Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2965 E. 2025/1463 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2965
- Karar No
- 2025/1463
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1266 E., 2024/1063 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/394 E., 2022/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2. maddesi uyarınca davalı-karşı davacı vekilinin duruşma isteğinin miktardan reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA VE KARŞI DAVA 1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yazılı şekilde cari hesap usulünün benimsendiğini, davalının iki adet yansıtma faturasını ihtarname ile gönderdiğini, bu faturaların ihtarname ile iade edildiğini, aynı faturaların tekrar ihtarname ile gönderildiğini ve yine ihtarname ile iade edildiğini, üretilip teslim edilen ürünlerin kabul edilip kullanıldığını, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını, takibe itirazın haksız olduğunu, takip sonrası kısmi ödeme yapıldığını ve bu nedenle ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamını, %20’den az olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava edilmiştir. 2. Karşı davacı ... vekili karşı dava dilekçesinde; taraflar arasındaki akdi ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olup, karşı davalı şirketin imalâtı müvekkili şirket talepleri doğrultusunda meydana getirmesi gerekirken, üründe müvekkili şirketin haberi olmaksızın kontrolsüz şekilde pah kırma işlemi gerçekleştirdiğini, karşı davalının imal ettiği ürünlerin müvekkili şirket tarafından dava dışı ... şirketine satıldığını, bu şirket tarafından ayıp ihbarı ile birlikte oluşan zarar için fatura düzenlendiğini, müvekkili şirketin bu zararı ödemek zorunda kaldığını, dava dışı şirket tarafından bildirilen ayıbın hava sızdırmaz nitelikte olması gereken üründe yapılan pah kırma işleminden dolayı ürünün hava sızdırması olduğunu, imalat aşamasının bir parçası olan pah kırma işleminin karşı davalı tarafından yerine getirildiğini, bu hususun karşı davalı şirket tarafından hazırlanan 26.09.2018 tarihli 1114159 parça numaralı ve parça adı manşon olan ayıplı mala ilişkin “Proses Adımları” başlıklı belge ile sabit olduğunu, karşı davalı şirketin müvekkilinin onayı olmadan prosesi iyileştirmek için parçanın arka kısmındaki pah açısını düşürdüğünü, bu eylemden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, dava dışı ... şirketi tarafından düzenlenen ve ayıptan kaynaklanan zararın belirtildiği faturaların ödemesi yapıldıktan sonra, yansıtılarak karşı davalı yükleniciye gönderildiğini ve kaynakta kesinti yöntemi ile tazmin edildiğini, müvekkilinin ticari itibarının da zedelendiğini belirterek; 305.828,08 TL’den az olmamak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere mahkemece tespit edilecek değerin zarar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline, bu bedel kaynakta kesinti yoluyla tahsil edildiğinden kaynakta kesinti ile yapılan zarar tazmininin hukuka uygunluğunun tespiti ile muarazanın bu şekilde men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca davacı şirketin yüklenici sıfatıyla müvekkili şirketin siparişleri doğrultusunda ürün imal ettiğini, davacının ürettiği parçaların dava dışı ... şirketine satıldığını, bu şirket tarafından ayıp ihbarında bulunularak zararının fatura edildiğini, bu zararın müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını, dava dışı şirketin ayıp ihbarı üzerinde müvekkili şirket tarafından derhal ayıptan dolayı uğranılan zararın yansıtıldığı 24.12.2018 tarihli 279147 sıra no'lu 203.076,37 TL bedelli ve 28.12.2018 tarihli 279164 sıra no'lu 102.751,71 TL bedelli iki adet fatura gönderildiğini, davacı yüklenicinin faturaları noter ihtarı ile iade ettiğini ve sorumluluğu kabul etmediğini, söz konusu ayıbın sebebinin yüklenici şirketin ürün üzerinde müvekkili şirketin talimatı dışında ve kontrolsüz olarak yaptığı pah kırma işlemi olduğunu, kısmi ödemenin maddi hatadan kaynaklı olup, müvekkili şirketin dürüstçe ödeme yaparak hatayı düzelttiğini, mevcut durumdaki miktarın zararla birebir bağdaştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Karşı davalı ... vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasında ceza faturası yada ceza-i şart anlamına gelebilecek nitelikte yazılı bir şart bulunmadığını, dolayısıyla karşı davacının müvekkiline keşide ettiği ceza faturalarının hukuken geçerli olmadığını, karşı davacının