Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3110 E. 2025/1969 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3110
Karar No
2025/1969
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/262 E., 2024/252 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 28.04.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre zemin katta 2 adet dükkan inşaa edilecek iken imar durumunun izin vermemesi nedeniyle zemin katta 3 adet bağımsız bölüm inşaa edildiğini, bu durumun davalı arsa sahibinin yönlendirilmesi neticesinde müvekkilinin arsanın ticari alanda kaldığını düşünmesi neticesinde doğduğunu ve davacı yüklenicinin bir kusuru bulunmadığını, yeni imâr durumuna göre davalının muvafakati ile zemin katta 3 adet bağımsız bölüm yapıldığını, sözleşme ekinde belirtilen paylaşım oranlarına sadık kalınmak sureti ile bir paylaşım yapılması halinde 1 nolu bağımsız bölümün yüklenicinin hakkı olduğunu ve bu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmedeki hükümlere aykırı olarak inşaa edilen yapı nedeni ile müvekkilinin zararı oluştuğunu, taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre müvekkilinin dükkan yapılamaması nedeni ile uğradığı zarara karşılık olarak dava konusu bağımsız bölümün kendisine davacının rızası ile verildiğini, davacının sözleşmedeki diğer yükümlülüklerini de yerine getirmediğini, davacının basiretli tacir olarak imâr durumundan habersiz olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.12.2014 tarihli kararı ile taraflar arasında akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşım oranına göre davaya konu taşınmazın davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 30.12.2014 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nce, sözleşmede zemin katta dükkan yapılacağı belirtilmesine rağmen yapılmadığı, davacı yüklenicinin, davalı arsa sahibinin bu sebeple oluşan zararlarını karşılamak zorunda olduğu gibi iskân masrafları ile birlikte varsa eksik ve kusurlu işler bedelini de karşılamak zorunda olduğu, mahkemece davacıya iskân ruhsatının alınması için süre verilip iskân ruhsatının alınmasının sağlanması, alınmadığı takdirde tüm eksik ve kusurlu işler bedeli ile iskân masrafları ve davalı arsa sahibinin zemin kata dükkan yapılmamasından kaynaklanan zararının bilirkişilerden alınacak ek raporla hesaplattırılıp birlikte ifa sureti ile sonucuna göre karar vermesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yüklenici tarafından sözleşmeye aykırı yapım işi fark edildikten sonra taraflar arasındaki paylaşımın tekrar düzenlendiğini, taraflar arasında anlaşma yapıldığı hususunun cevap dilekçesinde belirtildiğini, ancak yeniden paylaşıma ilişkin belgenin kayıp olması nedeniyle bugüne değin mahkemeye sunulamadığını, yüklenici tarafından sözleşmeye aykırı olarak 2 tane dükkan yerine 3 tane daire yapılarak yüklenicinin eser borcuna aykırı hareket ettiğini, müvekkilin gerçek zararının faiziyle ve mahrum kaldığı kârla birlikte gerçekçi hesaplanması gerektiğini, taraflar arasında 20.09.2011 tarihli adi yazılı şekilde ayrı bir paylaşım anlaşması yapıldığını ve dava konusu 1 no'lu bağımsız bölümün müvekkile ait olduğunun kararlaştırıldığını, bozma ilamı gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, bozma kararı sonrası iskân alındığını ancak davacı yüklenicinin sözleşmede taahhüt edilen şekilde projeye uygun eksiklikleri tamamlamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, zarar hesaplamalarında faizin, dolaylı zararların dahi dikkate alınmadığını ve hesaplamadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3/2. maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, inşaatın anahtar teslimi olarak yapılması kararlaştırılmış olup, dosya kapsamına göre yükleniciye tüm bağımsız bölüm tapularının devrinin yapıldığı, en son dava konusu bağımsız bölümün tapusunun kaldığı anlaşılmıştır.

Davalı arsa sahibi vekili cevap dilekçesinde inşaatın sözleşmeye aykırı olarak tamamlanmak üzere olması nedeniyle tarafların sözleşme şartlarını harici olarak aralarında hiçbir yazılı belge olmadan yeniden düzenledikleri ve dava konusu 1 no'lu bağımsız bölümün müvekkiline verilmesi ve müvekkiline ait dairelerin yaklaşık 1 yıl boyunca kira gelirlerinin davacı yükleniciye verilmesi konusunda anlaştıklarını savunmuş, temyiz dilekçesi ekinde bağımsız bölüm paylaşımına ilişkin 20.09.2011 tarihli adi yazılı belge ibraz etmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 1191/f maddesine göre dava açan kişi açısından dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususlarının bildirilmesi, 129/1-e maddesinde ise davalı açısından cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin belirtilmesi gerekir.

6100 sayılı HMK'nın "Ön İncelemenin Kapsamı" başlıklı 137. maddesinde mahkemenin tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapacağı belirtilmiş olup "Ön İnceleme Duruşmasına Davet" başlıklı 139. maddesinde ise mahkemenin ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildireceği bunun için çıkarılacak davetiyede maddede belirtilen diğer hususlar dışında “Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği” hususunun ihtar edilmesi hükmü bulunmaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde dava ve cevap dilekçelerinin verilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmalarını kanıtlayıcı delil bildirmeleri mümkün değildir.

6100 sayılı HMK'nın “Sonradan delil gösterilmesi” başlıklı 145. maddesine göre; “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” hükmü bulunmakta olup bu maddenin gerekçesinde “Uygulamada, davaların uzamasının temel sebeplerinden birinin de gereksiz yere yeni delil sunulması ve bu konuda taraflara verilen sürelere uyulmaması olduğu bilinmektedir.

Maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğu kural olarak benimsenmiştir. Fakat iki istisna kabul edilmiştir. Yeni delil sunulması talebi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya delilin süresinde sunulmaması ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanıyorsa, hâkim gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebilir. Bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesi, hukukî dinlenme hakkının tabiî bir sonucudur.” denilerek HMK sisteminde kuralın “kanunda belirtilen sürelerden sonra” delil sunulmaması olduğu bu kuralın ancak “yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa” veya “ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa” istisnasının olabileceği belirtilmiştir. Gerek kanun madde metni gerekse gerekçedeki açıklamaların, tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir.

Somut olayda, davanın açıldığı tarihte davalının elinde olduğu anlaşılan bağımsız bölüm pay devrine ilişkin belgenin yasal sürelerde sunulmadığı, bu hususa ilişkin davalı arsa sahibinin cevap dilekçesinde; mevcut duruma göre tarafların sözleşme şartlarını harici olarak aralarında hiçbir yazılı belge olmadan yeniden düzenlediklerini beyan ettiği, yargılama sürecinde güncel paylaşıma dair bir açıklama yapılmayarak temyiz dilekçesinde söz konusu belgenin kayıp olması nedeniyle mahkemeye sunamadıkları, belgenin yeni bulunduğu beyanının davalı tarafın mazur görülebilir bilgisizliği olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3110, K. 2025/1969, T. 13.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-3110-e-2025-1969-k-58bf81e32464