zararın tazminine yönelik herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı şirketin davalı şirketle çalışırken elde etmiş olduğu net kârın aylık 250.000,00 TL ile 300.000,00 TL arasında değiştiğini, sözleşmenin haksız feshi ile birlikte davacı şirketin Eylül ayına kadar elde edeceği yaklaşık 9 aylık kardan yoksun kaldığını, kazanç kaybının davalıdan tahsilinin gerektiğini, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği taşıma işini yerine getirmek için yeni ekipman, araç ve personel temini gerçekleştirdiğini, yapmış olduğu harcamaların maddi zarar kalemi olarak tahsilini, şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; sözleşmenin davalı tarafça erken ve haksız olarak feshi nedeni ile müvekkil şirketin uğramış olduğu zararın tazmini amacıyla 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 05.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 19.10.2020 havale tarihli dilekçesi ile; belirsiz alacak davası olarak ve belirli hale geldiğinde arttırılmak üzere şimdilik; mahrum kalınan kar taleplerini 400,00 TL, kazanç kaybı taleplerini 400,00 TL, yapılan masraflara ilişkin ilişkin tazminat taleplerini 200,00 TL olarak somutlaştırdıklarını beyan etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmediğini, davacının müvekkiline gereği gibi hizmet vermediğini, memnuniyetsizliklerin davacıya bildirildiğini, davacı yanın yevmiyecilerin ücretlerini müvekkil şirkete kötüniyetli olarak fazla yansıttığını, davalı şirketçe davacı şirkete buna istinaden fiyat farkı faturası düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tacirler arasında ihbar ve ihtarların usul ve yönteminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3. maddesinde; ''Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.'' hükmü ile belirlendiği, sözleşmenin 5. maddesinde sözleşmenin fesih usulünün düzenlendiği, ayrıca tacirler arasında ihbar ve ihtar usulünün yukarıda yer verilen kanun maddesinde belirtildiği, bahsi geçen düzenlemeler çerçevesinde sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, belirtilen sebeplerle sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiği davacı şirket tarafından usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığından, feshin haklı olup olmadığı yönünden de inceleme yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacı vekilinin, davalı tarafın sözleşmeyi feshettiğini sunduğu delillerle ispatlayamamış olmasına, davacı tarafın dosya kapsamında da bir zararının olduğunun ortaya konulmamış olmasına göre davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle mahrum kalınan kâr, kazanç kaybı ve sözleşmeye güvenerek yapılan masrafların tazmini istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3780, K. 2026/784, T. 05.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-3780-e-2026-784-k-feb7dc0cda55