Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/3559 E. 2024/2151 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3559
- Karar No
- 2024/2151
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/522 E., 2023/513 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/913 E., 2020/131 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Kırkabor İşletme Müdürlüğünün ihtiyacı olan lojistik faaliyetlerinin müvekkilleri tarafından yapılması konusunda sözleşme imzalandığını, sözleşmenin imzasından sonra işe başlandığını, ihaleye katılan şirketlerden birinin açmış olduğu dava sonucunda kamu ihale kurumunun kararının iptaline karar verildiği, idare mahkemesindeki kararın kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafından sözleşmenin feshedildiğini, İdare Mahkemesi kararının Danıştay tarafından bozulduğu, nihai olarak müvekkili üzerinde kalan ihalenin, yasaya uygun olduğunun ortaya çıktığını, fesih kararının geri alınmaması sebebiyle, davacı şirkette çalışan işçilerin sözleşmelerinin de fesh edilmesi sebebi ile müvekkillerinin dava konusu yerde 5 ay 23 gün faaliyet göstermesine rağmen, işçilerin geriye dönük olarak kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının müvekkilinden talep edildiğini, müvekkili tarafından kıdem tazminatı olarak yapılan ödemenin şimdilik 15.000,00TL'sini, ihbar tazminatı olarak ödenen miktarın şimdilik 5.000,00TL'sini, yıllık izin ücreti olarak ödenene 2.500,00TL'nin ödeme tarihi olan 24/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, davasını ıslah ederek dava değerini toplam 302.527,77 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; derdestlik nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkilince yapılan fesih işleminin hukuka uygun olduğunu, işçilik alacaklarının doğru olarak hesaplanarak işçilere ödendiğini ve davacıların da tüm işçilik alacaklarından sorumlu bulunduklarını, müvekkilinin müteselsil sorumluluğunun yalnızca işçilere karşı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan sözleşme ve eklerindeki düzenlemeler ışığında davalının ödediği işçilik bedellerini davacıdan tahsil etmesinin sözleşme hükümleri ile kabul edildiği, dolayısıyla davalının davacıdan yaptığı ödemeyi tahsil etmesinde bir yanlışlık olmadığı, alt iş verenler arasında davacıların söz konusu işçilik ödemelerinden sorumlulukları dışında kalan kısmı ilgili alt yüklenicilere rücu olanağı bulunmakla birlikte davalının bu alacaklardan sorumluluğu bulunmadığı (Y.23.HD: 2019/747 esas-2020/1000 karar) gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili; davalı ... müdürlük tarafından Danıştay incelemesinin sonucu beklenilmeden sözleşmenin tek yanlı ve haksız şekilde iptal edildiği hususunun mahkemece dikkate alınmadığını, oysa taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız olarak fesheden davalının, işçilik alacaklarından sorumlu bulunduğunu, müvekkillerinin son işveren olmadıklarını, söz konusu işçilerin, müvekkillerinin işi bırakmasından sonra da aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiklerini, iş yerinde çalışmaya devam eden işçilerin feshe bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatı ile geçmiş dönem izin ücretinden müvekkillerinin sorumlu olmadıklarını, iş yeri devrinin kabulü halinde dahi müvekkillerinin olsa olsa kendi dönemlerine isabet eden kıdem tazminatı ve izin ücreti alacağından sorumlu olacaklarını, son iş veren olmamaları nedeniyle ihbar tazminatından ise sorumlu olmayacaklarını, huzurdaki uyuşmazlığın çözümünün yalnızca 7166 sayılı Kanunla 4857 sayılı yasanın 112. maddesine eklenen ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 6. fıkra hükmü ile ilgili olmayıp, 4857 sayılı İş Kanunu, TBK, TTK ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri karşısında da, müvekkillerinden tahsil edilen miktarın haksız olduğunu, zira bahsi geçen sözleşme hükümlerinin, işçilerin önceki alt işverenler tarafından çalıştırıldığı dönemlere ilişkin işçilik