Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/17502 E. 2013/9897 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/17502
- Karar No
- 2013/9897
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların uygulanmasını ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde “duruşma” açılarak karar verilmesi gerekir. İnceleme konusu karara gelince; 1-)5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ile bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden dosya üzerinde hüküm kurulması, 2-Oluş ve dosya içeriğine göre hükümlünün gündüz vakti saat 19:00 sıralarında yakınıcının kilitli aracının kapısını ıspatula yardımı ile açarak, suç tarihinde 35 TL değerindeki oto teybini çalarak tanık ...'ya sattığının anlaşılması karşısında; Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 493/2,522/1 (pek hafif), maddeleriyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 142/1-b, 168/1, 53. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması, 5237 Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, lehe yasanın uygulama sırasında belirlenmesinde zorunluluk bulunması, 3-)Hükümlünün başka hırsızlık suçlarından yakalandığında müştekinin aracından da oto teybi çaldığını ve sattığı kişiyi göstererek soruşturma aşamasında iadeyi sağladığının anlaşılması karşısında; hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 4-)5237 sayılı TCK.nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nın 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek, değer az kabul edilip cezasından indirim yapılması, 5-)Suç tarihinde güneşin 20:08 sıralarında battığı, sanığın eylemini gündüz zaman dilimi içerisinde kalan saat 19:00 sıralarında işlediğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 143.maddesi uyarınca hükümlünün cezasından artırım yapılması, 6-) Hükümlünün, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, maddede öngörülen hakların tamamından yoksun kılınmanın da hükümlülüğün doğal sonucu olup takdire bağlı bulunmadığı gözetilmeden, hükümlünün bazı hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına karar verilmesiyle yetinilmesi, 7-)Hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi gereğince hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, ek kararın açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi