Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/916 E. 2024/3189 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/916
- Karar No
- 2024/3189
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/684 E., 2023/1817 K. HÜKÜM/KARAR: Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/48 E., 2020/137 K. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ... İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı arasında güçlendirme projelerinin hazırlanmasına dair danışmanlık hizmet alım sözleşmesi yapıldığını, sözleşme kapsamında işlerin bir kısmının davalı şirkete yaptırıldığını, davalı şirketin, yapılan çalışmaya ilişkin değerlendirme raporunun orijinal dökümanlarını basılı ve dijital ortamda teslim etmeyerek eksik iş yaptığını, bu eksiklik nedeniyle ... tarafından davacıya ceza kesildiğini ileri sürerek, eksik işler karşılığı şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte tahsilini, KDV bedeli adı atında davalıya fazla ödenen 807.214,01 TL'nin iade faturasının tanzim tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, TTK'nın 5/a hükmüne aykırı olarak arabuluculuğa başvurulmadan açılan huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, talepler için zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını, iddialarda bahsi geçen dokümanların sunulmasına ilişkin olarak müvekkil şirketin kusurlu veya eksik bir davranışı bulunmadığını, müvekkili şirketin yüklendiği işi eksiksiz ve kusursuz olarak tamamladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmadığı, dava açıldığı tarihteki dava şartları yerine getirilmediği ve anılan dava şartı HMK'nın115/2-2.cümlede belirtilen nitelikte, tamamlanabilir dava şartları kapsamında bulunmadığı, HMK'nın 114/2 maddesi yollaması TTK'nın 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusu yönünden ise, davalı vekilinin istinaf dilekçesi ile esasa ilişkin kararın istinaf edilmemiş olması nedeniyle kararın kesinleştiği, istinaf başvurusu fer'i nitelikteki yargılama gideri kalemi olan vekalet ücretine yönelik olduğu, kesin olan kararlara yönelik istinaf istemleri yönünden HMK'nın 346/(1) maddesi uyarınca mahkemece bir karar verilebileceği gibi, aynı Kanun'un 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce de karar verilebileceği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili kararın kesin olması nedeniyle istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, istinaf talep tarihinde (10.03.2020) HMK'nın 305/A hükmünün henüz yürürlükte olmadığını, bu yönde istemde bulunulamadığını beyan ederek, hükmün tamamlanması yoluyla lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesini talep etmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından verilen ek karar ile esasa ilişkin karar istinaf edilmediğinden ve istinaf başvurusu fer'i nitelikteki yargılama gideri kalemi vekalet ücretine yönelik olduğundan istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, kararın kesin nitelikte olduğu, HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması yoluna gidilemeyeceği gerekçesi ile davalı vekilinin hükmün tamamlanmasına ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Dava, HMK m. 362/1,a uyarınca miktar itibari ile istinaf ve temyiz edilebilir nitelikte olup, davanın usulden reddine karar verildiği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin verilen kararın esasına ilişkin istinaf isteminin bulunmadığı belirtilerek, vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira reddedilen davada davalı tarafın kararı esastan temyiz etmesi beklenemez. Ancak, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin reddine dair kararı süresi içinde temyiz etmeyerek HMK’nın 305/A maddesi hükmüne istinaden “ hükmün tamamlanmasını” ilk derece mahkemesi yerine istinaf mahkemesinden talep edilmesi doğru olmadığından istinaf mahkemesince bu gerekçe ile hükmün tamamlanması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.