Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/21984 E. 2012/10641 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/21984
Karar No
2012/10641
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığını ihlal, Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) İddianamede sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçu nedeniyle TCK'nun 116/2. maddesinin uygulanması istemi karşısında, 5271 sayılı CMK.nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden TCK'nun 116/4. maddesi uyarınca uygulama yapılması, 2-)Hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nun 143. maddesi ile üst sınırdan uygulama yapılırken gerekçe gösterilmeyerek aynı Yasanın 61. maddesine aykırı davranılması, 3-) Sanığın hırsızlık eylemini gerçekleştirdikten sonra kolluk tarafından çevrede yapılan araştırma sonucu, yaşı büyük olduğu için soruşturması ayrı yürütülen ... isimli kişiyle birlikte yakalandığı, ...'ın suçu kabullenerek çaldıkları bir kısım eşyaları sakladıkları yeri gösterip yakınana iadesini sağladığı, sanık ...'in de iadeye karşı duruşunun bulunmadığının anlaşılması karşısında; somut olayda yakınanın zararının kısmen karşılanmış olması nedeniyle, yakınana kısmi iadeye onay verip vermediği sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 4-) Sanık savunmanı, son oturumda lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiği halde, mala zarar verme suçundan kurulan hükümde daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş sanık hakkında, TCK'nun 51. maddesinin uygulanması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, 5-) Suç tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 53/4.maddesi uyarınca aynı maddenin 1.fıkrası hükmünün uygulanmayacağının gözetilmemesi, 6-) Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir. 5320 sayılı Yasanın 13/1 maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nun 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı yasanın 325 maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından, yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasa’sının 90. Maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslar arası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır. Bu açıklamalar ışığında; Mahkemece 5271 sayılı Yasası’nın 150/2. maddesi uyarınca, Baroya yazı yazılarak 18 yaşından küçük sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan sanıktan alınarak Hazineye irat kaydedilmesine karar verilmesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/21984, K. 2012/10641, T. 22.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-21984-e-2012-10641-k-1ddb63291dbf