haklarını kapsamadığını, ilk derece mahkemesince, müvekkillerine yaptırılan ödemenin rakamsal olarak doğru olup olmadığının araştırılmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için teknik şartnamedeki hükümlerin geçmiş dönem işçilik haklarını kapsadığı düşünülse bile, sözleşmenin ve eki şartnamenin ilgili hükümlerinin, 6098 sayılı Kanunun genel işlem koşullarını düzenleyen 20. vd. maddelerine, 6102 sayılı TTK'nın 55/1-f maddesine ve TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu ve bu nedenle geçersiz bulunduklarını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yüklenicilerin, kıdem tazminatından işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olup, ihbar tazminatından ise son işverenin sorumlu bulunduğu, somut olayda da, taraflar arasındaki sözleşmenin eki niteliğindeki teknik şartnamede, işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğunun düzenlendiği, bu hükümlerin geçerli olup, genel işlem şartı kapsamında da olmadıkları, dolayısıyla davalının, işçilik alacaklarından sorumlu bulunmadığı ve davacıların sorumlu olmadıkları dönemlere ilişkin olarak diğer alt işverenlere rücu edebilecekleri gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle kararın temyizen incelenerek bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan davacı ortaklığın, davalının talebi üzerine davalı tarafa yaptıkları işçilik alacaklarına ilişkin ödemenin istirdatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3.1. Davacı ortaklık davasında taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi dolayısıyla davalının talebi üzerine davalı tarafa yapmak zorunda kaldıkları ödemenin istirdatını talep etmektedir. Dosya içeriğinden, davalı ...'nün 04.07.2017 tarihli yazı ile davacılardan 324.757,65 TL'lik tutarı en geç 10.07.2017 tarihinde ödemeleri gerektiğini aksi halde teminat mektuplarından karşılanmak kaydıyla çalışanlarına ödeneceğini bildirdiği, bunun üzerine davacıların 24.07.2017 tarihinde 324.757,65 TL'yi davalının Ziraat Bankası hesabına havale etmek sureti ile ödediği, bu ödemelerin 227.690,15 TL kıdem tazminatı, 81.9561,45 TL ihbar tazminatı, 15.116,05 TL yıllık izin ücreti karşılığı olduğu anlaşılmaktadır. 3.2. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu denetime elverişli 11.04.2019 tarihli kök rapor ve 04.06.2019 tarihli ek bilirkişi raporu ile; davacıların kendi sözleşme dönemine karşılık gelen kıdem tazminatı miktarının 33.041,83 TL, ihbar tazminatı miktarının 81.951,45 TL ve davacıların sözleşme dönemi içinde doğan yıllık ücretli izin miktarının 6.873,63 TL olarak hesaplandığı, davacıların kıdem ve ihbar tazminatının ve yıllık izin ücretlerinin tamamından sorumlu olmaları durumunda davalının davacılardan talep edebileceği miktarın (33.041,83 + 81.951,45 + 6.873,63 =) 121.866,91 TL olacağı ve 24.07.2017 tarihinde 324.757,65 TL ödeyen davacıların davalıdan ödeme tarihleri itibariyle talep edebilecekleri fazla ödemelerinin (324.757,65 - 121.866,91=) 202.890,74 TL olduğu belirlenmiştir. 3.3.Mahkemece, davalının bu alacaklardan sorumluluğu bulunmadığından, davalıya rücu olanağı olmadığından dava red edilmiş ise de: mahkeme gerekçesinde bahsedilen Yargıtay içtihadının somut olaya uygun olmadığı, somut olayda davalının ya da davacıların işçilere yaptığı bir ödemenin rücu edilmesi değil, zorunlu olarak davalı tarafa yapılan ödemenin iadesinin talep edilmiş olduğu, bu sebeple davacının sorumlu olduğu miktarın bilirkişi raporuyla belirlenen 121.866,91 TL olduğu ve iadesini talep edebilecekleri belirlenen fazla ödeme miktarı 202.890,74 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmamış, ilk derece mahkemesi kararın bozulması uygun görülmüştür. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Değerlendirme bölümünün “2 inci” bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, “3 üncü” bentlerinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcın istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.