Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1458 E. 2026/858 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1458
- Karar No
- 2026/858
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/324 E., 2025/63 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yüklenici ... ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını, yüklenici ...’ın da davalı arsa sahibi ... ile aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, davalı ...’dan aldığı bağımsız bölümün yükleniciye düşen bağımsız bölüm olduğunu, bağımsız bölüm için yükeleniciye 155.000,00 TL ödediğini, ancak dairenin öngörülen süre geçmesine rağmen devredilmediğini belirterek, tapu iptal tescil, kabul edilmezse bedel talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu 3 numaralı bağımsız bölümün davalı yüklenicinin talebi ile dava dışı ... adlı kişiye devredilmesinin kararlaştırıldığını, yüklenicinin müvekkilden hiçbir alacağı ve hakkının kalmadığını, buna dair ibraname verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli kararı ile davacı vekili yargılama devam ederken tapu iptal tescil talebini istirdata çevirdiğini beyan ettiğinden tapu iptal tescil talebinin reddine, davalı ... yönünden davanın husumetten reddine, bedel yönünden ise kabulü ile bedelin ...’dan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalıya dava dilekçesi, tensip zaptı, bilirkişi raporu, mahkeme kararı ve istinaf başvuru dilekçesi tebliğinin usulsüz olarak yapıldığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma öncesi gerekçesi ile aynı olarak davacının tapu iptal tescil talebi yönünden reddi, bedel yönünden kabulü ile yüklenici ...’dan tahsiline, arsa sahibi ... yönünden husumetten reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Husumetten ret kararının doğru olmadığını, yüklenici ile birlikte hareket edildiğini, b. Bedel yönünden ise ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince raporda hesaplanan ve ıslah edilen tutar üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, temliken tescile dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkindir. Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunluluğu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade etmektedir. Davacı ile yüklenici davalı ... arasındaki satış vaadi sözleşmesinde dava konusu bağımsız bölümün 185.000,00 TL'ye satın alındığı, 50.000,00 TL kapora, geri kalanının ise tapu devri sırasında verileceğinin kararlaştırıldığı, davacının ödemelerini 155.000,00 TL'ye çıkarmasına rağmen davalı yüklenicinin tapuyu devretmeyerek temerrüde düştüğü, bu durumda davacının tapu iptal ve tescili talep etme hakkının doğduğu, taşınmaz başkasına devredildiği için davacının terditli talebinin incelenmesi gerekeceği, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ise bu durumda dava konusu dairenin karar tarihine en yakın tarihli bedeli tespit edilerek, davacı tarafından ödenen meblağ bu bedele oranlanmak suretiyle çıkan sonuca hükmedilmesi gerekmektedir. Ancak davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç bedelini talep ettiği ve bu bedel yapılan bilirkişi incelemesinde 973.936,76 TL olduğuna göre bu bedelin yapılan ödeme ile orantı hesabı kurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacının yaptığı ödeme esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI Davalı yüklenici ... ile diğer davalılar murisi arsa sahibi ... arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğu, yüklenici ...'ın bu sözleşme kapsamında yapılan inşaattan bir bağımsız bölümü 185.000 TL bedel ile davacıya sattığı ve davacının bu bedelin 155.000 TL'sini ödediği konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacının dayandığı sözleşme alacağın temliki niteliğinde olduğundan hukuken geçerli bir sözleşme niteliğindedir. Sözleşme alacağın temliki hükümlerine göre geçerli olduğundan geçersiz sözleşmelerle ilgili olan 30.09.1998 Tarih,1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararının somut olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde öncelikli talep olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş ve terditli talep olarak da ödemiş olduğu 155.000 TL'nin yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Mahkemece verilen ilk kararda tapu iptali ve tescil talebinin reddine, ödenen bedelin iadesi talebiyle ilgili olarak arsa sahibi bakımından davanın husumet yokluğundan reddine, yüklenici bakımından ise 155.000 TL'nin dava tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş ve yüklenici aleyhine hükmedilen bu alacak miktarına ilişkin olarak davacı tarafça istinaf nedeni de ileri sürülmemiştir. Bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve bu karar davalı yüklenici tarafından temyiz edilmiş, davacı taraf ise temyiz başvurusunda bulunmamıştır. Yapılan temyiz incelemesi sonucu kararın usuli nedenle bozulması sonrası davacı tarafça verilen dilekçede, açılan davada ödenen paranın iadesi talep edildiğine göre bilirkişi tarafından belirlenen rakam zaten denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen paranın dava tarihi itibarıyla karşılığı olduğu belirtilerek 973.936,76 TL olan bu miktara hükmedilmesi istenmiş şayet bu talep kabul edilmez ise bedelin ıslah edildiği kabul edilerek buna göre aynı miktarın tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Davacının dava dilekçesindeki terditli ikinci talebi sözleşme nedeniyle ödenen 155.000 TL'nin iadesi olup dava dilekçesinde davanın kısmi dava olduğunu ortaya koyan bir açıklamaya yer verilmemiş, bu anlama gelecek biçimde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması talep edilmemiş, denkleştirici adalet ilkesine göre miktar hesaplaması yapılması gerektiği veya rayiç değerin ödenmesi gerektiği yönünde bir açıklama yapılmamış, bunların talep edildiğini gösteren bir vakıaya da dayanılmamıştır. Davacı bozma sonrası verdiği beyan dilekçesi ile 973.936,76 TL'nin tahsilini talep etmiş ise de, dava dilekçesindeki talep açıkça ödenen 155.000 TL'nin iadesine ilişkin olduğundan dava dilekçesine dayalı olarak fazla miktar yönünden alacağa hükmedilmesi mümkün değildir. Davacı bu beyan dilekçesi ile ayrıca bu talep kabul edilmez ise davamızı bu miktar üzerinden ıslah ediyoruz demiş ise de ıslah talebi de usule uygun değildir. Zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 177/2. madde hükmüne göre, Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir ise de yine aynı hüküm gereğince bu şekilde yapılacak ıslah ile bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. Bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırılamayacağı hükmü ile usuli kazanılmış hakları ortadan kaldıracak şekilde bozma kararı sonrası ıslah yapılamayacağı düzenlenmiştir. Davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve davacı temyiz başvurusunda bulunmadığına ve karar yüklenicinin temyizi üzerine bozulduğuna göre ödenmesi gereken miktarın en fazla 155.000 TL olduğu konusunda davalı yüklenici lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Oluşan bu hukuki durumu ortadan kaldıracak şekilde bozma sonrası ıslah yapılamayacağından davacı ıslahına değer verilmemesi bu yönüyle doğrudur. Mahkemece sonuç olarak terditli ikinci talep olan 155.000 TL alacağın yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş olması; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile yargılama ve ispat kurallarına ve özellikle taleple bağlılık ilkesine de uygun olup kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan hükmün miktar yönüyle davacı lehine bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.