Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/882 E. 2025/1833 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/882
Karar No
2025/1833
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/192 E., 2023/1292 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/837 E., 2021/227 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; açık ihale usulü ile ihale edilen Afşin Elbistan Linyitleri İşletme Müdürlüğü Kömür Havzası Kuzey-Kuzeydoğu Drenaj Kanalı Yapılması İşi'nin yapılan ihale sonucu davalıların oluşturduğu iş ortaklığına verildiğini, kesin hesap ve hakediş raporuna göre, yüklenici davalıların geçici kabul nefaset kesintisi nedeniyle toplam 375.795,24 TL tutarında borcunun doğduğunu, bu tutara 100.125,48 TL olarak hesaplanan ticari faizin de eklenmesiyle borcun 475.920,72 TL'ye ulaştığını, 10.08.2017 tarihli yazılarıyla söz konusu borcun yazının tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde ödenmesi aksi halde 378.000,00 TL tutarlı 3 adet kesin teminat mektubunun nakde çevrilip borca mahsup ile alacak kaydedilip, borç bakiyesi için yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini ödeme yapılmaması nedeniyle 378.000,00 TL tutarlı teminat mektubunu nakde çevirerek davalıların borcundan mahsup edildiğini, bakiye 97.920,72 TL'nin de 09.10.2017 tarihine kadar ödenmesinin talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle alacağın tahsili amacıyla Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2017/19486 sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin haksız itiraz nedeniyle durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı taraf ile 16.08.2013 tarihinde akdedilen birim fiyat usulü sözleşme ile “AEL İşletme Müdürlüğü Kömür Havzası Kuzey-Kuzeydoğu Drenaj Kanalı Yapılması” işinin ihale edildiğini, 05.05.2014 tarihli başkanlık onayı ile iş artışına gidildiğini, 01.06.2016 tarihinde işin tamamlandığını ve geçici kabulünün yapıldığını, kesin hesap raporu tanzim edildiğini ve rapora göre borç çıkarıldığını, borca istinaden müvekkil davacıların teminat mektubunun nakde çevrildiğini, hakediş alacağının tespiti için Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/266 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın usulden reddedildiğini, kesin hakediş raporunda müvekkil davacıların alacağının eksik ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla alacağın tespiti ile belirlenecek alacağın hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar asıl davaya cevap dilekçesinde; takibe dayanak olarak gösterilen hakediş raporuna esas yapım işinin sözleşmesinin borçlu gösterilen müvekkillerinin oluşturduğu iş ortaklığı ile imzalandığını, müvekkillerinin alacaklıya böyle bir borçlarının bulunmadığını, dava konusu işin, birim fiyat usullü sözleşme ile ihale edilen yapım işi olup, işin yapımı esnasında sözleşme ile sahadaki fiili durumun farklılığı nedeniyle ortaya çıkan yeni işe ait asıl işin %20'sini aşmayacak şekilde ilave iş artışına iş verenin onayı ile gidilip, kararlaştırılan ilave işlerin yapıldığını, taahhüde konu işin yapım aşamalarında usulünce 13 adet hakediş düzenlenip ödemesinin gerçekleştirildiğini, en son işin geçici kabulünde idarenin müvekkiline hitaben yazdığı cevabi yazıda belirtildiği üzere, eksikliğin giderildiğinin geçici kabul heyetince de belirlenerek 01.06.2015 tarihinde işin tamamlandığının kabul edildiğini, işin tamamlanmasından 1 yıl sonra yapı denetim heyetince kesin hesap raporunun tanzim edilip eksik ve kusurlu imalattan söz edilerek yapılan işin karşılığı bedel ödenmek yerine, edimini eksiksiz yerine getiren müvekkillerine borç çıkarıldığını, eserin fenne ve sanata uygun olarak yapılıp hali hazırda davacı tarafından da sorunsuz kullanıldığını, işin kabulünden 1 yıl sonra idarece yüklenici firmanın hiç bir görüşü dikkate alınmadan tek taraflı olarak yapılan kesin hakediş hesabında işin karşılığı eksik ödendiği gibi teminat mektuplarının nakde çevrilerek müvekkilleri temerrüte düşürülmediği halde hukuka aykırı olarak ticari faiz işletilip, kalan miktar için davacı aleyhine alacaklarının tahsili amacıyla açtıkları bir dava da mevcut iken haksız olarak icra takibine geçilmesinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; işin geçici kabul çalışmalarının 04.08.2015 tarihinde başladığını, yapılan incelemelerde eksik ve ayıplı imalatların çıktığını, eksiklerin giderilmesi için süre verildiğini, daha sonra kesin