Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/1320 E. 2025/479 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2023/1320
Karar No
2025/479
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1114 E., 2022/1504 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükümleri kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2021 tarihli ve 2018/483 Esas, 2021/149 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında, hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 141/1, 143/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 141/1, 143/1, 53, 58/6. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 09.05.2022 tarihli ve 2021/1114 Esas, 2022/1504 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının aleyhe ve sanıklar müdafilerinin lehe istinaf başvurularının kabulü ile, duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, nitelikli yağma suçundan sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a,c,h, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a,c,h, 62/1, 53, 58/6-7. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurun teşhislerinin sağlıklı olmadığına, mağdurun aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğuna, ilk beyanında bıçaktan söz etmediğine, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın isnat edilen suçu işlediğine ilişkin kesin ve somut delil bulunmadığından nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı suçu kabul etmediğine, mağdurun yaptığı teşhisin hatalı olduğuna, mağdurun aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğuna, mağdurun ilk beyanına göre, bir zor unsuru olmadığından sanığın suçunun güveni kötüye kullanma veya basit hırsızlık suçunu oluşturduğuna, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın isnat edilen suçu işlediğine ilişkin kesin ve somut delil bulunmadığından nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince, olay günü gece saat 20.00 sıralarında sanıkların bıçak kullanarak mağdurdan 100,00 TL para ve cep telefonunu zorla aldığı iddia olunmuş ise de, mağdurun olaydan dört gün sonra kolluğa vermiş olduğu ilk beyanında, “sanıklardan birinin ‘paran var mı’ diye sorarak yiyecek birşeyler alalım dediğini, kendisinin de cebinden 100,00 TL para çıkardığı sırada elinden çekerek aldığını ve sanıklardan diğerinin ‘telefonun yanında mı’ diye sorduğunu, yanında olduğunu söyleyince telefonunu istediğini, onunda bir an konuşma yapacağını düşünürek telefonunu verdiğini, sonradan gelen şahsın tavırlarını beğenmediği ve korkuttuğu için telefonu geri isteyemediğini bu iki erkek şahsın kendisine ‘sen burada bekle biz yiyecek içecek bir şeyler alıp geliyoruz’ dediklerini ve telefonu geri vermeden oradan ayrılıp gittikleri" şeklinde beyanda bulunduğu, söz konusu bu ilk beyanında sanıkların 100,00 TL para ve cep telefonunun bıçak gösterilmek üzere zorla alındığına ilişkin bir beyanın bulunmadığı gibi, canlı teşhis tutanağında her iki sanığın elinde de bıçak olduğundan bahsettiği halde ilk derece mahkemesinde ve bölge adliye mahkemesindeki ifadesinde sadece sanık ...’ un elinde bıçak olduğundan bahsetmek suretiyle mağdurun aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu, sanıkların üzerlerine atılı suçu kabul etmedikleri dikkate alındığında sanıkların her türlü şüpheden uzak sabit görülebilecek tek eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 141/1, 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin varsayımlara dayanmak suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmuş olması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/1320, K. 2025/479, T. 14.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2023-1320-e-2025-479-k-50c7fab44b8f