müvekkili şirket tarafından imal edilen ürünleri kendi kalite kontrolünden geçirerek teslim aldığını, süresi içinde, usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi, 111 41 59 kodlu manşon isimli, 9.000 adet ve sevkiyatı da kısım kısım yapılan ürünün “Proses Adımları” şeklinde belirtilen belge sonrasında da müvekkiline üretimine devam ettirildiğini, başka parçalarla ilgili hata kayıt bildiriminde bulunan karşı davacının iş bu parça ile ilgili olarak hata bildiriminde bulunmamasının iddialarını doğruladığını, ayıplı olduğu iddia edilen parçaların iade edilmediğini belirterek karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, dava konusu manşonların davalı tarafından verilen teknik resme aykırı olarak havşa olarak tabir edilen oyuntuların bulunması nedeniyle ayıplı olduğu, bu ayıbın çıplak gözle dahi görülüp anlaşılabileceğinden açık ayıp olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 223/2. maddesine göre alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ettiğinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, davalı tanığının; muhtemelen dava konusu son parti malları da incelediklerini, ancak yapılan havşa işleminin hava kaçırmaya sebep olup olmayacağını ve müşterinin ne tepki vereceğini bilemedikleri için ürünleri teslim alırken itirazda bulunmadıklarını beyan ettiği, davalı tanıklarının, davalı şirkette kalite kontrol biriminin bulunduğunu beyan ettiği, davalı şirketin dava konusu son parti malı 26.09.2018 tarihinde teslim aldığı, kalite kontrol birimi tarafından teslim alınan ürünlerden örnekleme yoluyla numune alınarak incelendiği ve bu numunelerde ayıbın açıkça görüldüğü halde itiraz edilmediği, ancak 3. kişilerin kendilerine düzenledikleri iade faturaları üzerine davacı tarafa 24.12.2008 ve 28.12.2008 tarihli iade faturaları düzenleyerek ve 09.01.2019 tarihli noter ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunduğunun anlaşıldığı, TBK’nın 223/2. maddesinde belirtilen uygun süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından, davalının ayıp ihbarında bulunduğu savunmasına itibar edilmediği, taraf ticari defterlerinin birbirini doğrulamakta olup, davacı defterlerinde takip tarihi itibarıyla 336.291,07 TL alacaklı oluğu, ticari defterler arasındaki farkın iki adet 203.076,37 TL+102.751,71 TL=305.828,08 TL bedelli davalı faturası ve davalı defterlerinde borç olarak kayıtlı olan 30.463,01 TL’den kaynaklandığı, bu miktarlar eklendiğinde toplam davacı alacağının 336.291,07 TL olup, bu yönüyle taraf defterlerinin birbirini doğruladığı, dava tarihinden önce davalı temerrüde düşürülmediği için davacının işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile; davalının, Bursa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2019/2407 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 336.291,07 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte devamına, alacak likit olduğundan hüküm altına alınan alacağın %20'si olan 67.258,21 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan her iki teknik rapora göre de, davalı-karşı davacının iddia ettiği ayıbın açık ayıp olduğu, kaldı ki; davalı-karşı davacı tanığı ...’un da, bu hususu yakaladıklarını mahkeme huzurunda alınan beyanında belirttiği, bunun yanında, dava dışı firmanın 25.09.2018 tarihli e-postasıyla aksaklığı bildirdiği ayrıca; davalı-karşı davacının delil olarak dayandığı Proses Adımları belgesi ile de söz konusu husustan davalı-karşı davacının üretim aşamasında haberdar olduğu, davalı-karşı davacının bütün bu süreçte ayıp ihbarında bulunmadığı, gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl eden davalı-karşı davacının, eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı, mahkemenin değerlendirmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkemece verilen kararda, eser sahibi olan müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında, tek taraflı olarak hatalı pah kırma işlemini gerçekleştiren ve ayıba sebebiyet veren davacı-karşı davalı yükleniciye hiçbir kusur izafe edilmemesinin ve ayıba sebep olan davacı-karşı davalının hiç sorumlu tutulmayıp, müvekkilinin zarardan sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, b. Yüklenicinin müvekkiline 9.000 parça imalât yapmış olup, daha önce sorun çıkmamışken, yüklenicinin özerk olarak yaptığı, müvekkilinden habersiz hatalı işlem sonucu uyuşmazlığın oluşmasının, işbu durumdan münhasıran yüklenicinin sorumlu olduğunu