Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1882 E. 2025/3076 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1882
Karar No
2025/3076
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/16 E., 2022/45 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı taraf vekillerince ayrı ayrı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ürettiği elektriği serbest tüketicilere satma hakkına sahip olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket müşterilerinin sayaçlarını okumak suretiyle müvekkilinin sattığı elektrik miktarını belirlediğini, davalı şirketin yapmış olduğu bu hizmetin "perakende satış hizmeti" olarak adlandırıldığını ve bu hizmet karşılığında davalı tarafça fatura düzenlenerek bedellerin tahsil edildiğini, bu uygulamanın dayanağının EPDK'nın 875 sayılı kararı olduğunu, bu karara göre nisbi bir tarife uygulanarak ücretlerin belirlendiğini, EPDK'nın kararının Danıştay'ca iptal edildiğini, iptal kararından önce belirlenen nisbi tarife uyarınca davalı şirketin müvekkili şirketten Eylül 2006-Aralık 2010 dönemleri arasında fazladan perakende satış hizmet bedeli tahsil etmiş olduğunu ileri sürerek, şimdilik 294.992,52 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının dayandığı Danıştay kararının davacı gibi tüzel kişiler lehine olan bir karar olmadığını, serbest tüketiciler konumundaki tüketiciler lehine olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2016 tarihli ve 2014/939 Esas, 2016/376 Karar sayılı kararı ile taraflar arasında 01.01.2003 tarihinde sistem kullanım anlaşması imzalandığını, bu sözleşme uyarınca, davalının davacı adına davacının abonelerinin sayaçlarını okuma görevini üstlendiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesi ve ek belgelere göre söz konusu sözleşmenin uygulanmasında EPDK'nın kararlarının uygulanacağının belirlendiği, EPDK'nın 875 sayılı kararı uyarınca PSH bedeli olarak nitelendirilen perakende satış hizmet bedelinin elektrik ücreti üzerinden nisbi olarak ücretlendirildiğinin anlaşıldığı, Danıştayca maktu bir ücretlendirme yapılmasının gerektiği belirtilerek EPDK'nın 875 sayılı kararının iptal edilmiş olduğu, bu kararın kesinleşmesi üzerine EPDK tarafından 01.01.2012 tarihinde karara uygun şekilde düzenleme yapılmış olduğu, Danıştay kararının gerekçesi dikkate alındığında, karardan önceki dönemlerde tahsil edilen bedellerin haksız olarak tahsil edilmiş olduğu, EPDK'nın 01.01.2012 tarihinde almış olduğu karar uyarınca hizmet karşılığı belirlenen maktu bedelin mahsubu sonrası davalının davacıdan 294.992,52 TL fazla tahsilatta bulunmuş olduğunun anlaşıldığı, davadan önce davalının temerrüde düşürülmediği, sözleşme uyarınca taraflar arasında 6183 sayılı Kanunu'un 51. maddesinde düzenlenen gecikme cezasının uygulanacağı karar altına alındığından, dava tarihinden itibaren hükmedilen miktara 6183 sayılı Kanunu'un 51. maddesindeki gecikme cezasının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2016 tarihli ve 2014/939 Esas, 2016/376 Karar sayılı kararının süresi içinde taraflar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan ) 23.Hukuk Dairesi'nin 16.06.2020 tarihli ve 2017/2163 E., 2020/2086 K. sayılı kararı ile davalının temyiz itirazlarının kabulü ile elektrik dağıtım şirketleri tarafından tüketilen kwh bazında nisbi olarak tahsil edilen PSHB'nin yasal dayanağının ortadan kalkması nedeniyle davalının nisbi ücret ile maktu ücret farkı kadar zenginleştiği ancak zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğu, davacı aleyhine tüketiciler tarafından bu bedelin tahsili için dava açılması ve davacı tarafından ödenmesi halinde davacı bu bedeli talep edebileceği davacının bu bedeli tüketiciye ödediğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediğine göre bu aşamada mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği, gerekçesiyle bozulmuştur.

B. Direnme Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Direnme Üzerine Verilen Karar 1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla önceki kararda direnilmiş, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

2.Mahkemece verilen direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/(23)6-446 Esas, 2024/315 Karar 06.06.2024 tarihli kararı ile direnme kararı yerinde görülerek, davacıya ödenmesine karar verilen miktar ve davacının diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, a. Müvekkili şirkete fazladan yansıtılan iletim sistem kullanım bedeline ticari avans faizinin değil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183 sayılı Kanun) 51 inci maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve bu zamma KDV uygulanması gerektiğini, b. Faiz başlangıç tarihinin dava tarihi değil ödeme tarihlerinden itibaren uygulanmasını beyan etmektedir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, a. Bozma ilamındaki gerekçenin yerinde olduğu ve davanın reddedilmesi gerektiğini, b. Faizin yasal faiz olması gerektiğini beyan etmektedir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan dağıtım sistem kullanım anlaşması uyarınca davalının davacıdan tahsil ettiği perakende satış hizmet bedelinin hesaplanmasına ilişkin EPDK’nın 875 sayılı kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi üzerine, davacının davalıya fazladan ödediğini iddia ettiği bedelin tahsiline ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, yine, davacının davalıyı dava konusu alacakları için usulüne uygun şekilde temerrüde düşürmediği, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olduğu ayrıca davacı şirketin 21.07.1953 tarihinde yürürlüğe giren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 1. ve 3. maddelerinde sayılan kuruluşlar arasında bulunmadığı, alacağına avans faizi uygulanmasının hukuka aykırı olmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraflar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1882, K. 2025/3076, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1882-e-2025-3076-k-e81d710a02d0