Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5851 E. 2025/6756 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5851
Karar No
2025/6756
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3153 E., 2023/3792 K. DAVA TARİHİ : 21.12.2017

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli ve 2024/9-208 Esas, 2025/328 Karar sayılı kararı ile direnme kararının yerinde olduğuna karar verilerek bozma nedenine göre hüküm altına alınan alacak miktarına ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen miktarın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-(a) hükmü uyarınca karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı asılın 14.12.2011 - 18.06.2014 tarihleri arasında davalı işverenin Irak Basra'daki konut inşaatı projesinde arıtmacı/sıhhi tesisatçı olarak önce aylık 1.500,00 USD devamında ise 2.000,00 USD ücret, üç öğün yemek, servis ve lojman karşılığında çalıştığını, ücretlerinin geç ödendiğini, 2014 yılına ait son altı aylık ücretin ise tam ödenmediğini, ödenmeyen ücret alacakları için davalı aleyhine ilâmsız takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını ve müvekkili lehine sonuçlandığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, hafta tatili günlerinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını; ancak karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kısmi dava olarak kıdem ve ihbar tazminatları ile belirsiz alacak davası yoluyla fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ve asgari geçim indirimi alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, işçilerin proje bazlı istihdam edildiğini; ayrıca davacının iş sözleşmesinin ... terör örgütü tarafından Irak'ın işgal edilmesi sebebiyle mücbir sebeple sona erdiğini, bu nedenle de davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmadığını, fazla çalışma yapılmadığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını, istisnai olarak yapılan çalışmaların ise karşılığının ödendiğini, yurt dışında çalışmasından dolayı davacının asgari geçim indirimi alacağı hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 53. İş Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli kararıyla; ücret belirlemeye esas alınan ... 24. İş Mahkemesinin 2016/303 Esas sayılı dosyası, ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 11.07.2019 tarihli ve 2018/4 38... /1692 Karar sayılı kararı ile davacının ücretinin 2.000,00 USD olarak kabul edildiği ve kararın kesin olarak verilmiş olması sebebiyle yapılan tespitin tarafları bağlayacağı göz önüne alınarak davacının ücretinin brüt 2.000,00 USD olarak kabul edildiği, tanıkların hizmet döküm cetvelleri ile yurda giriş çıkış kayıtlarının celbi ile tanıkların çalıştıkları dönemle sınırlı görgüleri dikkate alınarak fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplandığı, kıdem tazminatının Türk lirası olarak ödenmesi gerektiği yönünde bir yasal düzenleme bulunmaması sebebiyle istemin niteliği gözetilerek bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hükme esas alındığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli kararıyla; davada ıslah bir kere yapılabileceğinden ve Dairenin kaldırma kararı öncesinde ıslah yapılmış olduğundan, İlk Derece Mahkemesince taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmasının yerinde olduğu, davacının çalışmasının yurt dışında geçtiği, yurt içi vergilendirme söz konusu olmadığından vergi iadesi niteliğindeki asgari geçim indirimi ödemesinden davacının istifade etmesinin yasal olarak olanaklı olmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından uygulanan indirim oranının yerinde olduğu, davalı tarafça taraflar arasında yapılan ikincil bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmede fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu iddia edilmiş ise de söz konusu sözleşmenin yargılama sırasında sunulmadığı ve ilk defa istinaf dilekçesi ekinde sunulmuş olduğu, buna göre süresinde sunulmayan sözleşmeye itibar edilmediği, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının değerlendirilmesinde tanıkların davacı ile birlikte çalıştıkları dönemin dikkate alındığının anlaşıldığı gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının yerinde olmadığı ancak davacının Basra'da bulunan iç savaş nedeniyle Türkiye'ye döndüğü, sorasında iş sözleşmesinin davalı yanca sona erdirildiği, iç savaş sebebiyle işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı nedenin ortaya çıktığı açık olup sözü edilen zorlayıcı nedenin her iki taraf bakımından gerçekleşmiş sayıldığı, iç savaş ortamında yabancı ülkede işçinin çalışmasının iş sağlığı ve güvenliği kuralları