Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/1022 E. 2023/1445 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1022
Karar No
2023/1445
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/2518 E., 2021/1535 K. DAVALILAR : 1-... 2-T.H.S.S. Bodrum ... Konut Yapı Kooperatifi vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 12.08.2016 HÜKÜM/KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/330 E., 2018/387 K. Taraflar arasında tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait bağımsız bölümün davalı kooperatifin yanlış yapmış olduğu inşaat nedeni ile komşu parsele tecavüzlü olmasından dolayı komşu taşınmaz maliki tarafından müvekkili aleyhine men'i müdahale davası açıldığını ve açılan davanın müvekkili aleyhine sonuçlandığını, davalı kooperatifin 15.10.2010 tarihli protokol, diğer davalının da 02.08.2015 tarihli toplu yapı yönetimi kat malikleri kurulu tutanağının 6 ncı maddesiyle durumu kabul ettiklerini, ayıplı ifadan dolayı davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek taşınmaz bedeli ile yıkım bedeli olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutularak 300.000,00 TLnin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı kooperatif cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, 15.10.2010 tarihli protokolün kooperatifi bağlamadığını, tutanağı sadece bir üye imzaladığı için geçerli olmadığını, bu konuda yönetim kurulu kararı alınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı site yönetimi cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, site yönetiminin tüzel kişiliği bulunmadığını, uyuşmazlığın koperatif ile üyesi olan davacı arasında doğduğunu, davada taraf olamayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusu taşınmazı tapu kaydının beyanlar hanesindeki tecavüzlü olduğuna ilişkin şerhle 27.01.1998 tarihinde satın aldığı, tapu kaydındaki şerhin bilinmediğinin ileri sürülmesine yasal imkan bulunmadığı, bu haliyle söz konusu ayıbın açık ayıp olduğu, bu haliyle davacının ayıp sebebiyle tazminat talep etme süreleri dolmuş olup davalı kooperatif tarafından zaman aşımı itirazında bulunulduğu gerekçesiyle kooperatif aleyhine açılan davanın zaman aşımı sebebiyle reddine, dayanılan hukuki sebebe göre diğer davalı site yönetimine husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalı yönünden de davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin bağımsız bölümün tahsis edildiği andan itibaren maddi ve manevi hiçbir fayda görmediğini, hatta tescilden sonra aleyhine açılan davalarla uğraştığını, 1163 sayılı Kanunun 23 ncü maddesindeki eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini, müvekkilinin halen kooperatif üyesi olduğunu, TBK 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ortakların kendileri ile ortaklık arasındaki alacaklarda 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunduğunu, müvekkiline karşı açtığı men'i müdahale ve kal davasının 2015 yılında kesinleşmiş ve uğramış olduğu maddi zararın bir kısmının bu dava sonucunda ortaya çıktığını, müvekkilinin zararı artırmaya devam ettiğinden ortada kesin bir zarar miktarı bulunmadığını, davalının zaman aşımı def'inin kesinlikle kabul edilemeyeceğini, mahkemece ıslah talebi reddedilmiş olmasına rağmen ıslah edilen miktar üzerinden aleyhine nispi vekalet ücretine hükmetmesinin doğru olmadığını, site yönetimine açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddinin hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kooperatif tarafından bağımsız bölümün 27.01.1998 tarihinde davacı ortağa tahsis edilerek adına tescil edildiği, 30.12.1998 tarihinde taşınmazın tapu kaydına komşu parsele tecavüzlü olduğu şerhi düşüldüğü, 6098 sayılı Kanunun 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kooperatif ile ortağı arasındaki uyuşmazlıklar için öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin en geç tecavüz kaydının tapuya tescil edildiği tarihten başlayarak dava tarihi itibariyle dolduğundan kooperatif üyesine ayıplı bağımsız bölüm teslimiyle ilgili davanın zaman aşımı nedeniyle reddinin yerinde olduğu, kooperatifin davacının zararını karşılayacağına ilişkin protokolde davacının zararının yıkımdan sonraki rayiç değere göre karşılanacağı belirtilmiş olup davacının binasının yıkıldığına dair bilirkişi raporunda bir tespit bulunmadığına göre henüz dava tarihi itibariyle muaccel bir alacak bulunmadığı için erken açılan davanın reddinin sonucu itibariyle doğru olduğu, davacı tarafın ıslah dilekçesinin reddedilmesi ve ıslah edilen miktar dikkate alınarak red vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu, davalı site yönetimi aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddedilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı, temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı kooperatif tarafından tahsis edilen bağımsız bölümün ayıplı olarak inşası nedeniyle uğranılan zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 147 nci maddesinin 4 ncü fıkrası, 149 ncu maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi, 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Kanunun 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde hükmün gerekçe bölümünün, ikinci fıkrasında ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde, hükmün iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüş, ikinci fıkrasında, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Bu düzenlemelere göre, kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkeme kararının gerekçe bölümü ile hüküm sonucunun çelişkili olması, mahkeme kararlarının tereddüt doğurmayacak şekilde açık olması kuralına aykırılık oluşturur. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince hem kooperatif üyesine ayıplı bağımsız bölüm teslimi ile ilgili davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin yerinde olduğu hem de dava dilekçesinde dayanılan protokol hükümleri gereğince erken açılan davanın reddinin sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle hüküm tesis edilmesi gerekçenin kendi içerisinde çelişki oluşturularak şekilde 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine aykırı davranılması doğru olmamış, hükmün bozulmasını gerektirmiştir. 2. Kabule göre de, kooperatif ile üyesi arasındaki uyuşmazlıklarda uygulanması gereken 6098 sayılı Kanunun 147 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresine göre değerlendirilmesi gerekir. 6098 sayılı Kanunun 149 ncu maddesi uyarınca zaman aşımı süresi kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihten işlemeye başlar. Somut olayda, bağımsız bölümün 27.01.1998 tarihinde davacı adına tapuda tescil edildiği, tescil tarihinde tapu kaydının beyanlar hanesinde komşu parsele tecavüzlü olduğuna ilişkin şerh bulunduğu, Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.05.2014 tarihli, 2013/471 E., 2014/213 K. sayılı ilâmı ile dava dışı komşu parsel maliki tarafından davacı aleyhine açılan men'i müdahale davasının kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek onanmak suretiyle 08.09.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın da 12.08.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı kooperatifin ayıplı bağımsız bölüm teslimi olduğundan eldeki dava yönünden men'i müdahale davasının kesinleştiği tarih olan 08.09.2015 tarihinde alacağın muaccel hale geldiği ve bu tarihten itibaren zaman aşımı süresinin başladığının kabulü ile sonuca göre karar verilmesi gerekirken beyanlar hanesine şerh tarihinin zaman aşımı başlangıcı olarak hükme esas alınması hatalı olmuştur. 3. Bozma nedenine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre davacı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/1022, K. 2023/1445, T. 24.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2022-1022-e-2023-1445-k-d34d89b704e5