Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/30250 E. 2012/9343 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/30250
- Karar No
- 2012/9343
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, Hırsızlık malı satın almak, Mala zarar verme, İşyeri dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz süresinin son gününün resmi tatil olması ve sanıklar ... ve ... savunmanının, tatilden sonraki ilk gün olan 04.01.2007 tarihinde kararı süresinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki red düşüncesi benimsenmemiştir. I- Sanık ... hakkında hırsızlık malı satın almak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCY'nın 512. maddesinde düzenlenen suç için öngörülen cezanın alt ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 07.12.2002 ile inceleme tarihi arasında geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 765 sayılı TCY’nın 102/4. ve 104/2. maddeleri gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesine gelince; Sanıkların, yakınanın işyerine kapısını kilit bölgesinden kırmak suretiyle girerek hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; sanıklar ... ve ...’nin eyleminin hırsızlığın yanı sıra 5237 sayılı TCY’nın 151/1. maddesine uyan mala zarar verme ile 116/2-4 ve 119/1-c maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 5237 sayılı TCK’nun 73/8. maddesi ile 5560 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından sanık ... hakkında uzlaştırma girişiminde bulunulması gerektiğinin düşünülmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlediğinin anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 119/1-c maddesinin uygulanmaması, 2-) Sanıklar ... ve ...’nin önceden vermiş oldukları karar doğrultusunda diğer sanık ... ile anlaşarak suça doğrudan katılıp suçu birlikte işledikleri gözetilmeden, haklarında 5237 sayılı TCK’nun 37/1. maddesi yerine, aynı Yasanın 39/1. maddesi ile uygulama yapılması, 3-) Sanıkların, çaldıkları 2000 çift terlikten, yer göstermeleri sonucu 1115 çiftinin soruşturma aşamasında yakınana teslim edilmiş olması karşısında; kısmi iade nedeniyle yakınandan rızası sorularak, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 168/4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 4-) Kasten işlemiş oldukları suç nedeniyle mahkum olan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmemesi, 5-) Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müştereken ve müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine aykırı davranılması, 6-) Kısmi iade nedeniyle yakınanın rızasının bulunması durumunda sanıklar hakkında hırsızlık ile sanık ... hakkında konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarının niteliği, cezaların türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi gereği sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, 02.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.