Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1285 E. 2026/843 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1285
Karar No
2026/843
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1259 E., 2025/215 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/71 E., 2022/337 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili yüklenici ile davalı arsa maliki arasında 23.12.2016 tarihli taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin kurulmasından sonra müvekkilinin sözleşmeyle üzerine düşen edimlerin ifası için proje çalışmalarına başladığını, taslak ve vaziyet planlarını hazırlattığını, imar durumu almak için belediyeye başvurduğunu, belediyeye yapılan başvuru sonucunda imar plan tadilatına göre yola terk işlemi yapıldığını, terk işleminden sonra taşınmazın sözleşmede 4.207 metrekare belirtilen imar durumunun, 3.839,77 metrekare olarak değiştiğini, değişen bu durumun müvekkilinin tasarrufu ve bilgisi dışında gerçekleştiğini, buna rağmen davalı arsa malikinin müvekkilinden 200.000,00 TL ek ödeme istediğini, müvekkili yüklenicinin ek ödeme talebini kabul etmediğini, davalı arsa malikinin 02.02.2018 tarihinde müvekkilini vekillikten azlettiğini ve sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, bu feshin haksız olarak yapıldığını, müvekkili yüklenici şirketin sözleşmenin kurulmasının ardından ifa amacıyla giriştiği işlemler neticesinde ruhsatın alınabilir hale getirildiğini, sözleşmeye inancıyla masraflar yaptığını, projenin bitiminden sağlayacağını düşündüğü menfaatlere göre de ticari faaliyetlerini şekillendirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları ve yoksun kalınan kazanç ve kâr kaybına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti ile işbu fesih nedeniyle müvekkilinin sözleşmenin ifâsı amacıyla yapmış olduğu masraflar olan 135.853,30 TL maddi tazminatın fesih tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacıya gönderilen hiçbir ihtarnamede ve fesih bildiriminde 200.000,00 TL miktarda para istenmediğini ve bu paranın ödenmediği gerekçesi ile feshin söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkiline 5.3 87... 'lik bir inşaat alanı verilmesi gerektiğini, davacının sözleşmedeki projenin uygulanamayacağını aylar sonra müvekkiline bildirildiğini, başka bir mimara proje hazırlatıldığını, yeni hazırlanan projeye göre müvekkiline toplam kullanım alanı olarak 4.214 metrekare inşaat alanı teklif edildiğini, müvekkilinin bu paylaşımı kabul etmediğini, yeni bir proje yapılarak sözleşmede belirlendiği gibi tarafına 5.387 metrekare bir inşaat alanı verilmesi gerektiğini, davacıya ihtarname ile bildirdiğini, davacının eski projenin uygulamasının imkânsız olduğunu, müvekkiline %40 kadar bir inşaat alanı vereceğini belirttiğini, sözleşmenin bu nedenle feshedildiğini, sözleşmenin yapıldığı tarihte davacının yüklenici olarak inşaat alanını bilmemesinde, basiretli bir işadamı gibi resmi makamlardan bilgi almadan taslak proje oluşturup mukavele yaparak taahhütte bulunmasında müvekkili arsa malikine yüklenecek hiçbir kusur olamayacağını, sözleşmeden itibaren bir yıl geçtiği halde inşaata başlanmadığını, sözleşme gereği bir çok alıcı ile daire satış ön sözleşmesi oluşturmasına rağmen bu taahhütleri yerine getiremediğini, itibarının zedelendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında 23.12.2016 tarihli taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, davalı arsa sahibinin 09.01.2018 tarihli ihtarnamesi ile projenin sunulmasını yükleniciden talep ettiği, davacı yüklenicinin 15.01.2018 tarihli ihtarnamesi ile arsanın yüzölçümünün yola terk nedeniyle 3.839, 77... 'ye düştüğü, mimar ...'na yeniden proje çizdirilerek ruhsat alınabilecek hale getirildiği ve inşaata başlamak için arsa sahibinin onayının beklendiğini bildirdiği, davalı arsa sahibinin ise 02.02.2018 tarihli azilname ile davacı yüklenici şirket yetkilisini tüm yetkilerden azlettiği, gerekçe olarak da sözleşmenin fiilen uygulama imkânının kalmadığı, yeni yapılan projenin arsa sahibine sunulmayıp kullanım alanı olarak toplamda %43,89'luk kayıp olduğunu bildirdiği, dosya kapsamında alınan 24.11.2021 havale tarihli teknik bilirkişi heyeti ek raporunda; yükleniciye kalan toplam alanın 6.962, 70... , arsa sahibine verilenin 4.057, 16... olduğu, aynı cetvelde inşa edilecek toplam alanın ise 10.094, 73... olarak belirtildiği, mimar ...'nun düzenlediği tablolarda da toplam inşaat alanın aynı miktarda olduğu, arsa sahibine verilen alanların toplamının da 4.063, 50... olduğunun belirlendiği, tanık olarak da dinlenen mimar ...'nün beyanları da dikkate alındığında, davalı arsa sahibinin bizzat talebiyle dava konusu inşaatın proje işine dahil olduğu, yaptığı çalışmadan işbu dava taraflarının bilgilerinin olduğu, davacı yüklenicinin davalı arsa sahibinin isteği üzerine bu