Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/620 E. 2026/4376 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2025/620
Karar No
2026/4376
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/920 E. 2024/2598 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle; yapılan inceleme sonucunda, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2024 tarihli ve 2023/484 Esas, 2024/21 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d-h, 62... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, karar verilmiştir.

B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 06.06.2024 tarihli ve 2024/920 Esas, 2024/2598 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkil sanığın yağma kastıyla atılı eylemi gerçekleştirmediği, eşi ile olan anlaşmazlık sebebiyle incelemek üzere telefonu almak istediği, zaten mağdurun rızasının olduğu, sanık ve mağdur arasında husumet bulunduğundan müşteki beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, şikâyetçinin soyut, mesnetsiz ve çelişkili beyanlarından başka kesin ve her türlü şüpheden uzak ve mahkûmiyete yeterli somut delil bulunmadığı, suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı ve müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum Türk Ceza Kanunu'nun 21. maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır. Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; sanık ile mağdurun resmi evli oldukları, taraflar arasında mal paylaşımı ve boşanma konusunda tartışmaların olduğu, olay günü sanığın ortak ikamete gece saat 01.30 sıralarında geldiği ancak eşini ikamette göremediği, telefonla eşini aradığı ancak eşi olan katılanın telefona cevap vermediği, sanığın beyanına göre bir saat sonra, katılanın beyanına göre ise kısa bir süre sonra katılanın ikamete geldiği, sanığın katılan ...'ye nerede olduğunu sorduğu, katılanın tanık ...'nin ikametinde olduğunu söylediği, sanığın katılanın telefonunu istediği, Whatsapp yazışmalarını açmasını istediği, katılan ...'nin telefonu vermediği ve mesajları sanığa göstermediği, sanığın tekrar telefonu vermesini istediği, katılanın telefonu vermediği, buna sinirlenen sanığın katılan hakkında düzenlenen adli raporla da uyumlu olduğu üzere katılan ...'nin yüzüne yumruk attığı, boğazını sıktığı, karnına tekme attığı ve telefonu katılanın elinden çekmeye başladığı, buna rağmen katılanın direnip cep telefonunu sanığa vermediği, bu sırada yine sanık hakkında düzenlenen adli raporla uyumlu olduğu üzere katılanın da sanığın göğsüne tırnaklarıyla müdahalede bulunduğu, devamında sanığın mutfağa giderek siyah saplı bıçak ile geri döndüğü ve bıçağı katılanın boğazına dayayıp katılana hitaben "Telefonu vermezsen öldürürüm" dedikten sonra katılanın elinden cep telefonunu çekip aldığı, katılanın ikamet dışına çıkarak üst komşuları olan tanık ...'nın evine sığındığı, ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk görevlilerinin sanığı gözaltına alarak polis merkezine götürdüğü, polis merkezinde sanıktan teslim alınan katılana ait Samsung marka cep telefonu sağlam ve eksiksiz bir şekilde katılana teslim edildiği, adli muayene raporlarına göre, olay nedeniyle sanık ve katılanın basit tıbbi muayene ile giderilebilir şekilde yaralandıkları, sanığın eşi olan katılanın eve geç gelmesi ve telefonunu aşmaması nedeniyle katılandan şüphelendiği ve cep telefonundaki yazışmaları görmek istediği, katılanın bu isteği kabul etmemesi üzerine yaşanan tartışma sonucunda, sanığın katılana ait cep telefonunu zorla aldığı, kolluk tarafından düzenlenen 02.04.2023 tarihli Teslim Tesellüm Tutanağı ile sabit olduğu üzere de suça konu cep telefonunun soruşturma aşamasında sanık tarafından kolluk birimlerine teslim edildiği ve kolluk birimleri tarafından da katılana teslim edildiği, sanığın kovuşturma aşamasında Mahkeme huzurunda verdiği savunmasında "Kendisi eve geldiğinde geç gelmesi konusunda aramızda bir tartışma çıktı. Ben telefonuna bakmak istedim, kendisi telefonu vermek istemedi." şeklinde beyanda bulunduğu olayda; sanığın olay günü eşi olan katılanın, eve geç gelmesi ve telefonunu açmaması nedeniyle şüphelenerek cebir ve tehdit kullanarak katılana ait cep telefonunu içerisindeki mesajları okumak için zorla aldığı, sanığın, mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediği, sanığın yağma kastının bulunmadığı, yağma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, olay sırasında sanığın katılanı adli muayene raporu ile sabit basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralaması ve devamında katılana bıçak teşhir edip ölümle tehdit etmesi nedeniyle değişen suç vasfına göre eşe karşı silahla basit yaralama ve silahla tehdit suçlarından cezlandırılması gerekirken, suç vasfında hataya düşülerek sanık hakkında nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Kabule göre de;

Kolluk tarafından düzenlenen 02.04.2023 tarihli Teslim Tesellüm Tutanağı ile sabit olduğu üzere, suça konu cep telefonu soruşturma aşamasında sanık tarafından kolluk birimlerine teslim edildiği, ve kolluk birimleri tarafından da katılana teslim edildiği sabit olduğundan, rızaen iadede bulunan sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,18.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/620, K. 2026/4376, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2025-620-e-2026-4376-k-998edbbb5476