Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5182 E. 2026/4318 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5182
Karar No
2026/4318
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1285 E., 2024/1939 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma ve mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan reddi ile hükmün Onanmasına

Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; nitelikli yağma suçu yönünden temyiz isteminin vekalet ücretine hasren yapıldığı ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEBİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi, Sanık lehine vekalet ücreti verilmesi talebine ilişkindir.

III. GEREKÇE 21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesinde düzenlendiği şekliyle 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) gereğince görevlendirilen vekile bu tarife uyarınca vekalet ücreti ödenip ödenmeyeceğine yönelik istemle ilgili olarak Avukatlık Kanunu’nun ‘‘Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması’’ başlıklı 168. maddesi, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ‘‘müdafii ve vekil ücreti’’ başlıklı 13. maddesi ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde şu sonuca varılmaktadır.

Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye göre Avukatlık Ücret Tarifesi serbest avukatlık sırasında yargı yerlerindeki işlemlerle diğer işlemlerden alınacak asgari ücreti belirleyen tavsiye niteliğindeki idari bir işlemdir. Ceza ve güvenlik tedbirleri ile ceza usül kuralları anayasa ile teminat altına alınmış hak ve özgürlüklere müdahale teşkil ettiğinden ancak kanunlarla düzenlenebilirler. İdare bu hak ve özgürlüklere müdahale teşkil edecek hususlarda kanuna dayanmayan hiçbir düzenlemede bulunamaz. Baro tarafından görevlendirilmek suretiyle müdafilik ve vekillik ceza usül mevzuatımızda yer alan bir müessese olup Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin düzenleme ya da müdahale yetkisi verdiği serbest avukatlığa ilişkin bir müessese değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/1,3, 4 ve 333. maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13. ve 14. maddelerinin verdiği yetkiye göre Adalet Bakanlığının düzenleme yapabilmesine yönetmelik çıkarabilmesine müsaade edilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine Baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, görevin ifasından doğan masraflar hariç avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak Maliye ve Adalet bakanlığı tarafından birlikte tespit edilip Adalet bakanlığı bütçesinden ödenecektir.

Sonuç olarak baroca görevlendirilen müdafii ve vekillerin ücretlerini belirleme hak ve yetkisi Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin idareye verdiği yetkiye dayanılarak düzenlenecek bir husus olmayıp 2023-2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki baroca atanan müdafii ve vekillerin ücretlerine müdahale teşkil eden düzenlemenin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca yargılama giderleri kapsamında bulunan son tarifeye göre belirlenen bu vekalet ücreti sanığın beraati halinde hazineye, sanığın mahkumiyeti veya hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ise katılan lehine sanığa yasal dayanağı olmayan bir vekalet ücretinin yükletilmesine neden olacaktır. Bu hususun kanuni zemini bulunmadığından idarenin işlemi ile de yani Adalet Bakanlığı genelgesi ile de düzeltilmesi mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun'un gereğince, soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen müdafiilere 21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesinde düzenlendiği şekliyle vekalet ücreti takdir edilmesi mümkün bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmeyip sanık müdafiinin bu husustaki temyiz istemi yerinde kabul edilmemiştir.

IV. KARAR A.Mala zarar verme Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen vekalet ücretine ilişkin temyiz sebebi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/5182, K. 2026/4318, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-5182-e-2026-4318-k-9588a0386008