gösterdiğini, c. İşbu dava devam ederken, dava konusu haricindeki, yine davacı-karşı davalı tarafından pah kırması ile imal edilen ürünlere ilişkin de davacı-karşı davalının ayıplı ifası nedeniyle müvekkilinin tekrar zarara uğradığını, d. Ayıplı ifanın dava dışı müşterinin ürünü kendi müşterisine (... AG Şirketi) sattıktan sonra, ürünlerin kullanılmasıyla tespit edildiğini, görüldüğü üzere davacı-karşı davalı tarafından imal edilen ürünlerdeki ayıbın, kalite ve garanti konusunda dünyada başı çeken dava dışı müşteri şirketlerce dahi ürünlerin ilk girişinde anlaşılamadığını, ayıbın ürünlerin kullanılmasıyla ortaya çıktığını, ayıbın gerek Vibracoustic Cv Air Springs Magyarorsag Kft şirketinin davacı-karşı davalı şirketin imal ettiği ürünleri kullanması sonucu ortaya çıkmasının, gerekse huzurdaki dava devam ederken dahi başka ayıpların ortaya çıkmasının gizli ayıp niteliğinde olduğunu kanıtladığını, e. Müşteri zincirinin ürünü kullanması ile ayıptan haberdar olan ... şirketinin müvekkiline yaptığı ayıp bildirimi üzerine, müvekkili şirketçe yüklenici şirkete derhal ayıptan dolayı oluşan zararın yansıtıldığı iki adet fatura gönderildiğini ve ayıp bildirimini içerir ihtarname sürecine geçildiğini, bu nedenle ilk derece ve bölge adliye mahkemesinin ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına yönelik kabulünün doğru olmadığını, f. Müvekkili şirketin, yüklenici şirkete ayıptan dolayı uğranılan zararın yansıtıldığı faturaları göndererek, yüklenici şirketten reklamasyon ve ayıplı eser imalâtı nedeniyle oluşan ve oluşabilecek doğrudan ve dolaylı tüm zararlarını talep ve tazmin hakkını saklı tuttuğunu ihbar ve ihtar ettiğini, müvekkili şirket tarafından zararın yansıtıldığı 2 adet faturanın gönderilmesi üzerine yüklenici şirketin Bursa 10. Noterliği kanalıyla gönderdiği 001998 yevmiye no’lu ihtarnamede hiçbir sorumluluk kabul etmediğini bildirdiğini, durumdan haberi olmayan yüklenici şirketin bu şekilde bir beyanda bulunmasının mümkün olmadığını, g. Basiretli tacir sıfatındaki davacı-karşı davalının tamamen kendi başına aldığı bir kararla müvekkilinin haberi ve onayı olmaksızın direkt olarak pah kırma işlemini gerçekleştirmesinin sektörün gerektirdiği çalışma prensiplerine ve teamüllere de aykırı olduğunu, teknik resim harici üretimin ancak ve ancak müşteriden onay alınması, müşterinin kendi müşterisinden onay alması, diğer müşterilerin de kendi müşterilerinden onay alması suretiyle dahil olan tüm firmalara ilişkin onay silsilesinden geçmesi sonucu mümkün olabileceğini, mevcut durumun olağandışı olup; otomotiv sanayiinde araç kalitesinin değişmezliği ilkesiyle bağdaşmadığını, davacı-karşı davalının söz konusu işleminin her yönüyle hukuka aykırı olup işbu işlemin sonuçlarına hukuken katlanması gerektiğini, h. Davacı-karşı davalının taraflar arasındaki sözleşme ve pozitif hukuk normları uyarınca yükümlülüklerine aykırı davranmakla birlikte, gerek kendi internet sitesinde bizzat taahhüt ettiği kalite yönetim sistemi ve garantiye ilişkin hususları, gerekse haiz olduğu ISO kalite sistemi standardı belgelerindeki taahhüt ve garantilerini de ihlal ettiğini, haiz olduğu ISO 9001 belgesi maddeleri kapsamında başlıca “Madde 8.6 Ürünlerin ve hizmetlerin piyasaya sunumu”, “Madde 8.7 Uygun olmayan çıktının kontrolü” yükümlülüklerini yerine getirmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilamsız takibe itirazın iptali, karşı davada ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. 1.Asıl davaya yönelik temyiz başvurusu yönünden; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre asıl davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 336.291,07 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmakla, asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. 2.Karşı davaya yönelik temyiz başvurusu yönünden; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında dava konusu üründeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olup, süresinde ayıp ihbarında bulunulmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik olarak temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2. Karşı davaya yönelik olarak temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 3. Asıl dava yönünden peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 4. Karşı dava yönünden alınması gereken temyiz harcın mahsubu ile fazla yatırılan miktarın davalı-karşı davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.