gereğince de mümkün olamadığı, iç savaş sebebiyle işveren fesihlerinde de 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/III hükmü kapsamında, işçinin ihbar tazminatı isteğinin reddedilmesi gerektiği, buna göre davalı tarafın bu yöndeki istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.03.2023 tarihli kararıyla; davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi yönünden ise diğer temyiz itirazları yerinde bulunmayarak davalı vekili tarafından bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesi ekinde, davacı imzasını havi bir kısım fazla çalışma ücret tutarlarını içeren belge sunulduğu, söz konusu belgeler dikkate alınarak davacının fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin talebi değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; önceki gerekçeye ilaveten yargılamanın etkin ve makul süre içinde bitirilmesi için delillerin gösterilmesinin dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına, toplanmasının da en geç ön inceleme duruşmasına hasredildiği, süresi içinde usulünce bildirilen delillerin sunulması/toplanmasının 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesi ile ilgili olmayıp 140/5 hükmü ile ilgili olduğu, eldeki davada basit yargılama usulü uygulandığı, Yargıtay tarafından değişik tarihlerde verilen kararların da verilen ilk karar doğrultusunda olduğu, somut olayda taraflarca getirme, dürüst davranma ve usul ekonomisi ilkelerinin hâkim olduğu özel hukuk yargılamasında davalı tarafından cevap dilekçesinde belirtilen deliller arasında sayılmayan, davalının elinde olmasına rağmen süresinde sunulmayan, gönderme kararı neticesinde alınan ek rapor sonrası, rapora itiraz dilekçesi ekinde ibraz edilen delilin 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesi anlamında yeni delil olarak nitelendirilemeyeceği, yargılamada gelinen aşamada delil sunulmasının 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesinin 1. cümlesi ile 318. maddesindeki emredici düzenlemelere aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Somut olayda terör tehdidi nedeniyle ödeme belgelerinin sonradan sunulmasının 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, b. Ödeme belgelerinin yargılamanın her aşamasında sunulabileceğini, yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğuna ilişkin ikinci sözleşmenin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, c. 16.12.2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan bu sözleşmenin cevap dilekçesinde özlük dosyası delili olarak gösterildiğini, d. Sözleşme ve ödeme belgeleri dikkate alındığında davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığının açık olduğunu, e. Ücretlerin banka kanalıyla ödendiğini, bordrolarda fazla çalışmalarının ayrı ayrı tahakkuk ettirildiğini, avansların da bordroya yansıtıldığını ileri sürmüştür. 2. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. C. Hukuk Genel Kurulu Kararı 1. 6100 sayılı Kanun'un 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli kararı ile; davacı tarafın direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı belirtilmiş ve davalı temyizi yönünden yapılan incelemede; davalı tarafından İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada sunulmayıp Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından ve dava açıldıktan yaklaşık dört yıl sonra "Esasa ilişkin beyan ve ödeme belgelerinin sunulması" konulu dilekçe ekinde sunulan belgelerin 6100 sayılı Kanun'da öngörülen sürede ibraz edilmediğinin açık olduğu, diğer taraftan davalı vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesinin sağladığı imkândan da yararlanmasının söz konusu olmadığı, bir delilin sonradan ileri sürülmesinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya süresinde ileri sürülmemesinin davalı tarafın kusurundan kaynaklanmaması hâllerinin somut olayda gerçekleşmediğinin sabit olduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama aşamasında söz konusu belgeyi ileri sürmeyen davalının, yargılamanın geldiği aşamada yeni deliller dosyaya sunarak bu deliller doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile direnme kararı yerinde bulunarak bozma nedenine göre hüküm altına alınan alacak miktarına ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. D. Değerlendirme ve Gerekçe Dairemizce temyiz incelemesine konu uyuşmazlık; davacının fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ile hesaplanması konularına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davalı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5851, K. 2025/6756, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5851-e-2025-6756-k-d3ce0204445a