Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/1340 E. 2010/3967 K.

Konu: Hırsızlık- Plakada Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/1340
Karar No
2010/3967
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık- Plakada Sahtecilik

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık- plakada sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

1- Suça konu aracın olaydan 15 gün kadar sonra Düzce ili sınırları içerisinde terk edilmiş şekilde bulunduğu, araç içerisinde yapılan aramada ele geçirilen sigara izmaritlerinin yapılan DNA incelemesinde, sigara izmaritleri üzerinden izole edilen DNA’ların sanık ... ile birlikte ... ... adlı kişiye ait genotip özellikleri taşıdığının belirlendiği, sanık aşamalarda ise; ismi geçen ... ...’ın arkadaşı olduğunu, suça konu otoyu ... adlı cezaevinden tanıdığı arkadaşının getirdiğini savunması karşısında; ... adlı kişinin açık kimlik ve adres bilgileri araştırılıp saptanarak dinlenmesi, adı geçen tanık ... ... hakkında bu eylemlerle ilgili dava açılıp açılmadığı sorulduktan sonra, açılmışsa ve olanaklı ise kanıtların birlikte değerlendirilmesi bakımından dosyaların birleştirilmesi, olanaklı değil ise dava dosyasının bu dosya ile ilgili bölümlerinin onaylı örneğinin dosya içerisine konulmasından sonra, kanıtlar bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2- Suça konu araca sonradan takıldığı anlaşılan 81 ... 565 nolu araç plakasının, ... adına kayıtlı bir araçtan çalınan gerçek bir araç plakası olduğunun anlaşılması karşısında; sahtecilik suçunun ne şekilde oluştuğu kararda açıklanıp gösterilmeden ve anılan plaka hırsızlığı ile ilgili açılmış bir dava bulunup bulunmadığı da araştırılmadan, sanığın sahte plaka kullandığı gerekçesiyle, yazılı biçimde karar verilmesi,

3- Kabul ve uygulamaya göre de;

a- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2007 günlü, 2007/195-197 sayılı ve benzer kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere, 765 sayılı TCY’nın 80. maddesindeki hükme benzer bir düzenleme getiren 5237 sayılı TCY’nın “zincirleme suç” başlıklı 43/1 maddesinin;

“ (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde olduğu, maddenin açık düzenlemesinden anlaşılacağı ve öğretide de kabul edildiği üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için,

aa- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,

bb- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,

cc- Bu suçların aynı suç işleme kararıyla işlenmesi koşullarının gerçekleşmiş olmasının gerektiği, hırsızlık suçunun bir yerde işlenmeye başlandıktan sonra devameden hareket birliği içinde ve kesintisiz sürdürülerek aynı mağdurun yakında bulunan farklı bir yerdeki eşyasına karşı işlenmesinin, yeni bir suçu ya da aynı suç işleme kararıyla suçun birden fazla işlenmesi halini oluşturmayıp, yasada tanımlanan suç tipine uygun tek bir fiil niteliği taşıyacağı, bu itibarla yasanın 43. maddesinde tanımını bulan zincirleme suç halinden söz edilmemek gerektiği,

Somut olayda, mahkemece kabul edilen oluşa göre, sanığın yanında suç ortağı veya ortakları olduğu halde, yakınanın evine bahçeye bakan PVC yapıdaki penceresini sert bir cisimle zorlamak suretiyle açıp girerek içeriden aldığı otomobil anahtarlarıyla evden çıkıp, hemen evin önünde bulunan aracı çalması eyleminde, araya zaman aralığı girmediği ve fiilin kesintiye uğramadan devam ettirildiği gözetildiğinde, zincirleme suç hükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı gibi, sanığın eyleminin bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu, suça vasıf verilirken eylem bütünlüğü içindeki en ağır niteliğe dayanılması icap ettiği, ancak suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı gibi etkenler gözetildiğinde, aynı Yasanın 61. maddesince temel cezanın tespitinin uygun olacağı anlaşıldığından, sanığın anılan Yasanın 142/2-d maddesi uyarınca tek bir hırsızlık suçundan cezalandırılması yerine, yazılı biçimde karar verilmesi,

b- Hırsızlık suçunun geceleyin işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu kararda açıklanıp gösterilmeden, verilen cezaların 5237 sayılı TCY’nın 143. maddesi ile artırılması,

c- 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile, 765 sayılı TCY’nın 493/2, 493/1-2-son. maddelerinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde, yanında suç ortağı veya ortakları olduğu halde, yakınanın evine bahçeye bakan PVC yapıdaki penceresini sert bir cisimle zorlamak suretiyle açıp girerek, içeriden aldığı otomobil anahtarlarıyla evden çıkıp hemen evin önünde bulunan aracı çaldığının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/2-d maddesinde belirtilen tek hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 116/1, 119/1-c maddelerinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması, öncelikle zorlanmak suretiyle açıldığı belirtilen pencerenin sağlam ve dayanıklı olup olmadığının belirlenmesinden sonra, eylemin 765 sayılı Yasaya göre 493/2 veya 493/1-2-son maddelerinde belirtilen suçlardan hangisini oluşturduğunun saptanması, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık; uzlaşmanın gerçekleşmemesi durumunda ayrıca mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozmak suçlarını da oluşturan eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,

d- Plakanın 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesi anlamında resmi belge niteliğinde olduğu, sahte olarak üretilmiş araç plakasını bilerek kullanma eyleminin 5237 sayılı TCY’nın 204/1. maddesindeki suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,

e- Her bir suç nedeniyle ayrı ayrı hükmolunan cezalar nedeniyle 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinde öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına karar verilmemesi,

f- ... Danışmaz’a iadesine karar verilen Adli emanetin 2005/266 sırasında kayıtlı eşyaların adı geçen kişiye ait olup olmadığı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde araştırılıp belirlenmeden gerçek sahiplerine iadesi yerine, adı geçen kişiye iadesine karar verilmesi ve 81 ... 565 sayılı araç plakasının ...’ye iadesi yerine de zoralımına karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 08.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/1340, K. 2010/3967, T. 08.04.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-1340-e-2010-3967-k-fed2467967c3