Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2459 E. 2024/5017 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2459
- Karar No
- 2024/5017
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/652 E., 2023/417 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/40 E., 2022/19 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı vekilinin duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1-İlk Derece Mahkemesince; eser sözleşmesine dayalı alacak davasında, taraflar arasındaki sözleşmenin 30.1.4.3.2. maddesine göre itiraz muayenesinde verilen kararların taraflar arasında bağlayıcı olduğu, uyuşmazlıkta ilk teslim edilen malların uygun olmadığına dair muayene ve kabul komisyonu kararına itiraz üzerine verilen kararda da malların uygun bulunmadığı, bunun üzerine yeniden teslim edilen malların da uygun bulunmadığı, ancak bu karara itiraz edilmediği, daha önce davacı tarafından açılan Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/322 (Eski 2015/320) Esas - 2018/406 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, yüklenici tarafından teslim edilen ayakkabılar ile numuneler arasında nitelikli olarak belirli bir farklılığın bulunmadığı ve nihai görünümlerinin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun tespit edildiği, idarenin sözleşme konusu malları teslim almaktan kaçınarak sözleşmeyi haksız olarak feshettiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bu görüşe itibar edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 30.1.4.3.2 maddesine göre itiraz muayenesinde verilen kararların taraflar arasında bağlayıcı olduğu belirtilmiş ise de; HMK'nın 193/2 maddesinde "Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir" hükmü gereği bu maddenin geçerli kabul edilemeyeceği, ancak davacı sözleşme bedeli olan 3.070.500,00 TL'den bilirkişi raporu ile belirlenen %1'lik indirim uygulayarak 3.039.795,00 TL üzerinden bedel artırım dilekçesi vermiş ise de, davanın belirsiz alacak davası olmadığı, davalının süresinde zamanaşımı itirazı dikkate alındığında TBK'nın 147/6 maddesi gereği eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresinin beş yıl olup alacağın doğum tarihi olan 13.07.2015 tarihinden, ıslah tarihine kadar beş yıllık süre dolduğundan, davacının bu talebinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 184.230,00 TL teminat bedelinin nakde çevrildiği tarih olan 15.07.2015 tarihinden itibaren fesih onayına ilişkin 5.803,25 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ve 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 21.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 2-İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nce, "somut olayda davacı tarafından imal edilen malların 18.12.2014 tarihinde ilk muayenesinin yapıldığı, bu muayenenin ret ile sonuçlandığı, itiraz üzerine 10.04.2015 tarihinde ikinci muayenenin yapıldığı, bunun da red ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2013/5278 Esas, 2014/3802 Karar, 2013/3528 Esas, 2014/2929 Karar sayılı emsal içtihatları çerçevesinde, kesin olduğu kabul edilen ikinci muayene raporunun taşıdığı delil sözleşmesi niteliğine göre, davacının sözleşme ve şartnameye uygun ayakkabı teslim etmediği, davalının sözleşmenin feshinde haklı olduğu, davacının iş bedeli ve menfi tazminat talep edemeyeceği kabul edilerek, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırlmasına, davanın reddine karar verilmiştir. 3-Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine taraflar arasında imzalanan sözleşmenin muayene ve teslim ile ilgili 30.1.4.3.2 maddesinde yapılan düzenlemenin, HMK'nın 193. maddesinde yer alan delil sözleşmesi niteliğinde olmasına, bu durumda taraflar, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerini hasrettiklerinden, delil sözleşmesinde kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremeyeceklerine, kesin olduğu kabul edilen ikinci muayene raporunun taşıdığı delil sözleşmesi niteliğine göre açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihine oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Dava konusu uyuşmazlıkta, davacının sözleşme ve şartnameye uygun ayakkabı teslim yükümlülüğünü yerine getirip-getirmediği dolayısıyla sözleşme feshinin haklı nedenlerle dayanıp-dayanmadığı tartışma konusudur. İlk Derece Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafça