Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5028 E. 2026/2004 K.

Konu: Nitelikli Yağmaya Teşebbüs

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5028
Karar No
2026/2004
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağmaya Teşebbüs

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/656 E., 2024/1130 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak kurulan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanık hakkında Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2024 tarihli ve 2023/255 Esas, 2024/7 Karar sayılı kararıyla nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan açılan kamu davası hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 06.05.2024 tarihli ve 2024/656 Esas, 2024/1130 Karar sayılı kararı ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin kabulü ile sanık hakkında beraat hükmünün kaldırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d-h, 35, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri, mahkûmiyeti gerektirir somut delil bulunmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmediği, mağdurun soruşturma aşamasındaki beyanında 18.11.2021 gününden bahisle perşembe günü saat 23:00'da üç kişinin geldiğini, bir tanesinin 05...08 numaralı telefonu kullandığını, bu kişinin kendisini perşembe günü 2 defa aradığını, bu numarayı kullanan kişinin telefonunda "... abi" diye kayıtlı bir numara ile kendisini görüştürdüğünü, telefondaki kişinin kendisini tehdit ettiğini, 20.11.2021 tarihinde saat 16:45'te tekrar bu üç kişinin gelip yine aynı numaralı telefonu kullanan kişinin kendisine borcunu sorduğunu ve ... ile görüştürdüklerini söylediği, ilk geldiklerinde saatin 21:00-22:00 sıraları olduğunu beyan ettiği, mağdurun 05...30 numaralı hattı kullandığı, alınan İletişim Tespiti (HTS) kayıtlarına göre sanığın kullanımında olan ve mağdurun da beyan ettiği 05...08 numaralı hattan aranmadığı, HTS kaydının mağdurun beyanını doğrulamadığı, mağdurun telefonunun sanığın geldiğini iddia ettiği 18.11.2021 günü saat 23:00 sıralarında ... Mahallesinden baz sinyali aldığı, mağdurun kendisini tehdit eden kişinin sanığın 05...08 numaralı telefonundan görüştüğü kişi olduğunu söylediği, sanığın HTS kayıtlarına göre 18.11.2021 tarihinde mağdurun beyan ettiği saate göre bakıldığında tek kişi ile 23 saniyelik bir görüşmesinin olduğu, bu sırada Kurtuluş Mahallesinden baz sinyali aldığı, sanıkla mağdurun aynı yerde olmadığı, mağdurun telefonunun sanığın geldiğini iddia ettiği diğer gün olan 20.11.2021 günü saat 16:45 sıralarında ... Mahallesinden baz sinyali aldığı, sanığın HTS kayıtlarına göre 20.11.2021 tarihinde mağdurun beyan ettiği saate göre iki kişiyi aradığı, 26... saniyelik görüşmesinin olduğu, bu sırada Gündoğdu Mahallesinden baz sinyali aldığı, sanıkla mağdurun aynı anda aynı yer olmadıkları hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin mağdurun soyut beyanı dışında, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/5028, K. 2026/2004, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-5028-e-2026-2004-k-1ce0b20f9167