projeye de razı olduğu, bu taslak projenin inşaat alanının da davacının hazırlattığı proje ile aynı inşaat alanına sahip olduğu, bu durumda davalı arsa sahibince sözleşmenin feshi ve vekaletten azlinin haksız olduğu, yine davalı arsa sahibinin arsanın yüzölçümündeki imar mevzuatı gereği yola terk nedeniyle azalmadan haberdar olmasına rağmen, kendi payına düşen inşaat alanının azalması nedeniyle sözleşmeyi feshinin de haklı olmadığı, davacı yükleniciye bunu öğrendikten sonra ihtarname ile 7 gün içinde inşaata başlanmasını talep etmesinin TMK 2 anlamında iyiniyetle bağdaşmadığı, davacı yüklenicinin sözleşmenin ifasına güvenerek yapmış olduğu masraf ve harcamaları da, genel hükümler ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı arsa sahibinden talep edebileceği, yüklenicinin toplamda 127.269,37 TL'lik masraf ve harcamaları bulunduğu, davacı tarafından 135.853,30 TL talep edilmişse de belgelendirilen harcamanın 127.269,37 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 02.02.2018 tarihli davalı yanca yapılan feshin haksız olduğunun tespitine, 127.269,37 TL tazminatın, fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dosya içerisinde mevcut olan imar durum belgesine göre; taraflar arasında düzenlenen sözleşme tarihinde ve sonrasında inşaat yapılması planlanan arsada inşaat alanında herhangi bir azalmanın olmadığının belirlendiğini, davacı yüklenici şirketin sözleşme imzalandıktan sonra vekil edene yanlış ve yanıltıcı bilgi vererek inşaat alanının küçüldüğünü beyan ettiğini, kanunen göstermesi gerekli bulunan özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin esas unsuru ... olup, taraflar arasındaki ... unsurunun sarsıldığını, müvekkilinin davacı şirkete mimari projeyi kime hazırlatması gerektiği yolunda herhangi bir telkin ve öneride bulunmadığını, mimar ... tarafından hazırlanan projede inşaat alanın değişmediğini, ancak müvekkiline verilmesi gereken daire ve iş yerlerinin büyüklüklerinde müvekkilinin aleyhine büyük farklar bulunduğunu, sözleşme gereği davalı arsa sahibine toplam 5.3 96... 'lik daire ve iş yerleri ile inşaat alanı verilecekken davacı tarafından çizdirilen 2. Proje ile 4063, 50... inşaat alanı verileceğinin belirlendiğini, müvekkilinin kabul etmesinin istendiğini, sözleşme hükümleriyle örtüşmeyen ve müvekkilinin çok büyük kayıplarına neden olacak böyle bir projenin kabulünün mümkün olmadığını, bu durumda müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenlere dayalı olarak sonlandırıldığını, mahkemece 2 projenin karşılaştırılarak müvekkili arsa malikine verilmesi kararlaştırılan daire ve iş yerlerinin müvekkilinin zararına olup olmadığının tespit edilmediğini, bu hususta bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının reddedildiğini, bilirkişi raporlarının olay içeriğine uygun olarak düzenlenmediğini ve taleplerini karşılar ek rapor aldırılmadığını, ayrıca tazminata esas alacak kalemlerinin ispat edilmediğini, kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin haksız feshinin tespiti ve sözleşmenin ifası amacıyla yapılan masrafların tazmini istemine ilişkindir. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi hâlinde eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, yargılama sırasında tespit olunan dava değerinin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı açıktır. Kanun’un “Harcı ödenmeyen işlemler” başlığını taşıyan 32. maddesinde ise, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır” öngörülmektedir. Görüldüğü üzere Harçlar Kanunu’nda, harç alınması veya tamamlanması yanların isteklerine bırakılmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Somut olay incelendiğinde; davacı dava dilekçesinde sözleşmenin mahkemece haksız feshinin tespiti ile işbu fesih nedeniyle sözleşmenin ifası amacıyla yapmış olduğu masraflar olan 135.853,30 TL maddi tazminatın fesih tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacının dava dilekçesinde feshini/feshin tespitini talep ettiği sözleşme bedelinin 590.586,42 TL olduğu görülmüş, bu bedel üzerinden harç alınmaksızın ve bu değer üzerinden noksan harcın tamamlanması sağlanmaksızın yargılamaya devam olunmuştur. Bu durumda Harçlar Kanunu'nun 30. ve 32. maddeleri uyarınca eksik yatırıldığı tespit edilen nispi peşin harcın tamamlanması için davacı tarafa usulüne uygun ihtarat içerir şekilde kesin süre verilmesi, verilen sürede harç tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek işin esasına girilmesi, tamamlanmazsa HMK'nın 150/1. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, süresi içerisinde harç tamamlanarak dosya yenilenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler göz ardı edilerek eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1285, K. 2026/843, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1285-e-2026-843-k-4e7b77ad46ed