Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/20078 E. 2013/6230 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/20078
Karar No
2013/6230
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2008 ve 30.06.2010 tarihli tebliğnameleri ile Daireye gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükümlü hakkında 23.06.1995 gün ve 1995/327-573 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra mahkemece, 23.08.2005, 11.11.2005 ve 07.09.2007 tarihlerinde anılan hükümle ilgili 5237 sayılı Yasa hükümlerine göre üç ayrı uyarlama kararının verildiği, mahkemenin karara bağladığı dosyayı yeniden ele alarak yargılama sonunda verdiği 11.11.2005 ve 07.09.2007 tarihli kararların hukuken yok hükmünde olduğu, 23.08.2005 tarihli ilk ek kararında ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; başvurulacak yasa yolu, bu sürenin başlangıcı, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde gösterilmediği gibi anılan hükmün tebliğine ilişkin 26.08.2005 günlü belge de de bu eksikliğin giderilmediği bu nedenle hükümlünün süresinden sonra verdiği 08.06.2006 günlü temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde lehe Yasanın belirlenmesi amacıyla verilen uyarlama kararlarının duruşma açılarak verilmesi gerekir. İnceleme konusu karara gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Hükümlünün soruşturma aşamasında, suçunu ikrar edip suça konu eşyaları sattığı yeri gösterip bir kısım eşyaların yakınana iade edilmesini sağladığının anlaşılması karşısında; kısmi iade nedeniyle yakınanın rızası sorularak 5237 sayılı TCK’nın 168/4.maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 168/1.maddesinin uygulanma koşullarının karar yerinde tartışmasız bırakılması, 2- 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 492/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın eyleminin, 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanında aynı Yasanın 116/4 ve 151. maddesinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçu ile mala zarar vermek suçunu da oluşturduğunun gözetilmemesi, 3-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 61. maddesi gözetilerek, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ile mala zarar vermek suçu ve hükümden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254.maddelerince geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçuyla ilgili olarak uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için duruşma açılması gerektiğinin gözetilmemesi, 4- 5237 sayılı TCK'nın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK'nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek anılan madde uyarınca cezadan indirim yapılması, 5-5237 sayılı TCK’nın 7/3. maddesinin açık hükmü karşısında, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Yasanın 58. maddesinde düzenlenen mükerrirlere ilişkin infaz hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 6- Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak hükümlünün, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 27.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/20078, K. 2013/6230, T. 27.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-20078-e-2013-6230-k-d7f7834bfba7