Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2071 E. 2024/3351 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2071
- Karar No
- 2024/3351
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1607 E., 2024/563 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/320-2023/749-Birleşen Talep 2022/321 E. 1- İlk derece mahkemesince, asıl ve birleşen dosyada iflas içi konkordato istemlerinde İİK'nın 309. maddesi yollaması ile İİK'nın 305. maddesinde belirtilen tasdik şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyada müflis şirketlerin iflas içi konkordato projelerinin tasdikine, asıl dosyada talep eden müflis ... Demir San. Dış Tic. A.Ş.'nin konkordatoya tabi borçlarının iflas tarihi itibariyle karşılığının % 87 tenzilatla % 13 oranında, konkordato tasdiki kararının kesinleşmesi ile tasdik edilen konkordato sebebiyle iflasın İİK’nın 309/5 ve İİK’nın 182. maddeleri uyarınca kaldırılması kararının kesinleşmesini takip eden 3. ayın sonunda nakden ve defaten ödenmesine, birleşen dosyada talep eden müflis ... Pazarlama A.Ş.'nin konkordatoya tabi borçlarının iflas tarihi itibariyle karşılığının % 98 tenzilatla % 2 oranında, konkordato tasdiki kararının kesinleşmesi ile tasdik edilen konkordato sebebiyle iflasın İİK’nın 309/5 ve İİK’nın 182. maddeleri uyarınca kaldırılması kararının kesinleşmesini takip eden 3. ayın sonunda nakden ve defaten ödenmesine karar verilmiştir. 2- İlk derece mahkemesi kararına karşı alacaklılar T.C Ziraat Bankası A.Ş., ...Demir Çelik Endüstri ve Tic. A.Ş., ..., Yapı Kredi Bankası A.Ş. ve T. Halk Bankası A.Ş. vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından asıl ve birleşen dosyada talep eden müflis şirketlerin tekliflerinin kaynakları ile orantılı olduğu, konkortadonun tasdik edilmesi şartlarının sağlandığı, bankalarca yapılan temlik işleminin muvazaalı olduğunu değerlendirmenin mümkün olmadığı, alacağı temlik alan şirketlerin temlik bedelinin altında konkordato teklifi için olumlu oy vermelerinin kendi takdirlerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 3- Bu karara karşı alacaklılar T.C Ziraat Bankası A.Ş., ...Demir Çelik Endüstri ve Tic. A.Ş., ... ve T. Halk Bankası A.Ş. vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; temliklerin banka alacakları, temlik verenlerin temyiz edenlerden T. Halk Bankası A.Ş.’nin de arasında bulunduğu bankalar olduğundan temyiz eden alacaklılar T.C. Ziraat Bankası A.Ş., ...Demir Çelik Endüstri ve Tic. A.Ş., ... ve T. Halk Bankası A.Ş. vekillerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararına ilişkin alacaklılar T.C Ziraat Bankası A.Ş., ...Demir Çelik Endüstri ve Tic. A.Ş., ... ve T. Halk Bankası A.Ş. vekillerinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, alınması gereken harç T. Halk Bankası A.Ş., ...Demir Çelik Endüstri ve Tic. A.Ş., ..., Türkiye Ziraat Bankası A.Ş. tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Anonim şirketlerde borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması (TTK 375/1-g) yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerindendir. Bu görev ve yetkinin sonucu olarak sermayenin kaybı, borca batık olma durumunda denetçiye hazırlatılacak raporu inceleyen yönetim kurulunca bu rapordan, aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister (TTK 376/3). Yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, 376 ncı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapacağı iflâs talebiyle birlikte veya bu kapsamda yapılan iflâs yargılaması sırasında 2004 sayılı Kanunun 285 inci ve devamı maddeleri uyarınca konkordato da talep edebilir. TTK 377/1) Bu hüküm 15.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle gelmiş maddenin iflasın ertelenmesi olan başlığı da konkordato olarak değiştirilmiştir. Yasa koyucu TTK 376/3 madde hükmü ile borca batık şirketlerin faaliyetlerine devam etmesini uygun görmeyerek iflas hükümlerine tabi olması gerektiğini kabul etmiş ise de TTK 377/1 madde hükmü ile de konkordato hükümlerinin uygulanmasını mümkün görmüştür. Bu kapsamda 7101 sayılı Kanun ile değiştirilen 309. maddede; "İflâsına hükmedilmiş olan bir borçlu konkordato talep ederse veya bu borçlunun alacaklılarından biri konkordato işlemlerinin başlatılmasını isterse, iflâs idaresi, görüşüyle beraber ikinci alacaklılar toplanmasında veya daha sonra müzakere edilmek üzere alacaklılara bu talebi bildirir. 302 ilâ 307 nci maddeler ile 308/a ilâ 308/g maddeleri burada da uygulanır. Komisere ait görevler iflâs idaresi tarafından yapılır." hükmüne yer verilmiştir. Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun olarak 28.02.2018 tarihinde kabul edilmiş ve konkordatoyla ilgili köklü değişiklikler yapılmıştır. Konkordatoya ilişkin yapılan bu değişiklikler 15.03.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tasarı isminde yer alan yatırım ortamının iyileştirilmesi amacı kabul edilen Kanun isminde yer almamış olsa da kanunun getirilişindeki en önemli amacın bu olduğu Kanun gerekçesinde açıkça vurgulanmıştır. Alt Komisyan raporunda ve Adalet Komisyonu raporunda tasarının amacı konusunda şu ifadelere de yer verilmiştir: Tasarının özü, ruhu ve kurgusu; mali darboğaza düşmüş kişi ve işletmelerin, bu sıkıntılarını aşarak üretken durumlarını devam ettirmelerinin sağlanması, alacaklıların da alacaklarına kavuşmasının temin edilmesidir. Bu amaçları gerçekleştirmenin yolu da konkordatoya başvuran borçluya temel mal veya hizmet sağlayan sözleşmelerin devam etmesi ya da borçlunun iyileşmesine engel olan, borçlu için külfetli hale gelen, uzun zamana yayılan sözleşmelerin sona erdirilmesi benzeri mekanizmalardan geçmektedir. Bu işletmelerin nihayetinde faaliyetlerine devam edebilmeleri, sağladıkları istihdam dikkate alındığında ekonomi için büyük öneme haizdir, bu nedenle yapılan düzenlemelerde üstün kamu yararı vardır. Yasa koyucu hakkında iflas hükümleri uygulanması gereken kişi için konkordato hükümlerinin uygulanmasını mümkün görmüş olsa da iflasa ilişkin hükümlerin kamu düzenine ilişkin olması ve toplumun üstün menfaatlerini içerdiği gözetildiğinde konkordato koşulları bulunup bulunmadığı iflas hükümlerinden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği gibi konkordato hükümlerinin yorumlanıp uygulanmasında getiriliş amaçları da gözardı edilemez. Kanun gerekçesi ve komisyon raporlarında belirtildiği üzere 2018 yılında konkordato hükümlerinde yapılan köklü değişikliklerin amacı, yatırım ortamının iyileştirilmesi ana amacı doğrultusunda mali darboğaza düşmüş kişi ve işletmelerin, bu sıkıntılarını aşarak üretken durumlarını devam ettirmelerinin sağlanması, alacaklıların da alacaklarına kavuşmasının temin edilmesidir. Bu nedenle konkordato hükümleri, bu amaçlarına aykırı biçimde borçlardan büyük ölçüde kurtulmanın ve buna bağlı olarak iflas hükümlerinden kurtulmanın bir aracı olarak yorumlanıp uygulanamaz. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; Müflis ... Pazarlama A.