hesap ve kesin kabul tutanaklarının düzenlendiğini, kesin hesap ve kesin kabul tutanağında davacılara fazla ödeme yapıldığının ortaya çıktığını, bu nedenle dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, davacı tarafın herhangi bir alacağının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2017/19486 Esas sayılı dosyasında, 1.710,20 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptali ile bu miktar asıl alacak için takibin, takip talebindeki koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmayan icra inkâr tazminat isteminin reddine, sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 40 ve 41. maddeleri gereği kesin hakedişe usulüne uygun itirazi kayıt konulmadığı ve içeriği aynen kabul edilmiş sayıldığından kesin hakedişe giren imalatlar yönünden bir talepte bulunulamayacağı, kesin hesaba itiraz dilekçesinde geçen hakediş dışı işlerin ise Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin ilgili maddeleri kapsamında kaldığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sözleşme'nin 8.2 maddesi uyarınca Yapım İşleri Genel Şartnamesi sözleşmenin ekleri arasında sayıldığından HMK'nın 193. maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, hakim tarafından re'sen gözetilmesi gerektiği ve hakedişe itirazın Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 39 ve 40. maddelerine uygun şekilde yapılmadığı gerekçesiyle asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun, asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde: a. Mahkemece, faiz başlangıç tarihinin, ihtarname tarihi olarak esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, haksız/sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte yani fazla/haksız ödemelerin yapıldığı 13 ve 12 no'lu son ara hakedişlerin onay/tahakkuk tarihlerine göre faiz hesaplanması yapılması gerektiğini beyan etmektedir. 2. Davalılar- birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde: a. Asıl dava yönünden davacının alacağının olduğunun kabulü ile nakte çevrilen teminat mektubu tutarının mahsubu ile hesaplanan bakiye alacak miktarını kabul etmediklerini, b. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile hatalı oluşturulmuş tespit ve değerlendirmeler ışığında, dosya kapsamına, mevzuata aykırı olarak tanzim edildiğini, beyan ve itirazlar dikkate alınmadan hukuka aykırı olarak hüküm kurulduğunu, c. Birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların/birleşen davacıların süresi içinde hakedişe itiraz edip kesin hak ediş raporuna 'ihtirazi kayıtla' şerhini de koymuş olmasına rağmen 10.06.2017 tarihli dilekçeye atıf yapmadığı gerekçesi ile madde hükmünün amacını aşacak şekilde yorumlanarak, yapılan imalâtların yok sayıldığını, davacının sebepsiz zenginleştiğini, hakedişi eksik ödendiği gibi teminat mektuplarına el konularak daha bir de borçlu çıkarıldığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl davada uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamında davacı iş verenin davalı yüklenicilere fazladan yaptığını öne sürdüğü ödemenin icraen tahsili istemine ilişkin olup birleşen davadaki uyuşmazlık ise davacı yüklenicilere iş sahibi tarafından yapılan iş miktarına göre eksik ödeme yapıldığı iddiasına dayalı olarak, eksik yapılan ödemenin belirlenerek, iş verenden tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemeleri'nin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 1.Asıl dava yönünden; miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre asıl davada dava değeri 97.920,72 TL olup kabul edilen ve taraflarca temyize konu edilen değer 1.710,20 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından, taraf vekilinin asıl dava yönünden ileri sürdüğü temyiz sebeplerine ilişkin dilekçelerinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Birleşen dava yönünden; temyizen incelenen birleşen davada verilen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar-birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin asıl dava yönünden temyiz dilekçelerinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, Birleşen dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcının mahsubu ile fazla yatırılan miktarın ilgiliye iadesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı-birleşen davada davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/882, K. 2025/1833, T. 05.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-882-e-2025-1833-k-52b1c419d827