Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1528 E. 2026/972 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1528
- Karar No
- 2026/972
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1603 E., 2025/438 K. ASIL VE BİRLEŞEN KONYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2024/32 ESAS SAYILI DAVADA ASIL VE BİRLEŞEN KONYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2024/32 ESAS SAYILI DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/530 E., 2024/683 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçelerinde; davalı ile aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, davalı yüklenicinin 32480 ada, 3 parsel, A blok, 2 no'lu bağımsız bölümü süresinde teslim etmediğini, eksik ve ayıplı işler olduğunu belirterek 2.000 TL gecikme tazminatı, 2.000,00 TL cezai şart ve 2.000,00 TL eksik ve ayıplı işler tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçelerinde; davalı ile aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, davalı yüklenicinin 32480 ada, 3 parsel, A blok, 2 no'lu bağımsız bölümü süresinde teslim etmediğini eksik ve ayıplı işler tazminatının asıl dava dosyasında sunulan ıslah dilekçesinden sonra bilirkişi raporunda değerin daha yüksek olduğunun tespit edildiği o sebeple birleşen davanın açıldığını beyan ederek davanın kabulünü talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın yapı kullanım izin belgesinin 02.01.2019 tarihinde alındığını, taşınmazın 02.03.2019 tarihinde davacının temsilci olarak gönderdiği ... isimli kişiye teslim edildiğini, süresi içinde ayıp ihbarı yapılmadığını, davacının taşınmazı kabul etmiş sayıldığını, inşaatın süresi içinde tamamlandığını, gecikme olmadığını, davacının taleplerinin yernide olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanı, 02.03.2019 tarihli teslim tutanağı ve iskân tarihi birlikte değerlendirildiğinde Ocak 2019 gibi teslimatlar için yüklenici malikleri aradığı, davacıyı da aradığı ve birkaç ay sonra dava konusu dükkanı fiilen teslim edildiğinin tanıklarca beyan edildiği, bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde teslim tarihini iskan tarihi olarak kabul etmek gerektiği, gecikmeden doğan tazminatın bu kapsamda kabulü gerektiği, sözleşmenin 4. maddesine dayalı cezai şart isteminin, ifaya ekli cezai şart niteliğinde olması ve açık bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin taşınmazın teslim alınmış olması nedeniyle bu kaleme ilişkin talebin de reddi gerektiği, bilirkişi raporuna göre davacıya verilen dükkanın brüt 27,83 m² eksik olduğu, ayrıca sözleşmeye göre dükkanın zemin ve üst kattan oluşması gerekirken zemin ve ... kattan oluşması nedeniyle de dava konusu dükkanda değer kaybının oluştuğu, taşınmaz bedeli belirli olmadığından dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre hesaplamanın yapılması gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı ve asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Dava dilekçesini aynen tekrar ettiğini, b.Bilirkişi raporunda dairenin metrekaresinin düşük olması değer kaybının birleşen dava tarihinde 2.857.900,00 TL ve asıl dava tarihinde 297.221,60 TL olarak tespit edildiğini mahkemece birleşen dava tarihinin değil de asıl dava tarihindeki değerinin esas alınmasının yanlış olduğunu, ek dava diye bir dava türü olmadığını birleşen davanın bağımsız bir dava olarak değerlendirilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
2.Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Davacının eksik metrekare iddiasıyla tazminat, eksik imalât iddiasıyla tazminat, ayıplı imalât iddiasıyla tazminat olmak üzere 3 ayrık kalemde talepte bulunduğunu ancak dava değeri olarak gerek asıl gerekse de birleşen davada tek bir değer gösterdiğini, o sebeple öncelikli olarak davacıya açıklaması için süre verilip sonrasında karar verilmesi gerektiğini mevcut durumda verilen kararının hatalı olduğunu, b.Davacının dava dilekçesindeki iddialarını somutlaştırmadığını genel geçer şekilde yazdığını, bu durumunun HMK'nın 194. maddesi hükmüne açıkça aykırı olduğunu, c.Bilirkişi tarafından proje üzerinden yapılan ölçümün ve değerlendirmenin hatalı olduğunu, fiili durumun esas alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, mimari projelendirmede galeri boşluğu adı altında dava konusu taşınmazın bağımsız bölüm alanına galeri boşluğu şeklinde alan oluşturulduğunu, d.Eksik metrekare ve ayıplı işler bakımından satış (teslim) tarihinin esas alınması gerektiğini, mahkemece dava tarihi esas alınarak yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, e.Hükme esas alınan 30.05.2024 tarihli raporda hiçbir emsal araştırması yapılmadan ve sunulmadan değerlendirme yapıldığını beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı, eksik iş tazminatı ve cezai şart istemine; birleşen davada ayıp ve eksik iş bedeli istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl ve birleşen davada davacı vekilince ve asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.