Ş. yönünden iflas tasfiyesi halinde adi alacakların eline onbinde 8,4 oranında geçebileceği kabul edilerek iflasın kaldırılması kararının kesinleşmesini takip eden 3. Ayın sonunda % 2 oranında nakden ve defaten ödeme şeklinde revize edilen taahhüde göre iflas içi konkordatonun tasdikine karar verilmiştir. İflası halinde adi alacaklılarının eline binde birden daha az (% 0,084) oranda ödeme yapılabilecek olan bir şirketin malvarlığını adeta yok denecek kadar yitirdiği açıktır. Alacaklılara % 2 oranında yapılacak ödemenin alacaklıları bu oranda dahi tatmin etmeyeceği dahi açıktır. Çünkü iflas kararının verildiği tarih, faiz işlemesinin durduğu dönem ve aradaki enflasyon oranları da gözetildiğinde alacaklıların reel olarak kavuşabilecekleri alacak oranı çok daha düşük olacaktır. Mal varlığını neredeyse tümüyle kaybetmiş olarak borca batık olan bu şirketin yeniden üretken hale gelebilmesi, ekonomiye katkı sunabilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçları doğrultusunda sonuç elde edilebilmesi mümkün değildir. Alacaklılara yapılacak ödeme oranı konkordatonun alacaklıların alacaklarına kavuşabilmesini sağlayabilme amacıyla bağdaşan bir oran değildir. Bu kadar borca batık bir şirketin borçlarının neredeyse tamamına yakın kısmından kurtulması ve sonrasında kamu düzenine ilişkin iflas hükümlerinin sonuçlarından kurtulacak olması sonucunu doğuracak biçimde tasdik kararı verilmesi konkordatonun hükümleriyle bağdaşmadığı kadar kamu düzenine ilişkin iflas kurallarının konuluş amacıyla da bağdaşmaz. Bu nedenle Müflis ... Pazarlama A.Ş. yönünden tasdik kararı verilmesi yerinde olmadığından yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Müflis ... Demir Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. yönünden ise iflas tasfiyesi halinde adi alacakların eline % 9,90 oranında geçebileceği kabul edilerek iflasın kaldırılması kararının kesinleşmesini takip eden 3. ayın sonunda % 13 oranında nakden ve defaten ödeme şeklinde revize edilen taahhüde göre iflas içi konkordatonun tasdikine karar verilmiştir. İflası halinde adi alacaklılarının eline yüzde 9,90 oranda ödeme yapılabilecek olan bir şirketin malvarlığını çok büyük ölçüde yitirdiği açıktır. Alacaklılara % 13 oranında yapılacak ödemenin alacaklıları bu oranda dahi tatmin etmeyeceği dahi açıktır. Çünkü iflas kararının verildiği tarih, faiz işlemesinin durduğu dönem ve aradaki enflasyon oranları da dikkate alındığında alacaklıların kavuşabilecekleri alacak oranı çok daha düşük olacaktır. Üstelik alacakların zamanında ödenmemesi nedeniyle doğan zararlar için munzam zarar isteme hakları da yitirilmiş olacağından alacaklıların reel olarak kavuşabilecekleri alacak oranı çok daha düşük miktarda olacaktır. Mal varlığını büyük ölçüde kaybetmiş olarak borca batık olan bir şirketin yeniden üretken hale gelebilmesi, ekonomiye katkı sunabilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçları doğrultusunda sonuç elde edilebilmesi mümkün değildir. Alacaklılara yapılacak ödeme oranı konkordatonun alacaklıların alacaklarına kavuşabilmesini sağlayabilme amacıyla bağdaşan bir oran değildir. Bu kadar borca batık bir şirketin borçlarının çok büyük kısmından kurtulması sonucunu doğuracak biçimde tasdik kararı verilmesi konkordatonun hükümleriyle bağdaşmadığı kadar kamu düzenine ilişkin iflas kurallarının konuluş amacıyla da bağdaşmaz. Üstelik bu şirketin tüm hisselerinin sahibi olan ... Pazarlama şirketinin mal varlığı ile alacaklıların binde birden daha az oranda tatmin edilmesi mümkün iken bu şirketin sahip olduğu ... Demir şirketinin sahip olduğu fabrikanın işetilebilir hale gelerek üretime kazandırılacağı varsayımıyla değer belirlenip şirket kaynaklarıyla bağdaşmayan bir oranda ödeme yapılabileceği kabul edilerek yazılı şekilde kararı verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları kabul edilerek bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılıp ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.