teslim edilen ayakkabıların sözleşme ve şartnameye uygun olduğu tespit edilmiş ancak istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasında delil sözleşmesi niteliğindeki şartname uyarınca ikinci muayene komisyonu raporunun kesin olduğu, bu rapora göre itiraz reddedildiğinden davacının sözleşme ve şartnameye uygun ayakkabı teslim etmemiş sayılacağı sonucuna varılmıştır. HMK'nun 193/2. maddesi "Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan ve fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz" sayılacağı hükmünü amirdir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki sözleşmenin İtiraz Muayeneleri başlıklı 30.1.4.3 maddesinde yüklenici fiziki muayene sonucunun ret çıkması halinde muayene sonucun itirazını sonucun kendisine tebliğin müteakip 2 iş günü içerisinde ilgili Mal Saymanlığına yapabilir... 30.1.4.3.2 bu takdirde muayene ve kabul komisyonunu görevlendiren makam tarafından ilk komisyonda görev almamış personellerden oluşturulacak başka bir komisyona söz konusu malın itiraz muayenesi yaptırılır... İtiraz muayenesinde verilen kararlar taraflar için katidir. Konunun mahkemeye intikal etmesi halinde her iki taraf da bu raporla yetinmeyi şimdiden kabul ve taahhüt ederler.) hükmü yer almaktadır. Sözleşme hükmünden anlaşılacağı üzere itiraz muayenelerini yapmak üzere oluşturalacak komisyonlar gerek ilk komisyon, gerekse itiraz inceleyecek ikinci komisyon davalı idare elemanlarından/ personellerinden oluşmaktadır. Bu kişilerin uyuşmazlıkta taraf olan davalı idarenin personeli olmaları nedeniyle bağımsız ve tarafsız olarak bir karar vermeleri mümkün değildir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu somut uyuşmazlıkla bire bir aynı nitelikte olan 20.02.2020 tarih 2019/13-43 E., 2020/186 K. Sayılı ilamında ''Sözleşmenin malın ilk muayanesi sonucunda verilecek karara karşı öngördüğü itiraz mekanizması usulüyle (m. 30.1.6.1) inceleme sonunda verilecek komisyon kararının etki ve mahiyeti (m. 30.1.6.2) delil sözleşmesi niteliğindedir. Bu hükümler taraflar için bağlayıcıdır ve taraflar komisyonun itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğunu kararlaştırmışlardır. Ne var ki bu hükümde geçen kesinlik mal alım sürecindeki işlemler ve malın kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin kararlarla ilgilidir. Söz konusu düzenlemenin itiraz muayenesi komisyonu kararına karşı yargı yoluna başvurulamayacağı şeklinde yorumlanması mümkün değildir. Aksi düşünce anayasal güvence altına alınmış hak arama özgürlüğünü ihlâl edeceği gibi taraflar da muayene sonucu hakkında anlaşmazlık doğması ve konunun mahkeme önüne taşınması hâlinde, yapılacak yargılamada raporu delil olarak kabul edeceklerini açıkça kabul etmişlerdir. Davacı davalı idare eliyle oluşturulmuş bu delilin hukuka, sözleşme ve ekindeki şartnamelerin öngördüğü usullere aykırı olduğu iddiasını mahkeme önünde ispat için eldeki davayı açmıştır. Hâl böyle olunca mahkemece, itiraz muayenesi sürecinde uygulanan işlemlerin yerinde olup olmadığının denetlenmesi haklı ve yerinde olup bu yöne ilişkin verilen direnme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.'' gerekçelerine yer verilmiştir. Davalı idarenin kendi yarattığı bir delili kendi lehine kullanması, mahkeme önünde dahi davacıya/karşı tarafa davalı tarafından kendi lehine yaratılan bir delile ilgili karşı ispat hakkının tanınmaması Anayasa da 36. maddesinde yer alan Hak Arama Özgürlüğüne aykırı olduğu gibi HMK 193/2. maddesi gereğince davacının hiçbir delil ve belge sunmasına imkan tanınmaması, konunun tarafsız ve bağımsız uzmanlarca (bilirkişi) tarafından incelenmesine olanak tanınmadan bağlayıcı kabul edilmesi "yasaklayıcı delil" sözleşmesi yapılamayacağına ilişkin yasa hükümlerine aykırıdır. Nitekim İlk Derece Mahkemesince alınan bağımsız ve tarafsız uzman bilirkişi raporunda ayakkabıların sözleşme ve şartnameye uygun olduğu tespit edilmiştir. Yasaklayıcı delil sözleşmelerine göre karar verilmesinin hak arama özgürlüğü önünde ne kadar büyük bir engel olduğu, hakkın kaybolmasına neden olduğu, anayasal ve yasal güvenceleri ihlal ettiği, hak kaybına, adalet ve hakkaniyet duygularının zedelenmesine yol açan hukuki sonuçlar doğurduğu somut olayda da görülmektedir. Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun açıkça hukuka aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.